SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Lafa direk gireceğim. Uzun süredir şampiyonluk hayali kuran, belki de hak ettikleri (daha doğrusu öyle olduğu bağımsız mahkemelerce söylenen)  bir şampiyonluğu göz göre göre teslim edilmemiş bir şehrin ve takımın sorunlarını ve bu sorunlara kendimce bulduğum çözümleri anlatacağım.

Öncelikle şunu belirteyim, bir kulüp başkanının kulübün bulunduğu şehirde yaşamaması yanlıştır. Yani herhangi bir futbolcun, İstanbul takımlarına transfer olduğunda “bu şehirde kalmayı tercih etmiyorlar” diye eleştirip ya da yabancı transferi yaparken adama önce İstanbul’u gezdirip orada imza töreni yaptırırsan sonuçlarına katlanırsın. Sen de İstanbul’ da yaşayan bir başkan olarak bu duruma laf edemezsin. Bir kere başkanın evi, işi, ailesi ve tüm mesaisi bu şehirde olacak. Sokakta olacak başkan. Taraftarla konuşacak, dert dinleyecek, görüş alacak. Maç günü ilk uçakla gelip, maç sonu son uçakla dönmeyecek metropole. Metropolü Trabzon olacak kısacası. Ayrıca iyi yönetilecek Trabzon. Futbolcu ile sözleşme yaparken üçe beşe bakmayacak, cazip kılacak şehiri. Burak Yılmaz’dan kazandığı parayı Janko’da heba etmeyecek mesela.

İkinci unsur hoca. Hocası altın dönemden şampiyonluk gören bir Türk isim veya yabancı olacaksa kesinlikle, alternatifsiz Şota Arveladze olacak. O tadı bilecek, kazandıklarında nasıl bir his yaşayacaklarını futbolcularına anlatacak. Trabzon’da şampiyonluğun başka bir yerde şampiyonluktan çok farklı olduğunu öğretecek onlara.  Çok fazla teknik bilmesine gerek yok. O kentin başarısındaki payın yüzde doksan beşinin motivasyon ve inanç olduğunu bilsin yeter.

Bir diğer unsur kadro. Kadroda yabancı en az sayıda olacak. 2-3 bilemedin 4 olacak ama çok iyisi olacak. Takım zora düştü mü oradan çıkarmayı bilecek. Mümkünse de Latin olmayacak. Çünkü bu adamlar o şehre göre değil bence, yumuşak karınlılar. Hepsinde bir eğlence, bir “eller havaya” hali var. Yabancısı Balkanlardan olacak, Doğu Avrupa’dan olacak mesela. Taş gibi olacak, eğilip bükülmeyecek kısacası. Gelelim Türklere. Türklerin hedefi de Avrupa’da oynamak, bir büyük takım görmek, kariyer yapmak olmayacak. Tek hedefi Trabzonspor’u şampiyon yapmak olacak. Çünkü eğer bunu başarırsa dünyanın hangi kulübüne giderse gitsin öyle bir kariyer yapamayacağını ve yaşadığı hazzın milyon eurolarla ölçülemeyeceğini bilecek. Bu Türklerden çoğu Karadenizli, mümkünse de Trabzonlu olacak. Bu ligde takımını bir milli takım gibi görecek. Renkleri için, arması için varını yoğunu ortaya koyacak. Profesyonel olmayacak, boş kağıda imza atacak, ömrünü adayacak.

Son sözümde taraftara. Beklemeyecek taraftar. Hak ettiklerinin verilmesini, medyada ilk haber olmayı, diğerleri gibi pohpohlanmayı beklemeyecek. Bir süre içine atacak, bilecek, konuşacağı  zamanın geleceğini düşünecek, polemiğe girmeyecek ve sadece takımının, hocasının, futbolcusunun arkasında olacak. Bastıracak, stadını yaptıracak, yağmurlukla maç izlemekten kurtulacak, kazandığı maçtan sonra horonunu tepecek, kolbastısını oynayacak, dua edecek  ve sonunda yıllardır beklediği, kıl payı kaçırdığı ve belkide bir kere kazanmasına rağmen göremediği şampiyonluğu görecek…

CUMALİ ÖNÇALIR