SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Manager oyunlarını futbola gönül vermiş insanlar olarak hepimiz çok severiz. Genelde oyunda en büyük amacımız 2. Lig’den bir takım alıp önce onu bir üst lige çıkarmak sonra o ligde şampiyon yapmak ardından Avrupa’da kupa kazanmak için uğraşırız. Peki, bunu gerçekte yapabilmiş biri olabilir mi? Bir teknik direktör düşünün ki; 3 değişik kulüp tarafından heykeli dikilsin, 2 değişik 2. Lig takımını önce lige çıkartıp sonra da şampiyon yapabilse, bunlarla da yetinmeyip 2 kez Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanmış olsa ne düşünürdünüz? Yok artık daha neler dediğinizi duyar gibiyim.

Nam-ı değer  ‘Koca Kafa'  lakaplı Brian Clough.  Futbolculuk yaşamı çok parlak olmasına rağmen kısa sürdü. Sakatlığı nedeniyle 29 yaşında futbolu bırakmak zorunda kaldı. Kariyerinde oynadığı iki takım olan Middlesbrough ve Sunderland’de toplam 271 maçta 251 gol atarak İngiliz liglerinin en yüksek ortalamasına sahip futbolcu unvanını hâlâ taşıyor.

Futbolu bıraktıktan sonra kısa süre Sunderland’de antrenör ve ardından Hartlepool United FC’da teknik direktörlüğe başladı. 30 yaşında en genç teknik direktörlerden biri olmuştu. Ancak 2 senelik başarısızlıktan sonra yönetimin değişmesi sonucu takımdan kovuldu.

Sonrasında ikinci lig takımlarından Derby’den teklif aldı. Eski yardımcısı ve dostu ‘usta scouting' Peter Taylor'u da yanına alarak sözleşme imzaladılar. İlk sene ortamı test eden ‘Koca Kafa' ikinci sezona çok iyi hazırlandı. İlk 11’den sadece 7oyuncuyu takımdan gönderdi. Takımda çok sert değişiklere de imza attı. Mesela saha sorumlusu, scouting başkanını hatta ve hatta bir mağlubiyetten sonra gülen iki çaycı kadını bile takımdan kovdu. İkinci senesinde 22 maç yenilmeyerek 1. Lig’e çıkmayı başarmıştı.  Sonrasında 1. Lig’i sırasıyla 4 ve 9. sıralarda bitirerek adından söz ettirmeye başlamıştı.

Oynadıkları temiz futbolun yanında rakiplerinin sert futbolunu da çok ağır eleştiriyordu. Sonrasında başını çok ağrıtacak açıklamalar da yapsa bu onun stiliydi. Ancak Brian Clough bu başarılarla yetinmedi. Şampiyonluk mücadelesi son maça taşınıp Liverpool'u 1-0 ile geçip 3 gün sonraki Leeds'in yenilmesini beklemeye başlamışlardı. Mucize gerçek olmuştu. Leeds yenilmiş Derby 71-72 sezonunda şampiyon olmuştu.

Daha sonra ise Clough-Taylor ikilisi yönetimden gizli, kulüp tarihinin en pahalı futbolcusu Nish'e imza attırdılar. Bu olay yönetimle ikilinin arasının açılmasına neden oldu. Zaten Brian Clough; egosu, iddialı açıklamaları ile yönetimi hep bölmüştü. Kendi taraftarına bile takımı desteklemediği için ‘nankör' diyebilecek egoya sahipti.

Yeni sezonda ligi 4. bitirmişlerdi. Yavaş yavaş yönetimle arası iyice açılmaya başladı. Ve birde gizli transfer teklifleri yönetim tarafından duyulunca ipler iyice gerildi. Sonrasında ise başkan Brian'ı yanına çağırarak Tv'lere çıkmamasını ve gazetelere makale yazmamasını talep etti. Buna sinirlenen Clough başkana tuzak kurup hem kendi hem de Taylor adına istifa edip taraftarı ateşleyip rahatlamak istedi. Ancak işler istediği gibi gitmedi başkan ayağına gelen bu fırsatı kullanarak istifayı kabul etti.

Ancak sezon ortalarına gelinmişti. Brian Clough takım bulamadı. Taylor Brighton gelmesini ister ve o da boşta kaldığı için kabul eder. Ancak sezon sonunda Taylor'u ‘Futbolu artık bıraktım' diye kandırarak kulübü terk eder.

