SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Ünal Alpuğan… Kariyeri tesadüflerle başlayan, bu şansı iyi kullanıp Almanya’nın köklü kulübü Schalke 04 A takımında 3 sezon boyunca düzenli bir şekilde forma bulan Alpuğan’ın futbol hayatı ve sonrası birkaç cümle ile anlatılacak cinsten değil.

İşte, madenci bir babanın oğlu Ünal Alpuğan’ın ilginç ve başarılarla dolu meslek hayatı ve ummadığı bir şekilde süren futbol sonrası günleri…

1973 yılında Almanya’nın maden şehri Gelsenkirchen’de işçi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarından itibaren futbola ilgi duymaya başlayan Ünal, Westfalia Buer kulübünün alt yapısında top koşturmaya başladı. Ardından SG Wattenschied 09 altyapısına geçti. Bu kulüpte rezerv takıma kadar yükselen Alpuğan, 1994-1995 sezonunda yerel lig olan Regionalliga’da 20 kez forma şansı buldu. 1995 yılında ise amatör takım FC Rhade’ye transfer oldu. İki sezon da bu kulüpte oynadıktan sonra kariyerinin en parlak yıllarını yaşayacağı Schalke 04 kulübünün kapısından içeri girdi. İlk olarak Schalke rezerv takımında üç sezon futbol oynayan Ünal Alpuğan, hem o yıllarda Türkiye’den mavi-beyazlı takıma transfer olan Hami Mandıralı’ya tercüman olması, hem de kadronun sakatlarla dolu olması nedeniyle A takıma çıkarıldı. Dönemin teknik direktörü Huub Stevens Ünal Alpuğan’ın antrenmanlardaki özverisini ve düzgün kişiliğini takdir ederek, 20 Şubat 1999’da Stuttgart’a karşı oynanan maçta kendisine ilk kez bir lig maçında şans tanıdı. Tercümanılığını yapacağı Hami Mandıralı sezon sonu takımdan ayrılsa da Alpuğan 3 sezon boyunca başarılı bir şekilde Schalke 04 forması giydi.

2001-2002 sezonunda Çaykur Rizespor’a transfer oldu. Karedeniz takımında üç yılını kaptanlık olmak üzere toplam beş yıl oynayan Ünal Alpuğan daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a transfer oldu. İki yıl İ.B.B’de oynayıp kaptanlık yaptıktan sonra 2008 yılında faal futbol hayatına veda etti.

Futbolu bıraktıktan sonra tekrar Almanya’ya dönen Alpuğan şu an kardeşi ile birlikte Gelsenkirchen’de bir bakkal dükkanı işletiyor. Neden futbolun içinde kalmadığını sorduğımuzda Ünal Alpuğan şe şekilde cevap verdi : “Her futbolcunun futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük, yardımcı antrenörlük ya da menajerlik düşüncesi vardır. Düşüncem ilk önce lisanlarımı almak, daha sonra bekleyip gerekli yerlere kendimi sunmaya çalışacağım. Bu da tabi mutlaka bir destekle olur. Yani T.F.F’de kaydım var, belki ismim ön sıraya alınıp gerekli belgeleri almam sağlanabilir.”

Şu an yaptığı işin kardeşi ile birlikte büfe-bakkal işletmesi olduğunu belirten Alpuğan, “Eşim ve ben çalışıyoruz. Üç çocuğum var ve gelirim futbol dışından. İki sene önce kısa süre amatör takımda teknik direktörlük yaptım, ordan da biraz param var. Yani kısacası şu an ticaret yaparak geçimimi sağlıyorum” şeklinde konuştu.

Futbol sonrası hayatının alışıla gelmişten çok farklı olduğu hatırlatıldığında Ünal Alpuğan şunları söyledi: “Aslında ticaretten fazla anlamam. Kardeşim yıllardan beri ticaretle uğraştığı için ortaklaşa bişeyler yapmaya çalışıyoruz. Geçimimizi şu an ordan kazanıyoruz. Açıkçası pek de mutlu değilim. Ama dediğim gibi de ilerleyemiyorum. Kulüplerle görüştüğüm zaman bana lisans soruyorlar. Ne kadar profesyonel futbol oynasanız da sonrası bu lisans çok önemli. Açıkçası biraz torpil lazım. Geçen sene C lisansımı aldım Almaya’da. Bu da Schalke kulübünün yardımıyla oldu. Yükselmem için bu tür yardımlara ihtiyacım var.”

Futbolculuğu döneminde bir çok isimle çalıştığı, bunların bir yardımının olup olmadığı şeklinde soruya Ünal Alpuğan, ” Çok teknik adamla çalıştım. Bunların arasında Abdullah Avcı, Rıza Çalımbay, Hikmet Karaman, Güvenç Kurtar gibi isimler var. Hep bana bir çaresine bakarız, yardımcı olmaya çalışırız dediler ama şu ana kadar gelen birşey yok. Açıkçası onlara biraz kırgınım. Şöyle ki; 7 sene Türkiye’de futol oynadım. İki takımda da kaptan oldum. Ama bir yere gelemedim. Yani futbol bitti, herşey bitti gibi bir olay geldi başıma. Bu beni çok üzüyor. Anladığım kadarıyla bu işlerde torpilsiz de bir yere varılmıyor.” şeklinde cevap verdi.

Almanya’da lisans çıkarıp çıkaramadığını sorduk Ünal Alpuğan’a, O’da şunları söyledi. ” Zaten Türkiye’de ilerleyemediğim için şansımı burda denemeye karar verdim. Alman Futbol Federasyonu’nun bir kuralı var. Burda üç sene profesyonel oynadım. Türkiye’de ise yedi sene. Almanya dışında çalıştığım yedi seneyi Alman Futbol Federasyonu DFB kabul etmiyor. Bu yüzden burda en alt kademe olan C lisansından başlamam gerekiyor. Yani ilk olarak üçüncü lig, daha sonra kademeli olarak A lisansına sahip olabilirim. Ama Türkiye’de B lisansı, hatta A lisansından başlama şansım var. Yıl kaybetmek istemedim. Türkiye’den gerekli yardımları göremeyince burda başlamaya karar verdim.”

Alpuğan şöyle devam etti. ” Yedi yıldır Türkiye’de çok kişilerle çalıştım. Çok arkadaşım, dostum oldu. Çalıştığım hocalardan bana yardım etmelerini bekliyorum. Maddi anlamda birşey beklemiyorum. En azından bana bir kapı açabilirler.”

Son olarak Ünal Alpuğan’a Almanya’da çok konuşulan bahis çetesini sorduk. Alpuğan,”Bahis skandalı çok büyük bir felaket oldu. Bana göre futbolu çok etkiledi. Oynadığım dönemlerde böyle birşeye şahit olmadım. Olmak da istememezdim zaten. Belki bizim haberimiz olmadan, arka planda bazı şeyler olmuş olabilir. Bahis olayı sadece futbolcularla olacak iş de değil. Bu iş ticarete döndü. Bizim haberimiz olmadan başka taraflarda bu işler olabilir. Futbolcu zaten parasını kazanıyor. Sanmıyorum ki bir futbolcu bunlara tenezzül etsin. İnşallah bu işler de futbolcularla ilgili değildir. Futbol bu bahis şikeleri yüzünden çok kötü duruma gidiyor” şeklinde konuştu.