SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Cuma günü haftaya başlıyoruz, herkeste bir gerginlik var bir de soru işareti acaba ne olacak diye? Kulüp başkanları, teknik direktörler, futbolcular, hakemler, televizyon yorumcuları, köşe yazarları ve taraftarlar.

Aslında taraftarlar en rahat olanları içlerinde. Onlar için oynanacak oyun sadece 3 ihtimalli bir futbol maçı sadece. İstedikleri maç süresinde keyif alacakları ve takımlarından gurur duyacakları gollü bir maç izlemek .

Sonuçta herkes hazır haftaya. Muhtemelen bir büyük takımın maçı ile başlar 90 dakika. Ortalama seviyede heyecansız bir maç izlenir ve maç biter biri kazanır biri kaybeder. Ama güzel ülkemde esas maç bitiş düdüğüyle başlar .

Öyle bir mücadele başlar ki bu heyecan herhalde hiçbir ülkede yoktur kazanan nasıl kazandığını, kaybeden nasıl doğal yollardan kaybetmediğini, herkese ispatlamak zorunda. Ve bu 90 dakika oynanan maç yaklaşık 5 gün sürecektir.

Futbolcu ve teknik adamlar 3 cümle ile işin içinden çıkarlar, sonrası kıyamet… Bütün ülke çalkalanır. Televizyonlar, sosyal medya, gazeteler, kurumlar vs vs…Binlerce yorum, saatler süren televizyon yayınları, milyonlarca mesaj döner ortalarda ama bu maçın nasıl kazanıldığını veya kaybedildiği ise hiç çözülemez…

Ülke hep birlikte bir ayaklanır sonra oturur. Cuma, cumartesi, pazar, pazartesi, salı sürer maç…

Çarşamba ve perşembe günü dinlenme günüdür herkes bir sonraki maç için kendini dinlendirir. Bu arada da bir sonraki haftaya biraz daha heyecan katmak için bir iki asparagas döner, hayali röportajlar yapılır.

Bizim futbol dünyamız böyle…Tarzımız bu aslında. Oynanan 90 dakikalık bir futbol maçı değil, 90 dakika kesmez bizi. Biz 5 gün izleyecek heyecanlı bir maç bekleriz olsa da olmasa da biz 5 gün oldururuz .

ZEKİ YAVAŞAN