SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Trabzonspor'un sahibi vardır. İdare edilir. Bir başkana, 15 yöneticiye teslim edilecek kadar yalnız bırakılmaz. Basın, taraftar, eski idareciler ne kadar istifa çağrısı yaparsa yapsın, değişmesine karar verildiğinde değişim olur. Başkanı bulunur, listeler şekillenir. Dışardakilerin hisleriyle içerdekilerin politikaları farklıdır. Dışardakiler, halk sahaya bakar. Sahada kazanan bir takım oldukça başkanın kim olduğu çok da umurlarında olmaz. Yöneticilerin adları bile önemli değildir. Derin Trabzon yazarken, okurken soyut, aslında somuttur, yaşayan bir organizmadır. Trabzonspor'u sadece sahadaki takım zannedersiniz; yanılırsınız. Sahada gördüğünüz çok azıdır. Onun için istifa sözleri boşuna yer doldurur. Şunu söylemek istiyorum; istifa da yönetim kurulunun elinde değildir, başkanın kendi başına alabileceği bir karar hiç değildir. Hatta daha ilerisini söyleyelim; Şenol Güneş bile istifasını çeşitli nedenlerle erteleye erteleye bugünlere gelmiştir.

Kentin siyaseti, ekonomisi, sporu, cemiyet hayatı Trabzonspor etrafında döner. Bazı şeyler vardır; Trabzonspor üzerinden kotarılmalıdır; yoksa eksik kalır. Hedeflenene ulaşılmaz. Bir şehri, kulüp üzerinden yönetenlerin ileri politikalarını bilmeniz zor. Başkanı, yönetimleri, teknik direktörü değiştirirken, pek çok amaca birden ulaşırlar. Bunun örnekleri çoktur. Güneş'in Kore'den getirilmesi salt bir hoca değişimi değildir. Pek çok amaca hizmet etmiştir.

Aklında kulüp başkanlığı olmayan Sadri Şener'in yeniden Trabzon'a dönmesi de aynı yöneten kafanın bir projesidir. Yani aslında her şey planlanıyor. Siz kafanızı yormayacaksınız. Sizin takımınızı sizin adınıza kurarlar, sizin adınıza futbolcu transfer ederler, başkan ve yönetimleri belirlerler. O halde aslında her şey kurgulanmıştır. Kriz varsa, işler sarpa sarmışsa sorun değil. Tam tersi bu istenen, beklenen bir durumdur. Hatta bazı dönemler vardır ki, yönetimler, başkanlar bilerek hatalara zorlanmıştır. Mesela Fenerbahçe maçını kaybetti diye istifaya çağrılan Sadri Şener, kulübü 100 milyon TL'den fazla borçlandırdığı için sadece eleştirilmiştir. Yani kulübü isterseniz 200 milyon dolar borçlandırın ama Fener'i yenin. Fenerbahçe bir rakip olduğu kadar, güzel de bir bahanedir. Büyük kabahatler işlerler ama kimsenin ruhu duymaz. O açıdan Fener de lazım!