SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yazmasam da olurdu

7 Aralık 2012

Şayet bu yazıyı dün Kadıköy'deki “formalite” havaya uyup yazmaya kalksam muhtemelen ikinci tekrarda kovulurdum. Doğrusu da budur. Çünkü ortada bir görev ve arma bilinci varsa formalite sözcüğünün sözlüklere girme ihtimali yoktur. Bu görece sert sözlerim neden? Şimdi onu açmak lazım.

Hedefim sahadaki oyuncuların “bireysel” performansları değil. Çünkü hem birlikte oynama hem de maç kondisyonları eksikti çoğunun. Sorun şu; mental olarak maça hazır değildi “ilk 11'e adaylar” kadrosu. Aykut hoca ısrarla “yedek takım” denmesini istemiyor, çok haklı. Ama sahadaki oyuncular yedekliği kabullenmiş haldeler. Krasic ve Stoch'tan başka zorlayan var mıydı dün? Başarılı takımların en büyük özelliği kadro içi rekabettir. Ama Fenerbahçe'de kadro içi rekabet dibe vurmuş durumda. Pendik maçında da aynı tabloyu seyretmiştik zira. Üstündeki beklenti baskısıyla ne yazık ki dün korkak oynayan, pozisyonlarda hep rakip arkasına saklanan Recep, “nasıl olsa daha vakit var” diyor… KrasIc, “3 gol bile atsam haftasonu ilk 11 çıkamam” diye düşünüyor… İki bekten biri Orhan, o da geldiğinden beri hiçbir parlama yaratmamış. Özgür Çek ise “Hasan Ali'yi kesmem imkansız” diyor… Hal böyle olunca, sonunda baklava bile yiyemeyecekleri bir maçta “amma ıslandık ha! Bitse de kurulansak!” kafası hasıl oluyor sahaya. Bir de tüm bunların üstüne Saraçoğlu tribünlerinin inanılmaz umursamazlığı vardı dün.

Bir şey unutulmasın; dün iyi bir mücadele olsaydı camianın kazancı sadece 3 puan ve paranın ötesinde “yedek” adamların özgüven ve kazanma ivmesi olacaktı. Fakat ilk 20 dakika dikine oynayan, heyecan vadeden o kadro, herkesin desteğiyle “kaybedenler” takımına dönüştü. Bunun nasıl tehlikeli bir şey olduğuna umarım sezon boyunca tanık olmaz Fenerbahçeliler.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek