SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Onu Amsterdam, Milano ve İstanbul'un lüks mağazalarla süslü sokaklarında, film setlerinde ya da moda çekimlerinde görmeye alışmışsınızdır. Peki Yolanthe Cabau Sneijder, Tayland'ın arka sokaklarında ne arıyor? Onun aslında iki hayatı olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi basının gözü önünde yaşanan, diğeri ise çocuklara adanmış bir hayat. Galatasaray'ın son transferi Wesley Sneijder'in eşi Yolanthe Sneijder, genelevlerde çalışan küçük kızları kurtarmak için kurduğu Bir Kızı Özgürleştirin Vakfı'nın hikâyesini anlattı.

Hindistan'daki genelevlerde çalıştırılan kızların yaşının ne kadar küçük olduğunu öğrendiğinde bu konuda bir şeyler yapması gerektiğine karar vermiş Yolanthe Cabau. 2008'de bir arkadaşıyla birlikte Bir Kızı Özgürleştirin Vakfı'nı kurmuş. Hindistan, Tayland gibi ülkelerde çocukları fahişe olarak çalıştıranların karşısına dikiliyor. Bugün çok sayıda kız onun bu çabası sayesinde kendisine yeni bir gelecek inşa ediyor.

Cumhuriyet gazetesinde yer alan Deniz Ülkütekin imzalı söyleşi şöyle

Aslında her şey küçük bir magazin haberiyle başlamıştı. “Yenge pahalı geldi” yazıyordu. İçerikte, Galatasaraylı Wesley Sneijder'in eşi Yolanthe Cabau Sneijder'in Nişantaşı'ndaki bir gece kulübünün açılışına katılmak için 30 bin dolar istediği, ama fiyat pahalı bulunduğu için anlaşma sağlanamadığı belirtiliyordu. Kısacık da bir not vardı. Yolanthe Sneijder, bu paranın kurucusu olduğu Free A Girl (Bir Kızı Özgürleştirin) Vakfı'nın hesabına yatırılmasını istiyordu. Vakıf dünya üzerinde çok sayıda bölgede kronik bir sorun haline gelen, genelevlerde çalışan küçük kızları kurtarıp onlara yeni bir hayat sağlamayı amaçlıyor. Çalışmaları özellikle Doğu Asya'da yoğunlaşıyor. Bugüne kadar çok sayıda kızı özgürlüklerine kavuşturmuşlar. Yolanthe Sneijder, İbiza Adası'nda İspanyol kökenli bir yatırımcının kızı, babası bölgenin en zenginlerinden biriyken işlerinin kötüleşmesi sonucu bir uyuşturucu bağımlısına dönüşmüş, bu yüzden çocukluğuyla ilgili iyi anılarının yanında pek çok kötü anısı da var. Kendisi bu konu hakkında pek fazla konuşmak istemiyor, ama kim bilir, belki de çocuklara karşı bu hassasiyeti ve onlara yeni bir gelecek sunma çabasının sebeplerinden biri de budur. Hikâyenin geri kalanını ise kendisinden dinleyelim.

– Vakfı ne zaman ve nasıl kurmaya karar verdiniz?

– 2008'de. Arkadaşım Arjan Erkel'le birlikte ilk adımları attık. Siz de biliyorsunuzdur, dünyanın pek çok ülkesinde çocuklar ticari sebeplerle istismar ediliyor. Bu dediğim çok sıklıkla yaşanıyor. Bizim önceliğimiz çocuk fuhuşunu önlemek. Hindistan ve Tayland gibi bu durumun büyük problem olduğu ülkelerde, çocukları fuhuş batağından kurtarıp onlara gerekli olan şeyleri temin etmeye çalışan yerel kuruluşlarla birlikte çalışıyoruz.

– Bu çocuklara yardım etmek için neler yapıyorsunuz?

Yolanthe Cabau: Demin bahsettiğim yerel organizasyonlarla ve polisle birlikte genelevlerde fahişe olarak çalışan kızları özgürleştirmek ve onların bakımını sağlamak için çabalıyoruz. Çabalarımız sonunda çok sayıda kız şu anda kendilerine yeni bir gelecek inşa edebilecek durumdalar.

– Dediğiniz gibi çocuk istismarı dünya çapında bir problem. Peki, dünya çapında bu konudaki hassasiyeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Maalesef çocuk istismarı çok büyük bir problem. İnsanların bu konuda duyarlı olması daha birçok kızı özgürleştirmemiz için bize faydalı olur. Bunun, üzerinde konuşması bile oldukça zor bir konu olduğunu biliyorum, ama yine de konuşmamız gerekiyor.

– Kişisel olarak istismara uğrayan kızlara yardım etmeniz için sizi motive eden şey nedir?

– Çocuklar her zaman kalbimin bir köşesine dokunmuştur. Bence çocuklar fazlasıyla saf ve masum. Onların masumiyetini kullanmak isteyen insanlar olduğunu bilmek de kalbimi kırıyor. Tanrı, dünyada, çok sayıda yerde neler olup bittiğini görmemi sağladı ve görmemiş gibi davranamam. Ailem, işim ve aşkımla kutsandım, bu yüzden karşılığında dünyaya bir şeyler vermeliyim. Çocuklar asla taciz edilmemeli. Çok yüksek bir adalet duyarlılığım var. İşte bu yüzden çocukları fahişe olarak çalıştıranların karşısında dikiliyorum. İlk olarak bu durumun farkına vardığım günü hatırlıyorum. Hindistan'daki genelevlerde yaşanan gizemi ve çalıştırılan kızların ne kadar küçük yaşta olduğunu öğrendiğimde bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum.

