SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Paradoks

10 Ocak 2013

Her şeyden önce girizgahta şunu belirtmem lazım; modern futbol kavramına çok da bel bağlamayanlardanım. Çünkü artık futbolu illa bir kelimeyle tanımlayacaksak bunun adı postmodern olabilir. Özellikle son 5 yıldaki para babaları ve “hedef kavramını” ele geçiren bireysel mücadeleler, futbolun bir oyundan çok doyuma dönüştüğünü gösteriyor. Ve bu doyum manevi tatminden çok maddi büyümeyi hedefliyor.

Postmodern futbol

Hal böyle olunca, postmodern futbol, taraftarların “sürpriz” diye nitelendirdiği ters köşe sonuçlara açık bir kavram haline geliyor. Oysa ki günümüzde artık futbolda sürpriz kavramı kalmadı. Bunun arkasındaki gizli ya da açık sebepler tartışılır elbet. Ama demek istediğim şu; artık “takımınızı” öne çıkartmak istiyorsanız, o takımdaki herkesten daha çok öne çıkan birkaç bireye ihtiyacınız var. Ve bu egosantrik yıldızlarla başa çıkabilecek başka yıldızlar da şart; maddi-manevi hayli güçlü yöneticiler mesela… G.Saray ya da Beşiktaş'ın bu sezonki imajını düşünün. Söz sahiplerinin bu iki takımı eleştirirken daha temkinli davranıp belli bir yerden sonra üstüne gidemeyişinin temel sebebi açık; bireylerin varlığı. İki takımda da yeri geldiğinde başarı ivmesi katabilecek yeri geldiğinde de olası başarısızlıkların faturasını ödeyebilecek “beklenti yükselten” adamlar var. Ve böylelikle tablo çizilir; sorumluluk, kazandırması beklenen kişi ve kişilerin omuzlarındadır. Peki F.Bahçe?..

Hiç doğru olamadı

Fenerbahçe, Aykut Kocaman'ın ifadesiyle “antrenör takımı” olmak isteyen bir yapılanmaya hedefledi. Bireylerin değil, antrenörün öne çıkacağı bir organizma hedeflendi. Ve böyle bir seyir haritasında yaşanan her aksaklık, “antrenöre” baskı olarak döndü. Aykut Kocaman bunu öngördü mü bilinmez ama hedeflediği “sistemin” en kritik noktası buydu: artık kimse “takımın yıldızı X bugün gününde değildi” demeyecek, “hoca bu işi bilmiyor” diyerek ona yüklenecekti. Ve postmodern futbola karşı bir takım duruşu sergilemek istediğini açıklayan Aykut Kocaman, ilk yarı üst üste krizler yaşadı: Alex krizi, tribün krizi, istifa krizi… Bu krizlerdeki kitle yönetimi de hiçbir zaman tastamam doğru olamadı.

Yeni bir yol haritası

Kocaman, en uç örneğiyle, takımı tepki ya da baskı aldığında bir şekilde ortaya çıkıp bütün negatif okları üstüne çeken Mourinho örneği olmalıyken, “klasik teknik direktör” fotoğrafına sıkışıp kaldı. Sonuç? Saha içi ve saha dışı “başarısızlık.” Çünkü önce Aykut Kocaman, istediği “takım” fotoğrafındaki yerini doğru alamadı. Kitlelere “sizden daha büyüğüm” diyemedi. Kısacası Fenerbahçe şu an “imajsız” bir takım. Baskılar her yönden çöküyor takımın üstüne, çünkü kimlik yok. Ve bu camianın yapması gereken şey açık; ya kampa yetiştirmek zorunda olduğu “10 küsür milyon euroluk” bir yıldız transferi ya da antrenör takımı zihniyetini oturtacak yeni bir yol haritası. Kamp desen neredeyse bitti, yol haritasını çizecek isimler ise aynı. Nerden baksan paradoks.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek