SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Avrupa şampiyonu Vakıfbank’ın yıldızları Milena Rasic ve Cansu Özbay SKOR’a konuştu!

Avrupa şampiyonu Vakıfbank’ın yıldızları Milena Rasic ve Cansu Özbay SKOR’a konuştu!

CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi'nde üst üste ikinci toplamda ise dördüncü kez zafere ulaşan Vakıfbank'ın yıldızları Milena Rasic ve Cansu Özbay ile geride kalan muhteşem sezonu değerlendirdik. Samimi açıklamalarda bulunan iki başarılı isim sezonun hikayesini, hedeflerini ve hikayelerini tüm içtenlikleriyle SKOR'a aktardı.

Kusursuz bir sezon geçiren Vakıfbank, 2017-2018 sezonunu dört kupayla tamamlarken dördüncü ve son kupa CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi kupası oldu. Final Four’da yarı finalde Imoco Volley Conegliano’yu beşinci ve son sette 12-9 geri düşmesine rağmen 3-2 yenen ve finalde de ev sahibi CSM Volei Alba Blaj’ı 3-0 mağlup eden Vakıfbank, üst üste ikinci toplamda da dördüncü Devler Ligi zaferini kazandı. Namağlup şampiyon olan ve inanılmaz bir zafere imza atan Vakıf, Avrupa’nın ve muhtemelen dünyanın en iyisi olduğunu bir kez daha gösterdi!

Farkındayız değil mi Vakıfbank, “Avrupa’nın bir numarası olmak” gibi olağanüstü bir durumu bizim için adeta normalleştirdi. Efsane koç Giovanni Guidetti ve asla pes etmeyen, her zafere, her kupaya aç öğrencileri; Vestel Venüs Sultanlar Ligi’nde mücadele eden tüm rakipleri ile birlikte Türkiye’yi voleybolda Avrupa’nın zirvesine taşıyor. Tam gaz giden bu trenin lokomotifi olan Vakıfbank’ın yıldız orta oyuncusu Milena Rasic ve geleceğin süperstar adayı pasör Cansu Özbay ile Vakıfbank’ın zaferini, hedeflerini ve hikayelerini konuştuk. Metin Aktaşoğlu: Öncelikle tebrikler.

Milena Rasic: Çok teşekkür ederim.

Bu duyguyu daha önce tattınız ama Avrupa’nın bir numarası olarak uyanmak nasıl bir şey?

Harika. Özellikle bir sezonda dördüncü kez şampiyon oluyorsanız… Muhteşem ve unutulmaz bir sezondu. Bu sezon beraber çalışma şansı bulduğum herkese çok teşekkür ediyorum.

Her Avrupa şampiyonluğu çok değerli ancak bunu özel kılan ne oldu?

Conegliano karşısında oynadığımız yarı final maçı hepimiz için unutulmaz bir karşılaşma oldu. Finale yükselmeyi başardık aslında bu maç şampiyonluğu geçen seneden biraz daha özel kıldı diyebiliriz.

Imoco Volley Conegliano’ya karşı oynadığınız maçta ilk iki set inanılmazdı. 2-0 öndeydik. Sonra ne olduysa işler tersine döndü. Final setinde hatta 12-9 geriye bile düştük. Takım uyanarak bu geri dönüşü nasıl başardı?

Conegliano çok iyi bir takım. Çok iyi oynuyorlar. İlk iki setin ardından onlar da uyanıp daha zorlamaya başladılar ve bize sorun çıkardılar ama nihayetinde 12-9 olmasına rağmen asla pes etmediğimizi yine gösterdik ve kazanmayı başardık.

Bu sezon her şeyi kazandınız, sırada ne var?

Bizim için sıradaki kupa FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası ve onu da kazanmak istiyoruz.

Peki sizin bir oyuncu olarak hedefiniz nedir?

En iyilerle çalışmak istiyorum. Kupalar kazanmak istiyorum. Zira herkes bana motivasyon kaynağımı soruyor. O podyuma çıkmak ve kupayı kaldırmak hayatınız boyunca unutamayacağınız bir şey ve bu benim motivasyon kaynağım. Dolayısıyla daha çok kupa kazanmak istiyorum.

Giovanni Guidetti inanılmaz bir koç. Onunla çalışmak nasıl bir şey?

Giovanni Guidetti elbette dünyanın en iyi hocalarından biri. Onunla bu dört sene boyunca çalışma fırsatı bulduğum ve gelecek sezon da çalışacak olduğum için çok mutluyum. O çok iyi antrenör ama aynı zamanda çok da iyi bir arkadaş. Takımda da tüm oyuncularla çok iyi bir arkadaşlık ilişkimiz var. Ondan pek çok şey öğrendim ve bunun için çok çok minnettarım.

Hikayeniz nasıl başladı?

10 yaşındaydım. O dönemki ilk antrenörüm bir gün sınıfımıza girmişti ve “Voleybol oynamak isteyen var mı” diye sormuştu. Beni görünce de “Boyun epey uzun sen de oynamalısın” demişti. Voleybol ilk görüşte aşk olmuştu benim için. Çok sevdim voleybolu o zamandan beri de oynuyorum aslında çok da özel bir hikayem yok. :)

Uzun denebilecek bir süredir İstanbul’da yaşıyorsunuz. Alışmakta en çok güçlük çektiğiniz şey ne oldu?

Trafik! (Gülüşmeler) İstanbul’u çok seviyorum. Çok güzel bir şehir. Çok keyif alıyorum. Burada yuvamda gibi hissediyorum ama bazen trafikte hiç anlamadığım bir şekilde sıkışıp kalıyorum ne yapacağımı bilemiyorum ve bu beni deli ediyor ancak trafik dışında dediğim gibi İstanbul’u çok seviyorum burası benim evim.

En sevdiğiniz Türk yemeği nedir?

Menemen!

Menemen? Gerçekten mi?

Menemene bayılıyorum. Tatlılardan da şekerpare.

Ben de bayılırım şekerpareye.

Çok güzel gerçekten…

Takımla beraber Türkiye’nin birçok yerini görme fırsatınız oluyor? En çok nereyi beğendiniz?

Kapadokya’ya bayıldım. Bu sene gitme fırsatım olmuştu. Aynı zamanda Bodrum’u çok seviyorum. Geçen sezon tatilde gitmiştim. Şu ana kadar bu iki yer favorilerim.

En sevdiğiniz Türkçe kelime nedir peki?

Maşallah! :)

Türkçe şarkılar dinliyor musunuz?

Takım arkadaşlarımın yanında evet ama kendi başımayken çok fazla değil. Gerçi 2017 hitlerinin olduğu bir CD almıştım ama çok fazla depresif şarkı vardı.

Favori parçanız var mı?

“O Sen Olsan Bari” ve “Harika” favori şarkılarım.

Son olarak ülkemizdeki genç kızlarımız için nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Asla vazgeçmeyin, yürekten inanırsanız hayalleriniz gerçeğe dönüşecektir.

Çok teşekkür ederim.

Ben de çok teşekkür ederim.

ŞANSLI BİR BİSİKLET YOLCULUĞU VE ÇOKÇA AİLE DESTEĞİ: CANSU ÖZBAY

Biz Vakıfbank’ız. Biz gerilerden gelmeyi çok seviyoruz. Ve biz bir şey istediğimiz zaman yapmamamız için hiçbir sebep yok.

Metin Aktaşoğlu: Öncelikle tebrikler.

Cansu Özbay: Teşekkürler.

Genç bir sporcu için Avrupa şampiyonu olarak uyanmak nasıl bir duygu?

İnanılmaz, gerçekten tarif edilemez bir duygu. Geçen yıl da biz şampiyon olmuştuk. Geçen sene de inanılmazdı. İki kere üst üste yaşamak özellikle… Bu duyguları burada yaşayabildiğim için çok çok mutluyum.

Uyumak da zor oluyordur sanki şampiyon olduktan sonra…

Onun rahatlığıyla uyumak daha kolay oluyor aslında. Maçtan önce uyumak daha zor oluyor. :) Maçtan sonra kazanmanın huzuruyla, mutlulukla uyumak çok daha kolay.

Böyle bir takımla çalışmak nasıl bir his?

Böyle bir takımla çalışmak öncelikle çok gurur verici bir şey. Her zaman sahada en iyimizi veriyoruz. Her zaman en iyisi için çalışıyoruz. Her zaman kupaları kazanmak için çalışıyoruz. Bu yaşımda burada olabildiğim için çok mutluyum ve kendimi çok şanslı hissediyorum.

Giovanni Guidetti gibi inanılmaz bir antrenör ve Naz Aydemir gibi efsanevi bir pasörle çalışmak nasıl bir şey?

Gerçekten müthiş bir şey. Dediğim gibi kendimi çok şanslı hissediyorum. Giovanni de Naz da bana inanılmaz şeyler kattılar. Naz bana zaten her anlamda destek oldu bu zamana kadar. Keza Giovanni de aynı şekilde… Naz’ı izlemek, Naz’la antrenman yapmak, ondan bir şeyler öğrenebilmek benim için çok önemli. Çok şanslıyım o yüzden. Giovanni Guidetti de efsane bir antrenör gerçekten. Onlar sayesinde kendime çok şey kattığımı düşünüyorum.

Yarı final maçı inanılmaz bir maç oldu. 2-0 öndeydik birden işler tersine döndü. Ama sonra akılalmaz bir şekilde geri döndük. Takım olarak nasıl oldu bu geri dönüş nasıl sarsılıp kendinize gelebildiniz?

Biz Vakıfbank’ız. Biz gerilerden gelmeyi çok seviyoruz. Ve biz bir şey istediğimiz zaman yapmamamız için hiçbir sebep yok. Çünkü tüm kalbimizle oynuyoruz, her şeyimizi veriyoruz. Evet, 2-0 öndeydik sonra biraz performansımız düştü. Conegliano daha iyi oynamaya başladı. Ama tabii ki hiçbir zaman hedefimizden şaşmadığımız için de çok mutluyum. Çünkü herkes o sayılarda elinden gelenin en iyisini yaptı. Çok zor oldu bizim için gerçekten. Ama başardık.

