SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Finalin adı Mete Kalkavan

4 Mart 2013

İlk gole kadar Fenerbahçe sezonun en etkili oyununu oynuyordu. Bunda Aykut Kocaman'ın maç önü hamleleri etkiliydi aslında; göbeğin Cristian, Meireles ve Emre üçlüsünden kurulması pozisyon değişimini çabuk yapıp, hızlı pas alışverişi kurabilen bir omurga sağladı. Fakat Beşiktaş'ın da İnönü'deki intihar denemesini atlamamak lazım.

Takım savunmasını beceremeyen ve oyuncu karakteri olarak da “sabit pozisyon” oyununa yatkın olmayan Beşiktaş, maçı 24 dakika geride kabul edince 2 nizami gol yedi fakat sadece 1'i geçerli sayıldı. Zira golden sonra yine geriye yaslanan Fenerbahçe'ye, bu hatasnın faturasını hakem Mete Kalkavan kesti. Kalkavan, önce yardımcısına uyup Webo'nun net golünü vermedi. Yetmedi, tehlikeli bir yerde Beşiktaş'a duran top hediye etti. Oysa bu “ele çarpma” anının aynısı Beşiktaş ceza sahasında Veli'nin de başına gelmişti. Bu iki “1 metrelik mesafeden vücuda bitişik ele çarpan top” fotoğrafındaki tek farkı bulun, dünkü maçın ağırlık merkezini çözersiniz… Ritim bozukluğu

Hakemin maça etkisi büyüktü ama elbet başka etkenler de vardı dün. Fenerbahçe, ilk yarıdaki 25 dakikalık ritmi 2-1 geriye düştükten sonra da denedi ama hem yorgunluk hem de Beşiktaş'ın geriye yaslanmayı reddedişi aynı filmin tekrarını izletmedi bize. Zaten Beşiktaş için tek bir yol var bu kadroyla; kazanmak ya da bu yolda mağlup olmak. Peki 3 puanı almak zorunda olan Fenerbahçe neden kaybetti?

Kuyt topla içeri giremeyen bir futbolcu, Emre gününde değildi, Ziegler neredeyse sahada yoktu, Webo ve Sow ise savunmayı boğarken orta saha ayakları boş alanları değerlendiremedi. Ayrıca maçın son 20 dakikasına dikkat edin; Fenerbahçe'in yine “final kompleksi” hortladı. Tüm bunlar bir yana dünkü maçın kaderini hakem Mete Kalkavan çizdi. Çaldığı ve çalmadığı, neredeyse, bütün düdüklerle! Maçı tekrar izleyin, anlayacaksınız ve ilk paragrafta bahsettiğim o “iki fotoğraf arasındaki tek fark” nedir göreceksiniz.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek