SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Haftalar sonra dişlileri çalışan bir takım izledik. En azından oyunun belli bölümlerinde. Kafkas, büyük takım çalıştırmanın dezavantajlarını yaşıyor. Takımı şaha kaldıracağım derken kısa süreli şok yaşadı. Bunların daha ağırına da hazırlıklıdır herhalde. İlk yarıda Halil, Olcan kadar gayret etse, Adrian gibi topa girse, beklenen Trabzon golünü izleyebilirdik. Yine de 3'te Mustafa Yumlu'nun net kafasını izledik. 6'da Adrian'ın frikiği de es geçilmemeli. Her ikisi 2 gol demek. Bu çağdaş futbol dedikleri işte bu. İyi oynadığın dakikalarda golü buluyorsan adı çağdaş futbol oluyor bizim memlekette. Bulamadın mı hoca kötü, futbolcular ruhsuz!

Kafkas'ın Colman'ın eksikliği için Soner'e verdiği alan ve adam kontrolü ağır ama doğru görevdi. Bu takımın defansının önüne Zokora-Colman karışımı bir adam lazım ama kim? Bir de dengeleri sarsıcı birini es geçmeyin. Dengeli giderken 1 gol yiyip, fişi çekilen bir hal alıyorlar; anlamak zor. Henrique iyi güzel mücadele ediyor ama iki stoper arasında ne kadar ve nereye kadar mücadele edebilir ki? Ki daha 60 olmadan dışarı alınması da bu açıdan makul! Halil'in o bölgeye montesi kimsenin hoşuna gitmese de Kafkas ne yapsın? Bu dakikada Adrian ile kaçan gole Türkçe'de ne denir biliyorsunuz. İlk 20 dakika ve 60'dan sonraki hızlı oyuna dikkat çekmek lazım. Aşkla hızlı oyun istiyor. Yani bu takımla devirli gideceksin. Bir de rakibini kolay çıkarmayacaksın. Forvetlerin çıkarmayacak ama golünü de atacak. Hepsi olsa zaten bunları yazmazdık. Trabzonspor ligdeki yerinin üstünde bir maç çıkardı. Takımın bu hali Türkiye'nin AB hikayesine çok benziyor. Hep ilerleme raporu hep entegre olma hali. Dönüm maçıydı, maç önü istatistiklerin boş şeyler olduğu bir kez daha belli oldu. Çok isteyen değil, yenilmeyeyim yeter diyen kazandı.