SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Herşeyden önce size Livorno’nun nasıl bir kulüp olduğunu anlatayım, daha sonra yorumlarımıza geçeriz. AS Livorno kulübünün taraftarları malumunuz “hakiki solcu”lardır. Tabi ki şehrin %95’nin olduğu gibi. İtalya’nın bu küçük liman kenti, sadece kendi ülkelerinde değil, dünyada olup bitenlere verdiği tepkilerle sadece sol görüşlülerin değil, ezilenlerin yanında olmak isteyen herkesin takdirini toplamıştır.

Gelelim yaptıklarına; “Otonomlar Tugayı” olarak adlandırılan taraftar grubu, çok ses getiren eylemlere imza atmıştır. Örneğin Serie A’ya çıktıklarında şehrin girişine astıkları devasa “Silvio (Berlusconi) Geliyoruz!” pankartı, ya da UEFA ön eleme maçında İsrail takımı Maccabi Haifa ile yaptıkları maçta bütün stadı Filistin bayraklarıyla süslemiş ve tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Ama belki de en önemlisi hiçbir ülkenin vatandaşının yapmaya cesaret edemeyeceği bir hareket ki o da şudur: Kasım 2003’te Irak’ın Nasıriye kentinde düzenlenen bombalı saldırıda 17 İtalyan askeri öldürülmüştü. Bütün maçlarda saygı duruşları düzenlenirken, Livorno tribünlerinden Nasırıye lehine tezahüratlar yükseliyordu. Haklı olan tarafın Irak olduğunu, İtalya’nın orada işgalci konumda olduğunu söylüyorlardı. Açıklamaları ise şöyleydi: “Bunlar işgalci askerlerdi. İtalya’da her yıl 1500 kişi iş kazasında ölüyor. Onlar için neden devlet töreni düzenlenmiyor da dünyanın öbür ucunu işgal etmek için gönderdiğimiz askerlerimiz bu kadar önemli?”

İşte böyle bir takımdan bahsediyoruz. Sportif başarıları pek yok. 2004 – 2008 yıllarını Serie A’da geçirdikten sonra asansör takım olmaktan kurtulamadılar. Zaten 160.000 nüfuslu küçücük bir liman kenti için bu bile başarı sayılır. Kentin nüfusunun büyük bir bölümü şehrin adıyla anılan Livorno Limanı’nda işçi ve kalanı da esnaf.

Şimdi bu yazımızın futbolla ne ilgisi var diyebilirsiniz. İlgisi şu: futbol burada birleştirici etken. Livorno takımı sayesinde tüm şehir halkı kenetlenmiş durumda. Hep birlikte maçlara gidiliyor, çıkışlarda oturup birşeyler içilip sohbet ediliyor. Dolayısıyla herkes birbiriyle diyalog içinde ve ılıman akdeniz ikliminin, denizin, gürültüsüz şehrin, futbolun tadını çıkararak yaşıyorlar.

İşin bir de Lucarelli tarafı var tabi. Livorno deyip de O’nun adını anmamak olmaz. Cristiano Lucarelli, liman işçisi bir babanın oğlu ve Livorno’da doğup büyümüş. Varını yoğunu bu takıma vermiş bir zat kendisi. İtalya milli takımında çıktı ilk maçta attığı golden sonra altındaki Che tişörtünü gösterdiği için milli takım yolu kapandı ve kendisi bunu “Olsun, benim milli takımım Livorno” şeklinde tüm kentin gönlünü fetheden bir şekilde yorumladı. Büyük takımların tekliflerini “Milyonlarınız sizin olsun.”diyerek geri çevirdi ve kendi şehrinin takımını seçti. Ara sıra şehrin okullarını ziyaret edip her biri O’na hayran olan küçük çocuklara sporu, futbolu anlatıyor.

Livorno için tam bir futbol şehri diyebiliriz. İşte bir kez daha “Futbol asla sadece bir oyun değildir.”sözünü benimsemiş insanlarla karşılaştık: Livorno halkıyla. İnsanın içinden Livorno’ya gidip orada bir maç izlemek, çıkışta da sakin publardan birinde oturup oradaki insanlarla birlikte maçı yorumlamak geliyor. Futbolla yaşayan bu şehirden, tüm futbolseverlere selam!

CANER KAYA
Son güncelleme: 18:10 11.02.2013