SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Başlayan her şey biter!

Öncelikle şunu söyleyeyim… Kimse sakatlıkların arkasına saklanmasın. Maçta Meireles, Yobo, Egemen, Mehmet Topal ve Mehmet Topuz yoktu. Evet önemli oyuncular. Ancak bu isimlerin yerine forma giyenlere baktığımızda; rakip Antalyaspor'da direkt forma giyecek kalitede oldukları tartışılmaz. Selçuk, Krasic, Bekir, Serdar gibi isimler milli takım seviyesine gelmiş futbolcular.

Fenerbahçe'nin Antalyaspor karşısındaki futboluna gelince. AEL Limassol maçında bu sinyal zaten verilmişti. Sıradan bir Avrupa takımı olan Kıbrıs ekibi karşısında elde edilen galibiyetin nasıl geldiğini herkes açıkça görmüştü.

Antalyaspor dün gece ortaya koyduğu performans ile neden haftaya ikinci sırada girdiğini net bir şekilde gösterdi. Mehmet Özdilek mükemmel bir ekip yaratmış. İki yeni transfer Diarra ile Aisaiti, Akdeniz ekibine kısa sürede uyum sağlamış ve önemli bir parçası olmuşlar. Kontraatağı çok iyi yapıyorlar. Attıkları goller bunun en iyi kanıtlarıydı. Ama Fenerbahçe gibi bir takımın kendi sahasında bu kadar aciz duruma düşmesi kabul edilemez.

Aykut Kocaman'ın oyunu okuma özelliği maalesef yok. İlk yarıyı 2-0 geride kapatan Fenerbahçe ikinci yarıya müthiş bir bir arzu ile girdi. Sow'un erken gelen golünden sonra tempo yükseldi. Antalyaspor'un sıkıntı yaşadığı dakikalarda Semih Şentürk sahaya sürülebilirdi. Kocaman ne yazık ki, genç Salih'i böyle bir gecede kullanma ihtiyacı duydu. Gelecek vaat eden bir oyuncuyu böyle bir sorumluluğun altına sokarsan, gelişimini geciktirirsin.

Kaybedilen 3 puan tabi ki dünyanın sonu değil. Hani derler ya, “Başlayan her şey biter” diye… Dün de öyle oldu, Fenerbahçe yenilmezlik unvanını kaybetti. Lig uzun bir maraton. Liderin 5 puan gerisinde kalan sarı-lacivertliler sadece avantaj yitirdi. Kaliteli bir kadro var. Her kötü sonuç üzerine bir günah keçisi bulunur. Ama bu kesinlikle Selçuk Şahin olmamalı. Eleştiriye Kuyt, Krasic, Stoch gibi kaliteli ayaklardan başlamak gerek.

Limassol maçından sonraki yazımda, “Cesurlar bir kere ölür, korkaklar ise her gün” demiştim. Kimse bana Fenerbahçe'nin oyun sistemini anlatamaz. Topu alan gidiyor. Belli bir oyun kurgusu yok. Defansta anormal boşluklar oluşuyor. Son kale Volkan Demirel da düşünce gerçekler ortaya çıktı. Kaleci her maçı kurtaramaz. Çekirge misali; bir sıçrarsın, iki sıçrarsın sonra yere çakılırsın.

Alex'ten bahsetmeden yazıyı bitirmek olmaz. Bir teknik adam tercihi diyerek, Alex'in gönderilmesine saygı duymuştuk. Brezilyalı gönderileli haftalar oldu. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe'nin futboluna da saygı duymak isterdim, Alex'in olmadığı maçları iyi sonuçlarla atlatan Fenerbahçe'ye de. Ancak, sadece Antalyaspor'a saygı duyabildim ve aldığı sonucu alkışladım.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek