SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

2009-2010 sezonunda Bursaspor’u şampiyon yaparak bir anlamda ‘4 Büyük’ hegemonyasını yıkan Ertuğrul Sağlam, Sabah Spor’u ziyaret etti. Yaşadıkları, hedefleri ve planlarından bahseden başarılı teknik adam, sorulara içtenlikle yanıt verdi.

Sabah gazetesinde yer alan söyleşi şu şekilde;

Türkiye’de ‘4 Büyük’ takımın dışında ilk kez farklı bir takımla şampiyonluk yaşadınız. Sizce Bursaspor şampiyonluğun tadına varamadı mı?

“Aslında insanlar nasıl büyük bir başarı olduğunun farkına varamadı. İlk defa şampiyon olduğumuz için bunun mizansenini de yaptık Lig TV’de. Çocuk “Baba şampiyon olduk şimdi ne yapacağız” diye soruyordu. Bizim bu şampiyonluğumuz bence her geçen sene biraz daha önemli hale gelecek. İnsanlar ne büyük bir iş yapıldığını anlamaya başlayacak. Şunu iddia ediyorum; Türk futbol tarihinin iki tane büyük başarısı vardır. Tabii Trabzon’un bundan önceki şampiyonluklarını yabana atmak istemiyorum. Diğer şampiyonluklar da kendi içinde çok değerlidir ama ilki Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu, ikincisi de Bursaspor’un Türkiye’de Süper Lig’de şampiyon olmasıdır.”

– Bursaspor’un şampiyonluğunu düşününce bir kırgınlığınız var mı?

“Hayır. Bursa camiasına, taraftarına kırgın olmam mümkün değil. Hayatımdaki antrenörlük kariyerimin belki de en başarılı dönemini geçirdim ve hep beraber tarihi bir başarıya imza attık.”

ARJANTİN’E GİDİYORUM

– Dinlenmek için Arjantin’e gideceğinizi söylediniz. Orada kaç maç izleyeceğinizi belirlediniz mi, program yaptınız mı?

“Programı yaptım, üç hafta kalacağım. Herhangi bir takımdan beğendiğim futbolcuları izleyeceğim. Bu önemli bir süreç. Hem oyuncu portföyümüzü geliştirme açısından hem de farklı bir ülkede farklı bir futbol kültürünü görme açısından. Mesela bu sene iki tane Arjantinli futbolcuyla oynuyorduk. Bu sene ikisi de takıma çok katkı yaptı. Arjantin’e sempatik bakıyorum. Ekonomik anlamda da Arjantin büyümeye başladı. Oradan büyük oyuncuları almak kolay olmuyor.”

BURSA’DA İSTİKRARI SAĞLADIK

“Bursa şampiyonluktan sonra üçüncü oldu. Sonraki sene ise beşinci oldu. Yani başarıda bir devamlılık ve istikrar oluştu. Hani tabii ki her ortaya konulan neticeyi şampiyonlukla değerlendirirsek bu Bursaspor’un geleceği için de kötü bir değerlendirme olur. Bir çok insanı sıkıntıya sokar. İnsan kendiyle muhasebe yapıp hesaplaşmasını huzur içinde yapınca başına gelecek her olayı hayra yorup huzuru bulabiliyor.”

– Veda ettiğiniz gün ağlayan bir çocuk vardı, onu tanıyor muydunuz?

“O gün çok kalabalıktı. Taraftarlar hem üzüntülerini hem de bize olan vefa borçlarını ortaya koymak için geldiler. Çocuğun ağlaması benim için çok duygusal bir andı.”

BJK’dan ayrılmam hayırlı oldu

“Bursa zorlu bir yer. Mesela Beşiktaş’tan ayrıldığımız dönemde futbolcu olarak 6-7 sene oynadık sonra 37 yaşında Beşiktaş antrenörü oldum. 1 buçuk sene olmadan ayrılmak zorunda kaldım. Kendi isteğimle ayrıldım. Nasıl üzüldüm. O ayrılık benim antrenörlük kariyerimde belki de ulaşabileceğim en önemli başarıyı ortaya çıkaran bir başlangıç oldu. Türk futbol tarihinde altın harflerle yazılacak bir başarının, bir olayın başlangıcı oldu. Bilemiyorsunuz. Bir yerden ayrılıyorsunuz, üzülüyorsunuz ama sonra da bir bakıyorsunuz ki iyi ki ayrılmışım diyorsunuz. Ya da o ayrılık çok güzel şeylerin kapısını aralıyor.”

A.Gücü şampiyon olacak takım

– Anadolu ekiplerinin başarılı olabilmesi için gerekli kriterler neler?

“Mesela Göztepe’yi Süper Lig’e çıkarırsın, bir sene sonra ilk beşe sokarsın, sonra Avrupa Kupaları’na götürürsün. Düzenini, kurumsal yapını kurarsın; o başarıyla beraber kulüp de artık büyür. Bu bir iştir. Ankaragücü mesela hengâmeden, kargaşadan kurtulsa şampiyon olacak bir takım.”

“N’Diaye’ye “Bir daha gözüme gözükme” dedim

– Sizin döneminizde N’Diaye ani bir kararla satıldı. Bu transferin perde arkasında neler yaşandı?

“N’Diaye’yi Nancy’den iki milyon Euro’ya aldık. Bir sene oynadı. Geldiği günden sonra üzerine koydu. Devre arasında Sunderland geldi çocukla konuştu. Bir gün geldi “Gitmek istiyorum” dedi. Seni nasıl bırakalım transferin bitmesine on gün kalmışken en iyi oyuncusunu bırakır mı takım? Menajerleri, ağabeyleri geldi. Bir baktım yüzü düşmeye, çalışmamaya başladı. Bize 2 milyona mal oldu. Sunderland “3 milyon Euro verelim bize verin” dedi. Şaka mı yapıyorsunuz dedik. Gücümüz yokken bir futbolcuya 2 milyon Euro verip alacağız, Premier Lig takımı gelip oyuncuyu 3 milyona elimden alacak. ‘Gitmek istiyorsun ama bu işin bir fiyatı var. İstediğimiz parayı versinler ben de izin veriyorum’ dedim. Bir gün sonra baktım ağlıyor. “Oynamıyorum artık” dedi ben de “Bir daha gözüme gözükme, nereye gidersen git” dedim. Adam sizin gibi bir kulüpten gitmek istedi mi gidiyor. Başka şansınız yok.”

Bursa’dan kopmak hiç kolay olmadı

Büyük başarılara imza attığınız Bursaspor ve Bursa’dan ayrılma süreciniz zor olmadı mı? Federasyon ve noterle ilgili tatsız bir süreç yaşandı ama hepsini hallettik. Yani halletmemiz de gerekiyordu. Ben de gerekli fedakârlığı yaptım. Helalleştik. İşin içine duygusallığı karıştırdığınızda sonrasında sıkıntı oluyor. Bizim insanımızın bu konuda çok hassas bir terazisi var. Camiayı sahipleniyorsunuz, bağlanıyorsunuz. Sadece bir teknik direktör ilişkisi olmuyor. İnsanlarla halkla bir bütün haline geliyoruz. Ayrılmak da kolay olmuyor. Güzel şeyler yaşıyorsunuz. Bursaspor’dan ayrıldıktan sonra 10 gün Bursa’da kaldım. Dört sene oraya yerleşince kolay kopamıyorsunuz.