SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbol her zamanki gibi ara molasını verdi. Adettendir böyle yazılar. İlk yarıyı herkes değerlendirir. Oysa her hafta bu değerlendirmeler yapılmıştır. Yıldızlar, karmaya girenler, haftanın ‘en'leri falan. İlk yarı, ilk molanın bir özetidir. Bir kez daha yazarsınız ve bir kez daha yazarsınız. Biz başka bir açıdan ilk yarıya baktık. Şenol Güneş: Kariyerinin sonuna yaklaşırken, yükselişte değil, düşüşte izlenimi veriyor. Pek çok kez kendini bu şekilde ispatladı ama bu sezon hariç. 2010-2011'de şampiyonluğa oynayan takımı bile beğenmeyenler vardı. O takıma 82 puan aldırma başarısını gösterdi. Hep yukarıya taşır, aşama kaydettirirdi. Bu kez öyle olmadı. Çok iyi tanımasına rağmen, Trabzonspor'da en başarısız dönemi. Zaten kendisi de bunu ifade etti. Takımı dağıtılmış, istediği oyuncular alınmamış ya da istemediği oyuncular alınmış olsa bile kötü bir Şenol Güneş performansı olarak tarihe not düştük. En iyi yardımcı antrenörlerle çalışması gerekirken, ekibini her zaman minimize etti. Dönem dönem çıkışları var. Sıkıntılarını paylaşmayı sevmiyor. ‘Giden oyuncuları ben istemedim ya da kalmalarını istedim ama gönderdiler' diyemiyor. Gelen oyuncular için de net bir açıklaması yok. Kendi isteği dışında transferlerin yapıldığı bir yerde çalışıyor ve pek çok zorlukla uğraşıyor. Henüz kendini sahanın içinde atmış değil. Eski yıllardaki gibi bir Şenol Güneş, bulamayabiliriz ve kariyerinin sonunda bu hiç de iyi olmaz! Sadri Şener: Zaman zaman ben de çok eleştiriyorum ama bazen hak vermemek mümkün mü? ‘İstanbul'dan paralı başkan sistemi varken, ve Trabzon'daki ‘biz yönetiriz' aklı değişmediği sürece sıkıntılar yaşanmaya devam eder. Trabzonspor bin parça, herkese kendisini beğendirmek zorunda. O bu yolu denemiyor; hatta kendisine destek verenlere rağmen aykırı çıkışları var. Güneş'le mesafeli. Yönetimine aldığı kişilerin istifasını isteyecek kadar aykırı ve cesaretli. Şike sürecinde lafını esirgemeden konuşuyor. Her şeye hakim değil, olması da zor. Futbola uzak biri. Bu belli. Yalnız kalıyor mu evet ama onun istediği bu! Trabzonspor'u borcu arttıkça, ‘borçlanayım ki büyüyeyim mantığında.' Banka faizleri ve kredi kuruluşlarından alınan borçlarla Trabzonspor büyümez, sadece birileri biraz daha fazla para kazanır. Mali disiplini sağlayamadı, döneminde kötü oyuncular transfer edildi. Medyaya çok fazla malzeme verdi. Her şeye rağmen küfür ve hakareti hak etmiyor. Bir dönem hiçbir yere çıkmaması ve konuşmaması gerekiyor. Futbolcular: ‘Büyük yıldız olur' dediklerimizde yanıldık. Mesela Soner'den daha büyük bir çıkış bekliyorduk; gerçekleşmedi. İlk yarıda akılda kalan tek oyuncu kaleci Onur. Bir diğeri de kaleci Tolga. Trabzonspor taraftarı Tolga'yı hiçbir zaman beğenmedi. Hatta uzun süre kabul etmedi bile ama Milli Takım'a çağrılmayınca en büyük kıyameti onu eleştirenler çıkardı. Adrian, Volkan, Henrique, Janko, Emerson… Bu oyuncuların maliyetleri 20 milyon TL civarında. Tribünde maç izleyip senede 1 milyon TL'den fazla alan oyuncuları da var. Trabzonspor böyle pahalı lükslerin olduğu bir takıma dönüşmüş. Bu oyuncular da kendi kariyerlerinin en vasat dönemlerindeler ve de Trabzonspor'dalar. İlk yarının en kötüsü futbol takımı mıdır? Evet, futbol takımıdır. Mustafa Reşit Akçay: Bir Tito Vilanova olur mu bilinmez ama büyük bir alternatiftir artık. Kendisi için ok yaydan çıkmıştır. Bunu görebilen yönetim aklı lazım. Trabzonspor'da sezonun ilk devresinin en önemli olayı Mustafa Reşit Akçay'ın çıkışıdır. Çıkışı geç olsa bile. Kendisi pek çok bölge takımını çalıştırmış, bazılarından beğenilmediği için gönderilmiş, bazılarını da kendi bırakmıştır. Hatta, ‘Artık Ankara'nın doğusunda takım çalıştırmayacağım' diyerek bölge takımlarına olan kızgınlığını ifade etmiştir. Şenol Güneş, Guardiola, Mustafa Akçay da Vilanova'dır.