Bu yapıya nasıl adapte oluyor insan? Guidetti inanılmaz bir hoca takımda rotasyon oluyor her sene birileri gidiyor, yeni isimler geliyor… Ama bir oyuncu Vakıfbank’a geldiği an o mentaliteye hemen uyum sağlıyor. “Biz istediğimiz zaman her şeyi yapabiliriz” fikrine adapte oluyor.

Çünkü takıma girdiğiniz zaman zaten direkt olarak onu aşılıyorlar. Sen de bir anda sanki yıllardır Vakıfbank’taymışsın gibi hissediyorsun. Sen de o sahaya çıkınca o hırsla, o düşüncelerle çıkıyorsun. Buna adapte olmak çok da zor bir şey değil aslında. Zaten bu takımdaysan ona alışman gerekiyor.

Genç bir oyuncu olarak hedefiniz nedir?

Hedefim elbette önce yıllarda Vakıfbank’ta kalabilmek, oynayabilmek. Tabii ki Milli Takım’da da oynamak istiyorum. Umarım gerçekleştirebilirim.

İyi bir pasör nasıl olmalı? İyi pas atmalı elbette ama… Ek olarak ne gibi özelliklere sahip olmalı?

Ben buna cevap vermeyim zira daha o kadar tecrübeli bir pasör değilim. Daha çok genç bir pasörüm. Bunu Naz’a sorsanız daha iyi olur bence. :)

Naz’dan neler öğreniyorsunuz? Onu here gün yakından izlemek büyük bir ayrıcalık aslında değil mi?

Evet, sonuçta o çok küçük yaşlardan beri bu seviyelerde oynayan bir pasör, Milli Takım’da yıllardır oynuyor. Ben de onu izleyerek büyüdüm. İnanılmaz güçlü, zeki, yetenekli bir pasör. Söyleyebileceğim bir sürü şey var aslında. Bunların hepsi bir araya gelince zaten kaçınılmaz oluyor böyle bir sporcu olmak.

Yaşıtlarınıza ve daha genç sporcularımıza, kızlarımıza ilham vermesi açısından sizin hikayeniz nasıl başladı?

Benim hikayem İzmir’e dayanıyor. İzmir’den geldim İstanbul’a. Göztepe’de oynadım, Arkas’ta oynadım. Daha sonra İstanbul serüvenim Beşiktaş’a gelmemle başladı. Benim hayalimdi Vakıfbank’ta oynayabilmek. Böyle güzel oyuncularla çalışabilmek, aynı sahada olabilmek. Tabii ki hiç kolay olmadı ama buralara gelebildiğim için çok mutluyum. Ailem de çok destek oldu. Herkes çok destek oldu.

Aslında onu da soracaktım. Aileniz İstanbullu değil…

İzmirliyiz biz. Ailem hala İzmir’de.

Türkiye’de malum kadın sporcu olmak çok zor.

Evet.

Bununla nasıl başa çıkabiliyorsunuz? Aileniz büyük bir destek sağlıyor olmalı.

Ailem bu zamana kadar her konuda arkamda oldu. Ama voleybolda bana ayrıca bir destek oluyorlar. Bana her zaman inandılar onlara da buradan çok teşekkür ediyorum.

Voleybola nasıl başladınız çocukken?

Ben şans eseri başladım diyebilirim. Babamla bisiklet sürerken spor salonuna girdik. Orada bir voleybol maçı oynanıyordu. Babama “Ben de oynamak istiyorum” dedim. Her şey öyle başladı aslında. “Haydi seni spora yazdıralım Cansu” gibi bir şey denmedi. Tamamen şans eseri oradan geçmemiz. Evimize çok yakın bir spor salonu vardı. İyi ki o salona girmişim. İyi ki başlamışım voleybola.

Maçtan önce yaptığınız bir uğur var mı?

Var. Ailemle konuşmak. Her zaman. Anneannem, kardeşim, annem… Fark etmez. Her maça yarım saat-bir saat önce seslerini duymadan maça çıkamıyorum. Çıkamam.

Kamplarda veya boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz?

Kitap okuyorum. Dizi izliyorum. La Casa de Papel’i bitirdim yeni. Unbreakable Kimmy Schmidt’i izliyorum çok komik bir dizi.

Süper dizi ben de izliyorum!

Aynen öyle. :) İzlediğim bir sürü dizi var aslında. Kafamı dağıtacak şeyler yapıyorum aslında. Sürekli antrenman yaptığımız için kafamızı dağıtmaya ihtiyacımız oluyor. Ben de kitap okuyarak, dizi izleyerek… Film çok izlemiyorum açıkçası yalan söylemeyim. :)

Motivasyon şarkın var mı?

Yok aslında. R&B dinlemeyi çok seviyorum maçlardan önce gaza getiriyor beni! :)

Çok teşekkür ederim.

Ben de çok teşekkür ederim.