SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

 

Son yıllarda futbolun yeniden hücum üçlülerine dayanan formasyonlarda oynanmaya başlamasıyla birlikte, tarihin en bilinen ‘trio’larını derledik.

1- RONALDO, RIVALDO, RONALDINHO – BREZİLYA

2002 Dünya Kupası, bizler açısından olduğu kadar, Brezilya açısından da oldukça güzel şeyler çağrıştırıyor. Türkiye, tarihindeki en başarılı performansına imza attığı turnuvada sadece iki maç kaybederken, bu iki mağlubiyet de Brezilya’ya karşı gelmişti.

Brezilya’yı turnuva boyunca taşıyan oyuncular kimlerdi peki? Ronaldinho, Rivaldo ve Ronaldo. Üç R olarak adlandırılan bu üçlü, turnuva boyunca toplamda rakip filelere 15 gol (Ronaldo 8, Rivaldo 5, Ronaldinho 2) birden bıraktı. Bu oyuncuların üstün performansları, Brezilya’ya, şimdilik, son Dünya şampiyonluğunu kazandırmıştı. Felipe Scolari’nin takımının hücum düzeni, bu üç ismin ayaklarına bağlıydı.

2- PIRES, HENRY, LJUNGBERG – ARSENAL

Arsenal’in ‘Yenilmezler’i denince akla gelen ilk üç isim Thierry Henry, Freddie Ljungberg ve Robert Pires. Bu isimlere Dennis Bergkamp’ın da eklenmesiyle Arsene Wenger’in ekibi durdurulamaz bir kimlik kazanmıştı.

2003-04 sezonunu Premier Lig’de namağlup şampiyon olarak tamamlayan Arsenal’de sol kanatta Pires, sağda Ljungberg ve ileri uçta Henry, birbirleriyle kurdukları muazzam bağla birlikte rakiplerinin korkulu rüyası haline geldiler. O sezon, Premier Lig’de bu üç isim toplam 48 gol atarken (Henry 30, Pires 14, Ljungberg 4) Topçular, Avrupa’nın göze en hoş gelen futbolunu oynuyordu. Fakat Arsenal’in 49 maç sürecek olan yenilmezlik serisi, bir sonraki sezon Old Trafford’da tartışmalı hakem kararlarıyla son bulacaktı.

3- MESSI, VILLA, PEDRO – BARCELONA

Bugün aktif olarak bir arada oynamaya devam eden David Villa, Lionel Messi ve Pedro Rodriguez, yani kısaca MVP, geçen sezonun çok büyük bir bölümünde birbirlerine hasret kalmışlardı.

O hasret bu sezon sona erdi. David Villa’nın iyileşmesiyle birlikte muhteşem üçlü, rakiplerin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. MVP, Pep Guardiola’nın 2010-11 sezonunda La Liga ve Şampiyonlar Ligi’ni kazandığı efsane kadronun hücum üçlüsü olarak muazzam performanslar sergilemişler ve taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamışlardı. MVP, o sezon La Liga’da toplam 62 gole ulaşırken (Messi 31, Villa 18, Pedro 13) Şampiyonlar Ligi’ni kazanmaya giden yolda da takımlarına 21 gollük (Messi 12, Pedro 5, Villa 4) bir katkı sundular. Manchester United’a karşı 3-1 kazanılan final maçında da takımın golleri Pedro, Messi ve Villa’dan gelmişti.

4- DI STEFANO, PUSKAS, DEL SOL – REAL MADRID

Avrupa Kupası’na damga vuran Real Madrid takımının hücumdaki silahşörleri, Alfred Di Stefano, Ferenc Puskas ve Luis Del Sol idi. Beyaz Şimşekler, Devler Ligi’ne damga vurdukları yıllarda bu üç oyuncunun hücum performanslarıyla rakiplerini sürklase ettiler ve tarihin en önemli birlikteliklerinden birini oluşturdular.

Di Stefano ve Puskas gibi iki süper yıldızın yanına Del Sol’un katkılarının eklenmesiyle Madrid, 1955 ve 1960 yılları arasında üst üste beş kez Devler Ligi zaferine ulaşmış ve dünyayı kendine hayran bırakmıştı. 3-4-3 formasyonuyla bilinen o takımın ileri uçtaki silahları olan Di Stefano, Puskas ve Del Sol yakaladıkları bu yüksek ivmeyle zamanından çok daha öte bir konumda futbol oynadılar.

5- LAW, CHARLTON, BEST – MACHESTER UNITED

Denis Law 1964’te, Bobby Charlton 1966’da, George Best ise 1968’de dünyada yılın en iyi oyuncusuna verilen Ballon d’Or’un sahibi olmuşlardı. Manchester United, 60’ların sonu ve 70’lerin başında bu efsane üçlüyü aynı anda kadrosunda barındırmış ve Avrupa futbolunda iz bırakmıştı.

Man United formasıyla toplamda 665 gol gibi müthiş bir rakama ulaşan bu üçlü, takımın 1968 yılında ilk Avrupa Kupası’nı kazanmasında da büyük pay sahibi olmuşlardı. 2008 yılında Old Trafford’un bu ‘Kutsal Üçlü’nün heykeli, Matt Busby’nin karşısına dikilirken, genç United taraftarları da Law, Charlton ve Best’in anlamını daha iyi etüt etme şansına sahip oldular.

