SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

O, Türkiye Jokey Kulübü denince, gerçekleştirdiği başarılı işler ve yaptığı yeniliklerle akla gelen ilk isimlerden… Kendini adadığı iş hayatında, aktif görev aldığı bir çok kulüp, vakıf ve dernekte istikrarı sağlayarak kariyer basamaklarını tırmanan Sadettin Sükan… Bebek’teki güzel evinde bizi ağırlayan Sükan’la, iş hayatından sürprizlerle dolu yaşamına… Camiada kazandığı güven duygusundan TJK’nın içinde bulunduğu duruma kadar bir çok konuyu masaya yatırdık. Sükan’la yaptığımız neşeli sohbetimizi sizler için yayınlıyoruz…

Çalışma hayatına nasıl başladınız?

Babam ve ağabeyimi küçük yaşlarda kaybedince çok erken tanıştım iş hayatıyla. İsmet İnönü'nün yaveri ve Türkiye Jokey Kulübü'nün kurucusu Fikret Yüzatlı'nın oğlu Tulga Yüzatlı'yla aynı mahallede oturuyorduk. Tulga'ya, ‘Babana söyler misin? Ben de çalışayım' dedim. Kabul edildim. O zamanlar telefon yaygın değildi. Ben orada ayaklı telefon oldum. Öyle bir telefon oldum ki koşarken ayaklarım popoma değiyordu. (Gülüyor)… İstanbul’da Bahis oynayan kişilere ne kazanmışlarsa götürüp dağıtıyordum paralarını. Çok iyi çalıştım. 2 sene sonra beni bahis muhasebesine aldılar.

Peki atçılık dünyasında insanların güvenini ve sevgisini nasıl kazandınız?

İlk yıllarımda görevlilerin yaptığı suistimalleri gördük önledik. Önemler aldık. Gençlik yıllarımda Ankara Hipodromu yeni kurulurken Fikret Yüzatlı beni alım müdürü yaptı. Bugün Ankara Koşuları'nın yapıldığı yerde beton bir tribün vardı. Oralara bahis gişeleri yapıldı. Altılı Ganyan yoktu, basit bir çalışma vardı. İşlerimi titiz yapmam çok hoşuna gidiyordu. Hatta bir gün cebimdeki bir tomar parayı ve evrakları bir lokantada düşürdüm. Fikret Bey'e parayı düşürdüğümü söyledim. ‘Canın sağ olsun' dedi. 3 gün sonra emniyet telefon açıp ‘Sadettin Sükan para düşürmüş' dediler. Fikret Yüzatlı bundan dolayı bana çok itimat etti. Güven başarıyı, başarı da canlılığı getirdi.

Bildiğim kadarıyla at yarışı bülteninin gazeteyle birlikte verilmesinde emeğiniz çok büyük… O zamanlar 3 tane mecmua vardı. Star, Derbi ve Atlet… Programları günü gününe basıyor, bizi baltalıyorlardı. Ankara'ya hipodrom müdürü olarak atandığım günlerde İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in çıkardığı Akis gazetesine gittim, ‘Bizim programı basar mısınız?' dedim. O zamanlar kurşunla basılıyordu mecmualar. ‘Basarız ama 500 kilo kurşun gider' dedi. Dönemin TJK Başkanı Özdemir Atman'a anlattım olayı. Kabul edildi ve basılmaya başlandı. O diğer 3 mecmuanın süngüleri düştü.

O dönemlerde başka neler yaptınız at yarışları için?

Ankara Hipodromu'nun dört bir yanını yediverenlerle donattım, yaz bahçesine çevirdim. Yedieminli eşyalarla doldurulmuş hipodromu temizlettik, kapalı gişeler kurduk. Hipodromda güvenliği had safhaya çıkardık. Benim zamanımda padoka, jokey odasına, tartı mahalline görevli olmayan kimse giremezdi. Zaten ilerleyen dönemlerde de artık protokollerde yer almaya başladım…

Öyleyse pek çok anınız vardır protokol günlerinden?

