SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Aykut Kocaman’a açık mektup

19 Aralık 2012

Merhaba hocam, maruzatıma başlamadan önce belirtmek istediğim bir şey var; size bu mektubu bir basın mensubu olarak değil, milyonlarca Fenerbahçeli'den sadece biri olarak yazıyorum. Tarafımı hep belli ettim, şimdi de çekinmeden önce aklıma ve vicdanıma, sonra da Fenerbahçeliliğime sarılarak bu kalemi oynatıyorum. Merak ettiğim, düşünüp içinden çıkamadığım sorularım var… Ve işte onlar:

YANAĞINIZI OKŞADI

Birçok taraftar gibi ben de pek çok mağlubiyet gördüm, hepsi geçti, güzel hatıralar kaldı. Fakat son derbide farklı olan bir şeyler vardı. Onlardan biri geçtiğimiz yıl Kadıköy'de de tekrarlanan bir fotoğraf karesiydi; Fatih Terim yanağınızı okşuyor. Bunun iletişim dilindeki yeri nedir hocam? Belki aranızda derin bir sevgi olabilir fakat Fatih Terim gibi kitle yönetmekte usta birinin bu hareketi “saf sevgiden” yapmadığı aşikar. Politika hocam, hem de çok doğru bir politika! Sizce mesela Del Bosque, o meşhur Mourinho'nun yanağını böyle okşamaya kalksa ne olurdu? Bence Mourinho rahat durmaz, o da elini Del Bosque'nin ensesine atıp kendine çeker ve yanaklarından öperdi. Anlatabildim mi hocam? Kitlelere “Bosque, Mourinho'dan büyüktür” görüntüsünü vermez, malzeme etmezdi. Çünkü stadyumlar, bir dost ortamı değil artık, bir arena.

SİZ KUMANDANSINIZ

Elbette kimse giyiminize dil uzatamaz. Hatta eşofmanlarla kulübede durarak “bu sadece bir spor” da diyor olabilirsiniz. Ama kamu dediğimiz kavram o kadar masum değil hocam. Siz artık bir sporcu değil, “kumandan” oldunuz onların gözünde. Ve kumandanlar her zaman farklıdır. Oyuncu grubundan da, hakemden de, ve hatta diğer teknik direktörlerden de… Ve futbol tarihinde nefret ede ede, politik olarak kulübede takım elbise ve trençkot giyen yüzlerce teknik adam vardır hocam.

BİR DOĞRU BİR YANLIŞ

Basın toplantısında “bu soruları başkalarına da sorabilmenizi dilerim” sözü doğruydu. Fatih Terim'in basınla arasındaki gergin mesafe reddedilse de her zaman konuşulur ve bilinir. Fakat sonra neden “ben onu kast etmedim” dediniz? Sizce Fatih Terim olsa “ben Aykut'a demek istemedim” der miydi? İşte bu yüzden Fatih Terim'e her şey sorulamıyor hocam. Çünkü gerilim ortamlarında duruşunu koruyor. Politikasını bir anda kırmıyor. Kıracaksa da esnek davranıp konuyu gevşetiyor. Ve bu konuda son soru; sizin o sözlerinizle ilgili Galatasaray muhabirlerinin neredeyse hepsi “Aykut Kocaman umurumda değil” dedi. Tam tersi durumda, kaç tane basın mensubu “Fatih Terim umurumda değil” diyebilirdi? Şeytan sanırım yine ayrıntıda hocam…

HEPSİ Mİ KÖTÜYDÜ

Şüphesiz futbolu benden çok daha iyi bilirsiniz. Ama benim sizden farkım olaylara dışarıdan bakabiliyor olmam. O yüzden soruyorum; Stoch, Dia, Meireles, Bienvenu, Cristian ve diğerleri… Hepsi mi kötü futbolcu hocam? Hangisinden tam verim alabildiniz? Neden hepsinin kariyeri Fenerbahçe'ye geldikten sonra düşüşe geçip beklenen “patlamayı” yapamadı? Hatta Semih Şentürk… Semih'ten kimler ne faydalar sağlarken şimdi kulübede olup olmadığını bile bilmiyoruz, kaybettik. Gözden kaçırdığınız bir şeyler yok mu hocam sizce de?

3 TEMMUZ BİTMELİ

Dünya kavramlarla yönetiliyor, bilirsiniz hocam. Ve bir kelimeyi ne denli söylerseniz o kadar kanıksanır, etkisi yiter. Ama işin diğer ucunda da o kelime en çok söyleyeni yaralar. Sürekli “3 Temmuz” demekten artık vaz mı geçseniz acaba? O tür masa oyunlarını halletme yeri “masalar”ken, basın toplantılarında zikredip durmak “bunlar hep ABD'nin işi” demekten farklı mı? Doğru olsa bile, bunu dillendirmenin camiaya faydası değil zararı var sevgili hocam.

MEİRELES’E NE DEDİNİZ?

Gerçekten merak ettiğim bir şey var hocam; ilk geldiği birkaç haftayı mumla aratan, derbide de sonuna dek hakedip gördüğü kırmızı karttan sonra arma öpüp sahadan çıkan Meireles'e ne dediniz? O armayı en iyi terleten isimlerden biri olan Aykut Kocaman, her yanlış hareketten sonra birilerinin “armaya” sarılmasına nasıl bakıyor?

CEVAP GELMEYECEK!

Şimdilik sorularım bunlar, hadsizliğim olduysa affola hocam. Fakat o armanın çevresindeki herkes gibi benim de bir şeyler sormaya hakkım var diye düşündüm ve sordum. Biliyorum, bu sorulara cevap gelmez. Zira Fenerbahçe yayın organları bile kendini eleştirenlere yer vermiyor bünyesinde. Halbuki gerçek “denetim ve savunma” tam tersi bir stratejiyle olmuştur tarihte… Her neyse, bütün bu sorularımdan utanacağım günler gelir mi dersiniz hocam? Sevgiler, saygılar ve başarılar…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek