SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Doksanların ilk yarısı biterken, Türk futbolu yıllardır beklenen kıpırdamayı yaşamaya başlamıştır. Türk Milli Takımı yeni bir jenerasyon yakalamıştır. Fatih Terim’in bu yeni takımının iskeletini, Trabzonsporlu oyuncular oluşturmaktadır. Yurt dışında Türk Rüzgarı hafif hafif komşuları serinletmeye henüz başladığında; Şenol Güneş liderliğinde, Karadeniz’den gelen fırtına yurdu etkisi altına almıştır çoktan. Yıllardır şampiyonluk hasreti çeken Trabzonspor, bu kez başarılı olacak güce sahiptir. Ünal Karaman kaptanlığında, Ogün Temizkanoğlu, Tolunay Kafkas, Abdullah Ercan, Osman Özköylü, Cengiz Atilla gibi milli takımın yıldızlarını barındıran kadroda, yurt dışından transfer edilen, Karadenizli olduğu her hallerinden belli, uzun burunlu iki kardeş dikkat çekmektedir. Arçil ve Şota Arveladze… Sadece dış görünümleriyle değil, Karedeniz şivesiyle konuştukları müthiş Türkçeleri, kıvrak Karadeniz zekaları ve takıma çok kolay sağladıkları uyumla, sanki alt yapıdan gelen iki laz çocuğudur onlar.

Rivayet odur ki Erman Toroğlu, yönettiği bir Dinamo Tiflis maçından sonra Trabzonspor’a önerir Şota’yı. Yine rivayet edilir ki, Şota Trabzonspor’un kendisine yaptığı teklife “Eğer kardeşim gelmezse gelmem” diye cevap verir. Nihayet 1993 yılında bu iki Gürcü genç kendilerini kiralık olarak Karadeniz’in başka bir kıyısında bulurlar. Yarım sezonluk bir ayrılıktan sonra 94-95 sezonunda bu kez bonservisleriyle Trabzonspor’un oyuncusu olurlar.

Karadeniz kadar sert, Karadeniz kadar hırçın bu şehrin takımı da Karadeniz gibi zorludur. İşte bu Arçil ve Şota kardeşleri birbirinden ayıran tek noktadır.

Çünkü, İnzaghi kardeşlerden Filippo, Cannavaro kardeşlerden Fabio ve Ferdinand Kardeşlerden Rio futbol için ne ifade ediyorsa; Arveladze kardeşlerden Şota da onu ifade eder.

Şota, azımsanmayacak sürati, kıvrak zekası , yüksek tekniği ve muhteşem gol vuruşlarıyla kısa sürede, Türk Futbolu’nun gelmiş geçmiş en klas forvet oyuncularından biri haline gelir.

94-95 sezonunu Şota ve Trabzonspor’un gücünü iyice hissettirdiği bir sezondur. Trabzonspor ligi Beşiktaş’ın üç puan arkasında ikinci bitirirken, Türkiye Kupası’nı da evine götürmüştür. Şota sezonun ikinci yarısında oynadığı 17 maçta 12 gol atarak, hem ligdeki başarıda, hem kupada büyük pay sahibi olmuştur.

Ama herkes bilir ki Türkiye’de Şota efsanesi, Trabzonspor için çok dramatik olan 95-96 sezonunda yaşanmıştır. Trabzonspor modern zamanlarda hiç bu kadar güçlü olmamıştır. Tarihinde ilk defa Avrupa Kupası Finalleri’ne katılacak Milli Takım’ı, Trabzonspor’lu oyuncular sırtlamaktadır ve hepsi formunun zirvesindedir. Tamamına yakını yerli oyunculardan kurulu olan bu takım, ligin tartışmasız en iyi golcüsünün de sahibidir. Ligde, rakibi Fenerbahçe ile muhteşem bir rekabeti sürdüren Trabzonspor, Avrupa’da da o dönem Türk Futbolu adına hatırı sayılır işler yapmaktadır. Ligin büyük bir bölümünü lider götüren Trabzonspor 2-0 kaybettiği Beşiktaş maçıyla Fenerbahçe’ye kaptırdığı koltuğu geri almayı bilir.

Trabzonspor ligde fırtına gibi eserken, arşivciliğin çok zor olduğu, görüntülerin kolay kolay saklanamadığı o dönemlerde Hami ve Şota, Trabzonspor adına muhteşem gollerini hafızalarımıza kazımıştır.

95-96 sezonunda son beş haftaya gelindiğinde, kağıt üzerinde Trabzonspor’un tek ciddi rakibi Fenerbahçe’dir ve bordo-mavililer rakibinin dört puan önündedir. Yani Trabzonspor için şampiyonluk kaçınılmazdır. Hiç kimse ligde kalma mücadelesi veren Vanspor’un bu fırtınayı durdurabileceğine ihtimal vermemektedir. Ama beklenmeyen olur. Vanspor’a üç puan bırakan Trabzonspor, bir puan önünde olduğu Fenerbahçe’yi, Avni Aker’de ağırlayacaktır. Maçın henüz ilk bölümlerinde Abdullah’ın golüyle 1-0 öne geçen Trabzonspor, Oğuz ve Aykut’un gollerine engel olamazken, Türk Futbol Tarihi’nin en büyük efsanelerinden birinin doğuşuna da şahitlik edecektir. Rüştü Rençber… Trabzonspor, Hami, Abdullah, Ünal, Tolunay ve Şota’yla Fenerbahçe kalesini topa tutacak, ama Rüştü’yü geçemeyecektir. Bordo-mavililer avuçlarının içindeki lig şampiyonluğunu Fenerbahçe’nin almasına engel olamayacaktır.