O zamanın en çok eleştirdiği takımı Leeds teklif yapar. Eğer giderse daha önceki sözleri ve ağır eleştirileri başına bela olacaktı. Ancak yine de teklifi kabul etti. İlk gün çıktığı televizyon programında Leeds'in eski teknik direktörü Don Revie'yi ‘artık onun dönemi ve pislikleri bitmiştir' daha sonra ise çıktığı ilk antrenmanda “Tüm madalyalarınızı çöp kutusuna atabilirsiniz, çünkü hiçbirini adil şekilde kazanmadınız!” diyebilecek cesaretteydi.

Takımda onun izlerini silmeye kararlıydı. Ama takımdaki gruplaşmayı engelleyemedi. Ve futbolcular maçları sabote edip oynamayarak amaçlarına ulaştılar. 7 maçta 1 galibiyet alınca, 44 gün sonra Brian Clough kovuldu.

Tekrar düşüş döneminin ardından şahlanma zamanı gelmişti. Nottingham Forest'in sunduğu anlaşmayı kabul etti. Yanına eski dostu Peter Taylor'u da almıştı. İlk sene 1. Lig’e çıkan Nottingham Forest, ikinci sezon Arsenal, Manchester United, Liverpool gibi rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa adını yazdırıyordu. Ve Nottingham Forest 78-79 sezonunda ilk ve tek şampiyonluğunu doyasıya kutluyordu.

İlk senesinde şampiyon olan takım ikinci sene ikinci olmasına rağmen Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanacaklardı. Dahası Avrupa Süper Kupa'sını da kazandılar. Yani 2 sene içinde 1 lig şampiyonluğu, 2 de Avrupa Kupası kazanmışlardı. Ve ‘Koca Kafa' Avrupa’da kupa kazanan ilk İngiliz teknik direktör oldu. Sonraki sezon ise ligde beşinci olsalar da yine Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanarak Avrupa'ya ambargo koydular.

Bu tarihten sonra Taylor ve Clough ikilisinin arası açıldı. Ve düşüş gerçekleşti. Bundan sonra Nottingham Forest orta sıra takımına dönüştü. 16 yıl sonra ‘Koca Kafa' lige çıkardığı takımını 2. Lig’e düşürüyordu. Bütün sorumluluğu üstüne alıp istifa etti. Bir daha da takım çalıştırmadı.

O, 3 farklı kulübe heykelini diktirebilen nadir teknik direktörlerden. Herkesin kabarık saçlarından dolayı ‘Koca Kafa' lakabını taktığı bir futbol dahisi. Ama o; İngiltere Milli Takımı’nı çalıştırmamış en iyi İngiliz antrenör olarak da tarihe geçecekti.

Belki cenazesinde ailesinden başka 3-5 futbol adamı dışında kimsenin gelmemesi başarılarıyla ters orantılı olsa da; ego, kibir ve eleştiri dozu ile doğru orantılı olarak karşımıza çıkıyor. Ama onun başarıları, bir devre başkaldırışın efsaneleşmiş halidir. O kaybedişlerinin dersini iyi çıkartıp, bir sürü başarılar elde etmiştir. Zaten zor olanda düştükten sonra kalkmaktı. Her bitiş aslında yeni başlangıca gebeydi.

Evet, Brian Clough;  küfürbaz, ego sahibi, alkolik bir adamdı. Ancak onun başarısı kolay kolay tekrarlanmayacak cinstendi. İki ayrı takımı sıfırdan kurup, üst lige çıkarıp kısa sürede şampiyonluk şarkısı söyletmek, dahası Avrupa’da kupa kazanması ve sayısız başarısı takdire şayandı. Şimdiki dönemde Mourinho; Brian Clough'un kişiliğini mi yansıtıyor?

Neyse konuyu daha fazla uzatmadan iki usta ismin sözleriyle konuyu bitirelim;

Brian Clough: ‘Futbolda en iyi menajer olduğumu söyleyemem ama ben listenin en tepesindeyim.' Mourinho: ‘Dünyanın en iyisi olduğumu düşünmüyorum ama benden iyisi olduğunu da sanmıyorum'

ÜMİT BERBER