Birçok toplantı yönettim. Celal Bayar'la, Süleyman Demirel'le birçok kez iştirakimiz oldu. Süleyman Demirel'in Ankara Hipodromu'nun açılışına geldiğinde ben Yüksek Komiserdim. Hatta o yıllarda görevinin bitimine 3 ay kala dönemin önemli inşaatçılarından Cemal Kura'ya telefon ediyor. ‘Ben görevi bırakıyorum siz buraya bir hipodrom yapıyormuşsunuz. Ne zaman açılacak?' diyor. Cemal Kura ‘Yakında açacağız' deyince görevi hızlandırdık. ‘Siz buranın pistini bile 1 ayda temizleyemezsiniz' dediler. Hollanda'dan çimler getirdik, 15 gün hipodromda yattım. Restoran bölümlerini, atlarla ilgili reyonları, start, padok, tartı mahallini yaptırdık ve açıldı. Açılışı yapan Süleyman Demirel ‘Kravatımı görüyor musun?' dedi. At resimleri vardı kravatında, manşetleri de yarış atı şeklindeydi. Sizden bunu beklerdim, çok büyük insansınız' dedim. Ayrıca, geçtiğimiz yıllarda TJK Yönetim Kurulu’na Marmara Vakfı Koşusu'nun yapılmasını önermiştim. Şu an her yıl TJK'da bu koşu düzenleniyor. Süleyman Bey'e anlatıldı. Koşunun düzenlediği gün Süleyman Demirel bana bir armağan vermişti.

‘Bu ismi suistimal etme!'

1956 Aralık ayında Ömür Lokantası'nın yapımı başlarken, Fikret Yüzatlı ile birlikte canla başla çalıştım. Dönemin İçişleri bakanı Faruk Sükan da Süleyman Demirel ile birlikte açılışa geldi. Faruk Sükan benim odamdan telefon açacaktı. Kendisine ‘Beyefendi sizin de soyadınız Sükan benim de, nereye gidersem gideyim kapılar açılıyor bana' dedim. Döndü ve ‘Evladım bu ismi kullan ama suistimal etme' dedi.

Süreyya ile asansörde…

Ankara'da yoğun dönemler yaşanırken hipodromda kalmam gerekti. Valiye gidip izin alarak 3. katta Atatürk'e ayrılan odada kaldım. İran Şahı Rıza Pehlevi ve Süreyya hipodromu ziyaret edeceklerdi. Vestonumu giydim, önce Celal Bayar ile Şah ardından Reşide Bayar ile Prenses Süreyya geldi. Reşide Hanım ve Süreyya'yı 2. kattaki şeref salonuna asansörle çıkaracaktım. 1950'li yıllarda yapılmış küçük bir asansördü. Celal Bey'in eşi koluma girdi. Biz Süreyya'yla birbirimize yapıştık. Yüreğim ağzıma geldi, kalbim duracaktı. Yanlışlıkla 3. katın yani benim yatak odamın bulunduğu katın düğmesine bastım. Heyecandan ölmediğime halen dua ediyorum.

Marmara Vakfı Koşusu’nun düzenli olarak yapılmasını sağlayan Sükan, 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından ödüllendirilmişti… Sükan ve Demirel’e Marmara Vakfı Genel Başkanı Akkan Suver de eşlik etti. 

 

 

Yıl 1954… Reisicumhur Koşusu başlamak üzere. Sadettin Sükan, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a kupa hakkında izahat verirken…

YARIN

– TJK üyeleri ve disiplin kurulu hakkında ne düşünüyor? – Son 10 yılın başkanlarını nasıl değerlendiriyor? – TJK’nın bayrağı nasıl doğdu? – Büyük Kulüp Serüveni nasıl başladı?

 

Fotoğraflar: Mustafa Nacar

Yayınlanma Tarihi:12:34,