– Dünya üzerinde sizin gibi çok sayıda ünlü isim farklı yardım kuruluşuyla çalışıyor. Ancak çocuk tacizi gibi hassas ve tabu olarak görülen konularda bir şey yapanların sayısı oldukça az. Bunun sebebi de büyük ihtimalle, böylesi bir konuyla birlikte anıldıklarında imajlarının zedeleneceğini düşünmeleri. Peki siz böylesi bir konu hakkında çalışmak için gereken cesareti nasıl edindiniz?

– Ben bunu cesaret olarak adlandırmıyorum. Eğer tüm insanlar bu kızların ne durumda olduğunu görebilse, yüzde yüz hepsi yardım etmek için bir şey yapardı. Ancak herkes bunu yapabilecek durumda değil. İnsanların kendilerine özgü büyük, küçük problemleri ve zor hayatları var. Bense birilerine yardım edebilecek kadar şanslı bir konumdayım. Yine de cesaret hakkında bir şey söylememem gerekirse, ortaklarımızdan birinin bir kızı kurtardığını gördüğümde bu beni çok mutlu ediyor ve bana öbür kızlara özgürlüğünü vermek için savaşma gücü veriyor.

Wesley de vakfın elçisi

– Çocuk istismarı Türkiye'de de önemli bir problem. Özellikle on ya da on bir yaşlarında zorla evlendirilen çok sayıda çocuk gelin var. Gelmeden önce bu durum hakkında bilginiz var mıydı? Türkiye'de herhangi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

– Çocuk istismarı, dünyanın her yerinde yaşanan bir problem. Her ne kadar dünyanın her yerindeki çocuklara yardımcı olmak istesem de, bu mümkün değil ne yazık ki. Tam da bu yüzden belli bir probleme odaklanıp onun üzerinde çalışmayı seçtik. Tabii ki buradaki çocuklara da her yerdekiler gibi yardım etmek isteriz ama organizasyonumuz henüz o kadar büyük değil. Bir yerden çalışmaya başlamalı ve çok çalışmalıyız. Umuyorum ki bir gün her yere yardım eli uzatacak kadar güçlü oluruz.

– Wesley Sneijder, sizinle tanışmadan önce çocuk istismarı hakkında ne kadar bilgi sahibiydi?

– Evet, vakfım hakkında her şeyi biliyordu ve yaptığımız şeyi çok takdir ediyordu. O sıralarda herhangi bir organizasyonda aktif değildi ve bana yapabileceği her yardımı teklif etti, ben de bunun oldukça tatlı bir jest olduğunu düşündüm. Artık o da Bir Kızı Özgürleştirin'in bir elçisi. Birlikte bir fark yaratmak ve adaletsizliğin önüne geçmek için çalışıyoruz.

Buraya Galatasaray için geldik

– Türkiye'ye geleceğiniz kesinleştiğinde Türk basını hakkınızda oldukça kapsamlı yazılar yazmıştı. Bunların çoğu ününüz, işiniz ve yaşam tarzınız hakkındaydı. Çok azı çocuklar için yaptıklarınızın farkındaydı. Bu sizi rahatsız etti mi?

– Hayır, etmedi. 16 yaşımdan beri oyunculuk yapıyorum ve bu mesleğin getirdikleri hakkında her şeyi biliyorum. Etrafta benim hakkımda konuşan çok sayıda insan olduğunun farkındayım. Bazen yazılanlar doğru olmasa bile kırıcı olabiliyor. Ancak yıllar geçtikçe daha dayanıklı hale geldim. Yaşadıklarımı olumlu ve gerçekçi yönden değerlendirmeye çalışıyorum. Beni bir tek Tanrı yargılayabilir. İyi bir insan olduğum ve kalbimin sesini dinlediğimde diğerleri ne düşünürse düşünsün, mutlu bir hayat yaşayabileceğimi biliyorum.

– Eşinizin transferi oldukça uzun sürdü. Bu süreç sizi nasıl etkiledi?

– Tüm o transfer hikâyesi Wesley'le ilgiliydi ve kariyeri için en iyi olan neyse onu seçti. Kendim için değil kocamın en iyi yapabileceği şeyi yapabilmesi için uğraştım. Galatasaray'da fikir birliğine vardık ve çok mutlu oldu. Ve tüm bu olan bitenin sonunda hayatımın aşkı mutluysa, ben de mutluyum demektir. Eğer insanlar Bir Kızı Özgürleştirin hakkında konuşmak isterse her zaman konuşurum, çünkü birlikte dünyada büyük bir değişiklik yapabiliriz. Wesley'le birlikte İstanbul'a indiğimizde basının ilk sorduğu şeyin bu olmamasını anlayabiliyorum. Buraya gelmemizin sebebi Galatasaray'dı ve bu yüzden onu tüm kalbimle destekliyorum.