Türkiye Kupası’nı da Galatasaray’ın kazanmasıyla birlikte, en güçlü olduğu dönemde hiç bir kupa kazanamayan Trabzonspor yıllarca geri dönüşü olmayacak bir çöküşe ilk adımı atarken, ellerinde kalan tek şey Şota Arveladze’nin tek bir penaltı dahi atmadan 25 golle kazandığı gol krallığıdır.

Şota, golün her türlüsünü atabilen bir oyuncuydu. Çok özel bir yeteneğe sahipti. Benim jenerasyonum çocuklar ilk voleyi ilk röveşatayı Şotada gördü. Ve bizim kuşağımız futbol aşıklarının, mutlaka unutmadığı bir Şota golü vardır. Ve en az bir mahalle maçında, Şota olmuşlardır.

96-97 sezonunu da Trabzonspor’da geçiren Şota artık kabuğuna sığamaz ve Avrupa’ya gitme talebini yönetime bildirir.Çünkü artık Türkiye Ligi onun yeteneklerine dar geliyordur. 97-98 sezonunun başında, dönemin Avrupa Devi Ajax’la anlaşarak Türkiye’den ayrılır. Kontratındaki beşyüzbin marklık serbest kalma bedeli, ederinin çok altında gitmesine sebep olur. Türkiye’de oynadığı 96 maçta 61gol atan Şota, ayrıldıktan sonra sırasıyla Ajax’da 96 maçta 55 gol, G.Rangers’da 95 maçta 44 gol ve Az Alkmaar’da 60 maçta 36 gol atmıştır. Futbolculuk kariyerinin her dönemi başarılarla dolu olan gürcü forvet, milli formayı giydiği 66 maçta da 21 gol kaydetmiştir. Son olarak transfer olduğu Levante’nin hazırlık kampında sakatlanan ve uzun süreli bu sakatlık dolayısıyla futbolu bırakma kararı alan Şota, 3 Haziran 2008’de ülkesinde yaptığı jübile maçına Trabzonsporlu eski takım arkadaşlarını çağırır ve futbola böyle veda eder.

Nere giderse gitsin, nerede olursa olsun, benim için Şota her zaman, vücuduna birkaç beden büyük gelen, Vestel reklamlı bordo mavi parçalı formasılya, o uzun burunlu, zayıf laz çocuğu olarak kalacaktır. 

Futbolu bıraktıktan sonra Alkmaar’da kalıp Van Gaal’ın in yardımcılığını yapan Şota. Yıllar sonra, eski takım arkadaşı Tolunay Kafkas’dan boşalan Kayserispor Teknik Direktörlüğü koltuğuna, Kafkas’ın tavsiyesi ile oturacaktır. Türkiye’ye dönüşüyle taraflı tarafsız herkesin mutlu olduğu Şota, Kayserispor’da yaptıklarıyla bu kez teknik adam olarak futbol severlerin takdirini kazanmıştır.

Bu gün Kasımpaşa’yla yeni bir başarı hikayesinin ön sözünü yazan  ve bana göre ilerleyen yıllarda Avrupa’nın önemli teknik adamlarından biri olacak olan Şota, Türkçe’sinden, şivesinden, espri anlayışından ve samimiyetinden hiç birşey kaybetmemiş. Basına yaptığı her açıklamasında kendisine olan sempatiyi ve sevgiyi biraz daha arttırmıştır.

ŞOTADAN İNCİLER

Ben biliyorum ki ülkemizde youtube’dan transfer yapan kulüpler var. Bu çok acı birşey. düşünün bir de youtube kapalı. Kapalı olmasaydı kim bilir neler olacaktı?

Yarın ne olacağını bilemeyiz. İnsan neredeyse orada başarılı olmak ister. Kendimi önce burada göstermek istiyorum. Hangi kulübü istersin diye sorduğunda herkes bir takım söyler kafasına göre. Real Madrid, Barcelona… ama ben Barcelona’ya karşı oynamak istemem, onu biliyorum.

Lig tv muhabiri: (ligde onuncu hafta) genellikle ligde bu haftalarda 3 büyükler ilk 3 sırada olurdu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şota Arveladze: Benim zamanımda 4 büyük vardı, ne zaman 3 oldu?

Lig tv muhabiri: En çok beğendiğin gollerin hangisi?

Şota Arveladze: Oğlum ve kızım

ÜNAL BURAK ŞAHİN 

Son güncelleme: 18:16 11.02.2013