6- RAVANELLI, VIALLI, DEL PIERO – JUVENTUS

Juventus, 1995-96 sezonunda Serie A’da şampiyonluğu Milan’a kaptırırken, UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kaldırarak ligde yaşadığı bu hayal kırıklığını telafi etmeyi başardı. Takımın hücumdaki üçlüsü ise bu kupa zaferinde başrolü oynadılar.

Fabrizio Ravanelli,(12) Gianulca Vialli (11) ve Alessandro Del Piero (6), o sezon Serie A’da toplam 29 gol atarken takımın en golcü üç ismi oldular. İyi performanslarını Şampiyonlar Ligi’nde de sürdürdüler. Devler Ligi’nde de 6 gole ulaşan Del Piero, Jari Litmanen’in ardından gol krallığı yarışını ikinci sırada tamamladı. Kupaya giden yolda Ravanelli 4, Vialli ise 2 gol attılar. Fakat ertesi sezon başka bir politikaya yönlenen Juve, Ravanelli ve Vialli’yi takımdan gönderdi ve Zinedine Zidane ile Cristian Vieri gibi genç yetenekleri kadrosuna kattı. Del Piero ise 2012 yılına dek o formayı terletmeye devam edecekti.

7- MARADONA, GİORDANO, CARECA – NAPOLİ

Nam-ı diğer MAGICA! İsimlerinin baş harfleriyle oluşturulan bu ‘sihir’li anlam, oyuncuların sonuna kadar hak ettiği bir ünvandı. 1986-87 sezonunda Diego Maradona önderliğinde tarihinin ilk şampiyonluğuna ulaşan Napoli, bir sonraki sezonun başında Brezilyalı yıldız Careca’yı takıma kazandırıyor ve böylelikle bu efsane üçlünün doğuşu resmen ilan edilmiş oluyordu.

Napoli, o sezonun büyük bölümünü önde götürse de son haftalarda Milan’a geçilerek şampiyonluğu rakibine kaptırdı belki ama Maradona, Giordano ve Careca’nın performansları o sezon Serie A’da en çok konuşulan husustu. Bir sene sonra Giordano takımdan ayrıldı ve bu efsane üçlü bozuldu. Ama Maradona liderliğindeki Napoli, 1989-90 sezonunda bir kez daha Serie A şampiyonluğuna ulaşmayı bildi.

8- RONALDO, ROONEY, TEVEZ – MANCHESTER UNITED

Wayne Rooney, Cristiano Ronaldo ve Carlos Tevez… Manchester United, son yıllardaki en önemli hücum üçlüsünü bu oyuncuların üstün performanslarıyla futbolseverlerin hafızasına kazımıştı.

Sir Alex Ferguson’ın zaman zaman 4-4-2, zaman zaman 4-3-3 ile değerlendirdiği bu isimler Premier Lig’in tozunu atarken, 2007-08 sezonunda Avrupa’nın zirvesine de oturdular. O sezon Şampiyonlar Ligi finalinde Moskova’da Chelsea’nin konuğu olan Manchester United, rakibini penaltı atışları sonucunda devirerek tarihinde üçüncü kez Avrupa’nın en büyüğü oldu. Kırmızı Şeytanlar’ın bu çifte başarısında, bu üçlünün performansı anahtardı. O sezon, sadece Premier Lig’de bu üçlü toplam 57 (Ronaldo 31, Tevez 14, Rooney 12) gole imza attılar.

9- METİN, ALİ, FEYYAZ – BEŞİKTAŞ

Türk futbolunda, jenerasyonlar değişse de, futbolseverlerin hafızasından silinmeyen üç isim: Metin Tekin, Ali Gültiken ve Feyyaz uçar. Bugün Beşiktaşlılar’ın özlemle andığı bu üçlü, hücum trio’su denince akla gelen ilk oyuncular olma özelliğini taşıyorlar.

Serpil Hamdi Tüzün’le özellikle altyapıdan çıkan oyunculara ağırlık veren ve genç kadrolarla mücadele etmeye başlayan Süleyman Seba başkanlığındaki Beşiktaş’ın, üç sezon üst üste şampiyonluk yaşayan, 1991-92 sezonunu namağlup zirvede tamamlayan ve tam 48 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalayan kadrosu, Metin – Ali – Feyyaz üçlüsü ile adeta özdeşleşmişti. Muhteşem futbol yeteneklerinin yanı sıra, spor ahlaklarıyla da takdir toplayan bu oyunculardan sonra siyah beyazlılar, bir daha böyle bir hücum gücü yakalamayı başaramadılar.

10- GRE-NO-LI, İSVEÇ/MİLAN

Tarihe Gre-No-Li olarak geçen, Gunnar Gren, Gunnar Nordahl ve Nils Liedholm İsveç futbolu için hayati bir öneme sahip oldukları kadar, Milan için de oldukça kıymetli isimler.

1948’de İsveç Milli Takımı’yla Olimpiyat Oyunları’nda altın madalyaya ulaşan bu hücum üçlüsü, 1949-50 sezonunda Milan’ın başarısı için bir araya geldiler. Gre-No-Li, etkisini göstermekte gecikmedi. Bu üçlünün üstün performansıyla Milan, bir sonraki sezonda lig şampiyonluğuna ulaşmayı başardı. Gren ve Nordahl daha sonraki yıllarda İtalya’dan ayrıldılar ama Liedholm Milan’da kalmaya devam etti. Gunnar Nordahl, bugün halen Serie A tarihinin en golcü ikinci oyuncusu olma ünvanını taşıyor.

Goal.com

Son güncelleme: 19:11 02.12.2012