SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
İyi yemek yapmak istiyorsan işe önce kendi mutfağından başlayacaksın.
Derli toplu olacak mutfağın.
Fırınına, ocağına, tencerene, tavana ve hocana iyi bakacaksın.
Sonra kendi kuralını, usulünü, tarzını, kültürünü, disiplinini yerleştireceksin mutfağına.
Taşların yerine oturması için acele etmeden emek verecek, tüm vaktini ayıracaksın. Bugünü değil yarını düşünerek yöneteceksin mutfağını.
Kaliteli malzemeler kullanacaksın. Malzemenin kalitelisine erişemiyorsan; Basel'in sebzesi, Köln'ün meyvesi, Rio'nun şarabı pahalı geliyorsa ne yapacaksın?
O zaman özüne döneceksin.
‘'Organik tarım'' yapacaksın.
Artık ”yabancı ustalara” çoluğunun çocuğunun tüm geleceğini vermek yerine; kendi bahçende ekecek, kendi bahçende biçeceksin.
Bugün Dünya’nın başarılı aşçılarının İspanya,Almanya,Hollanda,Fransa gibi ülkelerin mutfaklarında yetiştiğini görerek; en iyi lokal mutfağın Barcelona'da olduğunu bilerek doğru örneklerden feyz alacak; ancak kendi usulünce yoğuracaksın hamurunu…
Gıpta etmeye; hayıflanmaya; kıskanmaya; bizden adam olmaz demeye ve ‘'şark sabırsızlığı''na son verecek; kabına, kacağına, tarlana, ülkene, hocana ve kendine güvenerek mutfağına yani ‘'altyapına'' kapanacaksın…
Coşkun Özarı, Turgay Şeren, Bülent Ünder, Cüneyt Tanman, Bülent Kormaz, Tugay Kerimoğlu, Mustafa Kocabey, Okan Buruk, Suat Kaya, Emre Belözoğlu, Arda Turan, Semih Kaya, Emre Çolak gibi isimlerin Galatasaray altyapısından yetiştiğini;
Mustafa Denizli'nin, 1.ligde hiç resmi maç oynamamış, 19-20 yaşındaki Bülent Korkmaz'ı Monaco maçında Fonana'yı tutması için görevlendirdiğini; üst üste dört kez Türkiye Ligini kazanan; hiç yenilgisiz Avrupa Şampiyonu olan; takiben Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Real Madrid'i devirerek Süper Kupa'yı alan Galatasaray'ın 1996-2000 kadrosunun nerede ve nasıl şekillendiğini;
Milli takım seviyesinde elde edilen en büyük başarı olan Dünya üçüncülüğünü; ‘'üç yabancı kuralı'' ve sekiz Türk oyuncu ile oynanan günlere borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.
Ve neden yeni Hakan Şükür'ler, Rıdvan Dilmen'ler, Sergen Yalçın'lar, Şenol Güneş'ler çıkartamadığımızı sorgulamalıyız.
Bu kadar lafın üzerine hâlâ sınırsız yabancı isteriz; boşverin yapının altını,üstünü diyorsanız; ünlü düşünür J.J. Rousseau’ya kulak verin;
‘'Saadetlerini hep başkasının evinde arayanların kendi evlerinde saadet yoktur''.
Doğru söze ne hacet…
Hadi; mutfağımız kadar konuşalım!
Sevgi ve saygıyla.
Emrah Yolaç
Son güncelleme: 13:19 11.02.2013