SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yedek kulübesi

20 Aralık 2012

Her ülkede, bu tür kupa organizasyonları yadırganır ve külfet olarak görülür bazen. Salı günü konuşan Aziz Yıldırım da bu konuya biraz değindi ve Galatasaray'ın elenerek rahat ettiğini söyledi. Fakat işin diğer boyutu var; kadro seçimi için en doğru “deney” yöntemlerinden biri telaşla geçen lig fikstürü değil kupa organizasyonlarıdır. Bu yüzden kupa maçları sandığımızdan çok daha değerli bence.

Can güvenliği

ÖTE yandan, dün de gördük; Fenerbahçe bu yıl kupada farklı bir oyun yansıtıyor sahaya. Bunda rakiplerin ve maçların lige oranla daha rahat olması da etkilidir belki. Bahsettiğim fark ise takımın hücuma çıkarken daha rahat davranması. Fakat bunu yaparken çok da kolay kontra yiyebiliyor. Ama bu manzaraya uyan, pozisyonlu bir futbol doğuramadı iki takım da. İşte Fenerbahçe adına asıl sorun da hala bu; 3. bölgedeki pasların büyük çoğunluğu karavana… Ve karşılığında hücum motivasyonu düşen oyuncular, rölantiye giren maç… Ayrıca, basketteki derbinin bu maçla aynı saate konulması hayli tepki çekmişti. Dün aklı o maçta olan tribünler, dondurucu soğuğun üstüne bir de son derece hareketsiz futbol eklenince uyuyup donmamak için büyük çaba sarfetti. Kısacası futbolcular biraz da tribünlerin hayatıyla oynadı.

Yanılgı

Maçla ilgili hakikaten konuşacak çok fazla şey yok; her kupa maçında sahaya çıkan “alternatif 11”den bir şeyler umuyorum ve her seferinde hüsrana uğruyorum. Dün de takım, bağıra bağıra bu maçın bir an önce oynanıp bitmesi gereken ve sadece vakit çalan bir eylem olduğunu söyleyip durdu. Bu kümenin dışında kalan 2 isim vardı; yer yer Krasic ve maçın en gösterişsiz ama en faydalı oyuncularından biri olan Salih… Ve sanki beni doğrular gibi tam da bir önceki cümlemi yazdığım anda oyuna Sow girdi ve Cristian'a golü attırdı. Sizce de hayli ironik değil mi?.. Raslantılara inanıyorsanız buna hoş bir tesadüf diyelim. Ben sadece gülümsedim… Aykut Kocaman ısrarla “yedek takım” dedirtmiyor. Çok da haklı. Fakat Hasan Ali, Krasic ve Salih hariç dünkü 8 isim, bir Kafka romanı gibi sahadayken bile yedek kulübesini sırtında taşıyor. Kast ettiğim şey asist, gol ya da göze hoş gelen hareketler değil. Hırs… Sadece ışık veren bir hırs. Ama yok. Yerinde yalnız şu rüzgar konuşuyor; “şimdi kulübede olmak vardı anasını satayım…” Beğendim

Salih Uçan…

Beğenmedim

Geri kalan her şey.

 

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek