Reklamsız Sözcü

‘Altın avcısı’ milli taekwondocu İrem Yaman’dan SKOR’a özel açıklamalar

Taekwondoda milli gururumuz, altın avcısı İrem Yaman SKOR'a özel açıklamalarda bulundu. 23 yaşındaki şampiyon sporcu ile altın madalya kazandığı World Taekwondo Grand Slam'i, Tokyo 2020 hedefini ve kariyer hikayesini konuştuk.
Metin AKTAŞOĞLU
10:2017 Nisan 2018
0

Kamera: Kubilay Altuğ

İlham veren sporcular, başka ilham veren sporcuları doğuruyor ve bu sporcular, bir ülkenin spor kültürünü oluşturan karakterler haline geliyorlar. Bu karakterlerden biri de hiç kuşkusuz henüz 23 yaşında olmasına rağmen İrem Yaman. Bir kısmınız onun ismini henüz duymamış olabilir ancak o adını tarihe altın harflerle yazdırmakta ve özellikle 2020 Tokyo'da altın madalyayı Türkiye'ye getirerek Türk kadınının neler yapabileceğini göstermekte kararlı.

İrem, genç yaşına rağmen lakabı olan #GoldHunter'ı (Altın avcısı) sonuna kadar hak ediyor. Taekwondoda 2015'te dünya şampiyonluğu, 2016'da da Avrupa şampiyonluğu elde eden İrem Yaman, bu yıl Dünya Taekwondo Federasyonu tarafından ilk kez düzenlenen ve Çin'in Wuxi kentinin ev sahipliği yaptığı World Taekwondo Grand Slam'de de şampiyonluğa ulaştı.

Ayrıca kendi tabiriyle “Bir kaç sene yaptım sonra taekwondoya geri döndüm” dediği kick-boksta da 2012'de gençlerde dünya üçüncülüğü, 2013'te de gençlerde Avrupa ikinciliği bulunuyor. Onun “bir şeyi yaparken” ne kadar azimli olduğunu kavrayabilmemiz için bu örneği vermek şart! Biz de Sözcü Skor olarak hem Grand Slam şampiyonluğu için kendisini tebrik etmek hem de onu daha yakında tanıyıp 2020 Tokyo hazırlıkları hakkında bilgiler almak için İrem Yaman'la bir araya geldik. Karşınızda #GoldHunter İrem Yaman!

Öncelikle tebrikler. Grand Slam nasıl geçti ve genel olarak Tokyo 2020 hazırlıkları nasıl sürüyor?

Teşekkür ederim. Buna çok yoğun hazırlandım. Bu taekwondoda ilk defa düzenlenen bir şey. Bundan sonra her yıl yapılacak. Şöyle bir güzelliği var; 2020 olimpiyatları için kota veriyor. Yani; diyelim ki ilk 6'da değilsiniz. Daha sonradan katıldınız veya puanınız yetmedi. Buradaki başarınıza göre olimpiyata gitme hakkı kazanıyorsunuz. Bu çok güzel bir avantaj ve aynı zamanda olimpiyatlardan önce -zaten olimpiyatlara da dünyanın en iyi 12 sporcusu katılıyor neredeyse- yıl içinde bir kere dünyanın en iyi 12 sporcusuyla yarışma şansı oluyor ve buradaki sonuca göre olimpiyata gidiyorsunuz ve olimpiyatlarda da kim şampiyon oluyorsa Grand Slam'i de o kazanıyor gibi bir durum var. Haliyle çok zor bir maç. Onun için çok güzel bir maçtı. Ben bunun bilincindeydim, bunun bilinciyle gittim. Olimpiyatlarda başarımı görebilmek adına da buradaki başarı önemliydi.

Evet, aslında tahmin etmek gibi oluyor.

Aynen öyle; çünkü aynı insanlarla maç yapacaksınız neredeyse. Grand Slam'de 57 kiloda müsabakaya çıktım. İkinci turda iki kez olimpiyat şampiyonu İngiliz bir sporcuyla (Jade Jones) karşılaştım. Bu sıkletin en iyi sporcusu. Neredeyse 57'de tüm maçlarda o şampiyon oluyor. Onunla yapmak benim için çok önemliydi ileriyi görmek açısından. Çünkü herkes onu yenmek istiyor. Neredeyse kimse yenemiyor. Yenen insan sayısı çok az. Bu yıl belki iki kez yenilmiştir. Üçüncüyü de benimle beraber yaşadı. Onu yenmek benim için çok gurur verici. Bu sıkleti ilk defa denemiştim. 57'yi de ilk defa deneyip ismimi sıklete yazmak çok çok güzel bir duygu. Artık olimpiyatlarda benim de olduğumu 57 kg sıkletindeki tüm rakiplerim biliyor.

Grand Slam'i sanırım iki kez kazanmak yetiyor 2020 için kota almak adına.

Aynen öyle; birinci olmak 1000 puan. Bin puanı aldım. Bunun öncesinde normalde ilk 12 sporcu geliyor ya da eleme yoluyla geliyorsunuz ben elemeden geldim. İlk 12'de değildim. Çünkü ilk defa deniyorum; dediğim gibi. Orada da 120 puan aldım. 1120 puanım var. Bunlar yıl yıl düşecek. Sürekli aynı kalmıyor. Yüzde 25 veya yüzde 75 gibi düşüyor. Ama iki kez şampiyon olduğunuz zaman direkt gidiyorsunuz. Ben şimdi yolu yarıladım, iki şampiyonluğum daha kaldı.

Altıncı sıradasınız şu an.

Evet.

2020'ye de daha var. Çok da bir şey kalmadı gerçi ama…

Aynen öyle; hem çok, hem az. Sıralama da çok değişir çünkü önümüzde Avrupa şampiyonası ve dünya şampiyonası var. Bunlar yüksek puanlı maçlar. Grand Prix'ler yüksek puanlı. Ama asıl önemli olan dünya şampiyonası. Başka hiçbir maç onun kadar puan getirmiyor. Olimpiyatlardan önce son önemli maç olduğu için de en önemlisi dünya şampiyonluğu.

Aslında 2020 hazırlıklarınızdan da bahsetmiş olduk böylece. Gördüğüm kadarıyla inanılmaz programlı bir şekilde 2020'de olma yolunda hazırlanıyorsunuz. Çünkü taekwondo dalında 16 sporcu yarışıyor sadece bir sıklette. Çok zor bir müsabaka. Profilinizi incelediğimde Twitter'da şöyle bir şey yazmışsınız: “İşinde her zaman profesyonel ol ve öyle davran. Yaptığım spora bakış açım budur. Sahada kendimi, ailemi, ülkemi temsil ettiğim gibi, saha dışında da aynı misyona sahibim. Umarım güzel örnek olabilirim.” Çok hoşuma gitti. Sporcunun bir numaralı hedefi aslında ilham vermek olmalı. Siz peki kimlerden ilham alıyorsunuz ve gençlere nasıl bir ilham vermek istiyorsunuz?

Benim de aslında en büyük hedeflerimden birisi bu. Başarılı olmak ama tek başına başarılı olmak değil. Saha dışında nasıl davranıyorsam karakterimle kişiliğimle… Sporculara da böyle örnek olmak isterim. En iyi örnek aldığım sporcularından bir tanesi Servet Tazegül. Olimpiyat şampiyonumuz. Saha içinde çok başarılı ama saha dışında da çok başarılı. Kişiliği… İstikrarı -istikrarı çok ön planda olan bir insan… 2008 olimpiyatlarından sonra Servet Tazegül'e bir teklif geldi. Yüksek miktarda bir para teklif ettiler başka bir ülke adına yarışması için gerçekten çok büyük bir teklifti ama o milli değerleri çok yüksek bir insan. Ve bunu kabul etmedi. Bu benim çok hoşuma gitti. Hep bunu düşünürüm, Servet Abi'nin yaptığını… Çok nazik dövüşür. Dünyada en nazik dövüşen insanlardan biridir görsel olarak çok güzeldir. Ve saha dışında da kişilik olarak, olimpiyat şampiyonudur ama hiçbir zaman egoları yoktur. Taekwondoyu en çok sevdiren şeylerde bir tanesi de bu. Sporcu kişiliğini ve karakterini de gösteriyor. Onun için en büyük örnek aldığım kişi Servet Tazegül.

Türkiye'de profesyonel sporcu olmak çok zor. Futbol ve basketbol gibi kazancın çok daha yüksek olduğu branşlar dışında zor. Atletler, sporcular çok kırılma anı yaşıyor hayatlarında siz böyle zorluklar yaşadınız mı veya hala yaşıyor musunuz? Çünkü her şeyi kenara bırakıp tamamen profesyonel sporcu olmak sürdürmesi kolay bir şey değil Türkiye'de. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Kolay bir şey değil ama antrenman programımla, hocalarımla, büyük bir ekiple çalışıyorum. Bu ekiple beraber üstesinden geliyorum. Şu an için sıkıntı yok.

Peki işlerin değiştiğini anladığınız bir nokta oldu mu? Çünkü biliyoruz Türkiye'de yıldızlarda Avrupa şampiyonu olunca veya yıldızlarda dünya şampiyonu olunca bir şeyler oluyor ama bir sansasyon da yaratmıyor. Bir noktada algının, ilginin değiştiğini nerede hissettiniz?

Aslında, dünya şampiyonu oldum 2015 yılında ve dünya şampiyonasından sonra her şeyin değiştiğini fark ettim. Tabii ki de bundan önce spor yapıyorsunuz. Bir başarınız da var. Avrupa şampiyonuyum. Ama dünya şampiyonu olmak çok farklı bir şey. Dünya şampiyonasından sonra daha planlı, programlı çalışmaya başladım. Ve artık Türkiye'de de insanların spora bakış açısı aslında değişmeye başladı. Çünkü ben kiminle konuşsam, kime söylesem “Taekwondo yapıyorum” diye tabii ki de ilk önce bana “Voleybolcu musun” diye geliyorlar ama aslında herkes taekwondo yapmış! Yani kimle konuşsam “Ben sarı kuşakta başlamıştım” diyor. Bırakmış ama aslında biliniyor. Elbette futbol kadar ilginin yoğun olmadığı bir branş. Onun da bizim başarılarımızla, bizim ön plana çıkmamızla artacağını düşünüyorum.

Hatırlıyorum 2012'de büyük bir sansasyondu Servet Tazegül ve Nur Tatar.

Kesinlikle öyle. Çok büyük bir başarı. Türkiye'nin en büyük başarılarından bir tanesi. Şimdi de Taha Akgül güreşte olimpiyat şampiyonu oldu. Çok zor olunuyor… Olimpiyat şampiyonluğu, dünya şampiyonluğu gerçekten çok değer verilmesi gereken şeyler. Ama futbol branşı ön planda olduğu için biraz daha geri plana atılıyor fakat bu bizi hiçbir zaman yıldırmıyor. Çünkü biz bir emek harcıyoruz ve orada şampiyon olup bayrağımızı dalgalandırmak bizi her şeyden daha çok mutlu ediyor.

Hedefiniz ne peki olimpiyat oyunları için, gelecek için?

Spor kariyerimde tüm şampiyonlukları elde ettim. Avrupa şampiyonuyum, dünya şampiyonuyum, Grand Slam şampiyonuyum. Ama ben bunların bir kerelik kalmasını istemiyorum. İkinci kez dünya şampiyonu olmak istiyorum. Şimdi Avrupa şampiyonası var. İkinci kez büyükler Avrupa şampiyonu olmak istiyorum. Üç kez ümitler Avrupa şampiyonu oldum. Bunları iki kez başarmak istiyorum. Ama en büyük hedefim 2020 olimpiyat oyunlarında altın madalya almak. Benim tek eksik madalyam. Aynı zamanda Türk taekwondosunun da eksik madalyalarından bir tanesi. Kadınlarda hiç olimpiyat şampiyonumuz yok. Ben bunu ilk defa yaparak tarihe geçmek istiyorum. Şu anda en büyük hedefim bu.

Hikaye nasıl başladı? Sanırım babanız da taekwondo sporcusu.

Evet, babam benim antrenörüm. Hikayem annemle birlikte başladı aslında herkes babamla başladı diye tahmin ediyor sonuçta antrenörüm o, ama öyle olmadı. Annem çok istiyordu. Babamla evlendiklerinde babam aktif olarak taekwondo yapıyormuş. O zaman babamın kıyafetlerini ütülerken yıkarken “İnşallah çocuklarım da olur, onların da doboklarını ütülerim. Onları da spora ben götürürüm” diye hayal kuruyormuş. Bu hayalin sonucuyuz aslında biz. Ablamla beraber bizi spora yazdırda annem. Babamdan izinsiz. Önceden babama “Spora başlatalım” diyordu babam da “Şimdi değil”, “Sonra”, “Bakarız” diye geçiştiriyordu. Daha sonra tuttu elimizden taekwondoya yazdırdı daha sonra akşam yemeğinde otururken babama söyledi. “Ben kızları taekwondoya başlattım artık zamanı geldi” dedi. Babam da “Aa, tamam öyle mi gitsinler biraz” dedi. Belediyenin kursuydu. Babam daha sonra birkaç kez antrenmana geldi, gitti. Bakıyor, izliyordu biz orada antrenman yaparken. Daha yeni olduğumuz için çocuklarla beraber bir oyun hali… Şu anda da zaten öyle. Küçük yaştakiler hep oyunvari başlıyorlar. Oyunvari başladık ondan sonra babam benim antrenmanlara gidip gelerek en son “Artık seni ben almalıyım, beraber antrenman yapmalıyız, daha çok kendini geliştirmen gerekiyor” dedi. Ondan sonra çok farklı bir yerden çok farklı bir pozisyona geçtim aslında. Babamla çalışıyorum, her şey çok değişti. Disiplin geldi, antrenman saatlerim belli, uyku saatim belli… Hayatım tamamen disiplin içine girdi. Daha sonra babamla beraber çalışmaya başladık. Babamla beraber şampiyon oldum, hala babamla beraber çalışıyorum. Uzun yıllardır… 8 yaşında başladım taekwondoya. Annemin vesile olması, babamın da yanımda olmasıyla şampiyonluk geldi.

Türkiye'de kadın olmak zor, sporcu olmak, profesyonel sporcu olmak, özellikle “amatör” denen branşlarda sporcu olmak zor. Bu ikisinin karması kadın sporcu olmak çok daha zor. Ama siz biraz şanlısınız sanırım bir aile desteği ile…

Kesinlikle öyle. Babam destek oldu. Babam daha çok istedi. “Kız çocukları kendilerini korumalı, özgüvenli olmalı” diyerek spora teşvik etti.

Sizin kızlara tavsiyeleriniz neler?

Ben kesinlikle, ne olursa olsun, spor yapmalarını tavsiye ediyorum. Taekwondo, kick-boks, voleybol veya başka bir şey olur. Dans etmek bile… Kendilerine özgüvenleri gelsin. Bu dünyada ayaklarını yere basabildiklerini bilsinler. Bu en önemli şeylerden bir tanesi.

Aslında kadının dokunduğu spor branşlarının Türkiye'de daha bir başarılı olduğunu görüyoruz.

Kesinlikle öyle. Kadın hangi dalda olursa olsun her şeyin en iyisini yapıyor. Çünkü çok detaycı kadınlar zaten. Biliyorsunuz. Doğası gereği. Bunun için de başarı aslında orada daha fazla geliyor.

İlham veren bir karakter olmaya gidiyorsunuz. Bu belli artık. 23 yaşınızdasınız. Umarım uzun yıllar çok başarılı olacaksınız. Sizinle ilgili ufak bir araştırma yaparken şuna rastladım; “Manken olmayı düşünüyor musunuz” diye sormuşlar. Şu manken olayı nedir Allah aşkına?

Aynen öyle. Yine bir röportajda bu soru geldi bana. Genelde bu soruyla karşılaşıyorum. “Manken olmayı düşünüyor musun” gibi. Herkesin bildiği “Uzun boylu kız manken olmalıdır…”

Veya “voleybolcu olmalı” gibi…

Evet öyle kalıplar var. Bunları yıkmaya çalışıyorum. Manken olmayı düşünmedim. Düşünmüyorum da. Ben sporcuyum. Yaptığım şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Burada da en iyi olup olimpiyat şampiyonluğunu getirmek istiyorum. Herkes beni “Manken misin” diye anmasın. “Olimpiyat şampiyonu” diye anılmak istiyorum.

Twitter'da falan yorumları okuyor musunuz? Sosyal medyaya gelen yorumları. Çünkü, geliyor!

Yani aslında ben okumasam bile, yakın çevrem bana gösteriyor. “Yorum yapılmış” falan diye. Yani okuyorum!

Maçlardan önce uğurunuz var mı yaptığınız? Var sporcularda çünkü. Totem söylenmez gerçi ama…

Ben söylüyorum. Bir sürü var çünkü bende. Bir tane yetmiyor! Totemim var, sahaya ilk çıktığımda tatamiye ilk adımı attığım zaman iki kez havaya sıçrıyorum. Hem bacaklarımı iyi hissetmek için hem de bu benim totemim. Maçtan önce yaptığım şeylerden bir tanesi. Maçtan önce, kıyafetlerim vardır, onları kesin giymem gerekiyor. Yanımda bulunması gerekiyor. En büyük totemim saç bandımdı. Bunu da herkes biliyordu zaten. Tüm fotoğraflarda aynı bandana. Bandana turuncu renkti, yıllarca kullanmaktan rengi açıldı! En son hiç unutmuyorum, Kore'ye gittik. Yakın bir yer de değil. Bandanamı evde unutmuşum Kore'ye bandana gönderttim. Daha sonra o maçtan iki kamp sonra kampta yıkamaya verdiğimde kayboldu bandanam ama ondan sonra totemdi ama olmadığı zaman da ilk girdiğim maçta şampiyon oldum.

Çok da gerek yok aslında size! Normalde neler yapıyorsunuz? Çok merak ediyorum. Dizi furyası aldı gidiyor. Neyi izliyorsunuz?

Yabancı diziler arasında Game of Thrones izledim en son yeni sezonu bekliyorum.

Ben de…

Siz de bekliyorsunuz. :) Ondan önce Breaking Bad izledim. Siz de izlemişsinizdir. Çok bilinen bir dizi çünkü.

La Casa de Papel izliyor musunuz?

Yeni başladım. İlk sezon 5. bölümdeyim. Çok sürükleyici zaten. Şu anda onu izliyorum.

Şu sıralar vazgeçemediğiniz bir şarkı var mı peki? Antrenmanlarda, sürekli ‘playlist'inizde olan…

Evet, duymuşsunuzdur zaten benim #GoldHunter diye bir lakabım var. Şimdi Hunter (Galantis – Hunter) diye bir şarkı var. Onu çok dinliyorum. I'm the hunter “Ben avcıyım” diye sözleri var. Bu şarkı antrenmanda beni deşarj ediyor. Tam böyle bitik duruma geçiyorum. Çok yorgun oluyorum, antrenmanın sonuna geliyorum. Beni kimse kaldıramayacak gibi oluyor. Hoca oradan hemen şarkımı başlatıyor. Hemen bir hareketleniyorum. Çok güzel bir şarkı. Sürekli o şarkıyı dinliyorum modumun en düşük olduğu anlarda.

Başarılarınızın devamını diliyorum. Türkiye'ye olimpiyat altını getirmeyi başarırsınız umarım.

Çok teşekkür ederim. İnşallah.

Son güncelleme: 13:49 | 17.04.2018