SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Geçtiğimiz günlerde, Henri Verneuil’in “İkarus’un İ’si” filmini izledim. Genel hatları ile özetlemek gerekirse (Spoiler Alert!) filmde, hayali bir ülkenin, hayali başkanının öldürülmesi üzerine soruşturma yürüten başsavcının, olayın ardında Gizli Servis’in izini bulması ve bu buluşun ardından öldürülmesi işleniyor. Bu olayda, hapsedildiği yerden üzerine katran bulayıp, tüyler yapıştırarak kaçan, fakat kaçarken güneşe (güneş, Yunan Mitolojisi’nde doğruyu temsil ediyor) çok yakın uçtuğundan, üzerindeki katran eriyerek, İkarus’un ölümüne sebebiyet veriyor. Kısacası gerçeğe haddinden fazla yaklaşmasının, ölümle sonuçlanması metaforu işleniyor.

Türk basketbolunda da, bir İkarus benzetmesi yapmak gerekirse, benzetmenin benzeyen tarafında Erman Kunter yer alacaktır. Oyunculuk kariyeri başarılar ve rekorlarla dolu olan (bir maçta 153 sayı atmak gibi), antrenörlük kariyeri boyunca en azından ülkemizde ciddi haksızlıklarla baş etmek durumunda kaldı. Aslında haksızlık denmesi de çok doğru olmaz, kelimenin tam anlamıyla fazlasıyla gerçekçi olduğundan defalarca görevinden oldu.

Antrenörlük kariyerinin başında, Beşiktaş'ı küme düşürmesinin ardından, antrenörlük yaptığı tüm takımlarla başarı kazanmış bir adam olarak Ermen Kunter, bugün Avrupa'nın sayılı koçlarından sayılmıyorsa bu tamamen ona yapılan haksızlıkların neticesidir.

Sırayla gidelim;

Erman Kunter, 1997'de Türkiye Milli Basketbol Takımı'nın başına geçti.  En büyük sınavı Eurobasket 99’du. Grupta ilk iki maçını kazanan milli takım son maçını kaybetse de gruptan lider çıkıyor. İlk 5’te üç tane 20’lik adam oynatacak kadar cesur bir antrenöre sahip milli takım, çeyrek finalde eleniyor. Yurda tarihin en büyük başarısını egale etmiş bir genç takım olarak dönüyordu. Fakat, kulislerde yaşanan bir olay neticesinde Federasyon, Kunter'in biletini çoktan kesmişti. Nitekim turnuvadan sonra oynanan bir hazırlık maçının farklı kaybedilmesi gerekçe gösterilerek takımdan gönderildi Kunter.

Kunter'in uğradığı haksızlıklar bununla da kalmadı. Kunter, 2002'de Galatasaray'ın başına geçiyor, takıma harika bir ivme kazandırarak sezonu üçüncü sırada bitiriyordu. Sezon sonunda “Derin Galatasaray” olarak adlandırılan yapı,  bu takımın şampiyon olabileceğinden ve bunun zamanının geldiğini söylüyor. Fakat bütçe konusunda ise kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Bu bütçeyle Efes ve Ülker ile başa çıkılamayacağını dile getiren Kunter'in görevine son veriliyordu. Galatasaray o sene sonunda, küme düşmekten son maçlarda kurtuldu.

Sonrası Fransa Kunter için, bir köy takımını şampiyon yapmak, o köyde bir sokağa ismini vermek, yılın spor adamı seçilmek, Fransız milli takımı için düşünülmek. Bugün ise Beşiktaş Basketbol Takımı'nı yönetiyor. Ancak bütçe küçültünce akla geldi Kunter ismi ve yokluktan, diğer takımların gönderdiklerinden kurduğu kadro ile onurlu bir mücadele veriyor. Bu onurlu mücadele ise, “Geçen sene şampiyon olmuştuk” sözleriyle küçük görülüyor.

Erman Kunter, Türk Basketbolu’nun İkarus'udur. Umudum bir gün bu sıfatı haksız kılacak bir noktaya gelmesidir.

MARCEL BALÇIK