SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolla ilgili olup Francesco Totti’yi bilmeyen yoktur. Bugün 36 yaşında olan Totti’nin kariyeri başarılarla dolu. 2006’da Dünya Kupası’nı kazanan Totti, kariyerini attığı 200’ün üzerinde Serie A golüyle süsledi. İtalyan Futbolu’nun efsane 10 numarasını özel kılan ise istatistikleri, kazandığı kupalar ve madalyalar değil onu özel yapan asla paha biçilemeyen Roma sevdası.

Kariyeri boyunca kapısını kimler aşındırmadı ki Totti’nin. Real Madrid’ler, Barcelona’lar Chelsea’ler. Çok büyük paralar teklif edildi hem Roma’ya hem Totti’ye ama o hiçbir zaman ayrılmadı takımından. Bırakın ayrılmayı bunu aklından bile geçirmedi. Aklında hep Roma hep futbol oldu. Futbola o kadar aşıktır ki efsane kaptan; “Ona Ortadoğu’nun sorunundan bahsetseniz, orta sahanın solundan bahsettiğinizi sanır.” demiştir Paolo Di Canio kendisi hakkında. İşte onu özel kılan buydu futbola ve Roma’ya olan tutkusu, kazanma hırsı ve hırçınlığı. Bütün Roma taraftarlarının sahadaki temsilcisidir, kalbidir ve onları asla terketmemiştir. Böyle futbolculardan fazla kalmadı futbol dünyasında. Yetenekli futbolcular para ve şöhret tutkusuyla ilk fırsatta dünyanın büyük takımlarına kapağı atma peşindeler. Totti gibi Gerrard gibi kulüplerinde sembolleşmiş isimler, bir bakıma “taraftar futbolcular” nadir geliyor. Günümüz futbolunda Anderlecht, Malmö, Steau Bükreş gibi bir dönem Avrupa’da önemli başarılar kazanan, küçük liglerinin takımları, artık dev kulüplerle rekabet edemez duruma geldiler. Sebebi basit nerde bir oyuncu sivrilse bir sezon hatta artık yarım sezon sonra büyük bir kulüp tarafından transfer ediliyor. Totti ise sadece yeteneğle değil, sadakatiyle de anıldı her zaman. İtalyanların “Bandiere” dedikleri takımının simgesi olmuş futbolculardandır. Maldini dendiğinde nasıl Milan akla geliyorsa, Totti dendiğinde de Roma akla geliyor. Roma’nın belki de Maximus’tan sonraki en büyük ikinci figürü olmaya adaydır.

Türk futbolunda ise Galatasaray’ın bir Totti’si var. Altyapıdan yetişti. 2003 yılından bu yana sarı kırmızılı formayı hiç çıkarmadı üzerinden. Yönetimler değişti, teknik adamlar değişti ama o hep kaldı. Dile kolay bugüne kadar 9 farklı hocayla çalıştı. Taraftar gibi oynuyor yıllardır sahada. Ne zaman kamera onu gösterse kan ter içinde görürsünüz. Hep koşar, hep çabalar, hep didinir, hırslıdır, hırçındır, takımını ateşler, sevinçte, kederde hep ordadır sarı ve kırmızıya aşıktır tıpkı Totti gibi. Bazı farklar da var aralarında; mesela Totti kadar yetenekli değil hatta Totti’nin ne kadar kaleyi bulan topu varsa onun dışarı giden topu vardır ama Totti ne kadar Roma’lıysa o da o kadar Galatasaray’lıdır. Çalışkanlığı ve yılmayışıyla örnek bir sporcudur.

Sahada çok hata yaptı, çok eleştirildi, dalga geçildi ama hiç kimse ona “Git” demedi. “Kulübümde mutluyum” diyen yabancı futbolcuların, gece kulüplerini kastettiği ülkemizde örnek aile yaşantısıyla önemli bir değer oldu.

Sabri Sarıoğlu, Şampiyonlar Ligi’nde Drogba’lı Sneijder’li Galatasaray ile 20.02.2013 tarihli Schalke 04 maçına kaptan olarak çıktı ve çok yakıştı.

KUBİLAY ONUR ÖZER