SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Spor yazarları Beşiktaş Gençlerbirliği maçı için ne dedi?

Spor yazarları Beşiktaş Gençlerbirliği maçı için ne dedi?

Spor yazarları Beşiktaş'ın Gençlerbirliği'ni Vodafone Park'ta 1-0 mağlup ettiği maçı değerlendirdi. Şenol Güneş ile Ümit Özat'ın tartışmalarına değinen yazarlar ilginç ifadeler kullandı.

Spor Toto Süper Lig’in 25.haftasında Beşiktaş evinde Gençlerbirliği’ni 1-0 mağlup etti. Spor yazarları kritik karşılaşma için birbirinden çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İşte Beşiktaş Gençlerbirliği maçının yazar görüşleri…

Lemi Çelik / İyi futbol, iyi sonuç

Beşiktaş çok üstün oynadı. Daha çok topa sahip olan, daha çok pas yapan, zaman zaman Tolgay ve Atiba ile hızlı, öne doğru çabuk oynayan, zaman zaman kanatlarda Lens ve Babel ile mükemmel akınlar yapan bir Beşiktaş izledik ilk yarıda. Rakip çok katı defans yaptığı için Talisca ile de merkezden verkaçlarla pozisyon üretmeye çalışan Beşiktaş'ın neleri yapıp yapamadığı şöyle sıralanabilir:

1: Kanat hücumlarındaki ortalarda ve asistlerde top bir türlü boşta kalan futbolcuyla buluşturulamadı.

2 Verkaçlarla ceza sahası içinde ve üzerinde ancak bu kadar güzel şut pozisyonu hazırlanabilirdi fakat son vuruşlarda Babel, Atiba, Talisca ve Adriano, Galatasaraylı Sabri'yi aratmayacak şekilde şut attıkları için bu güzel pozisyonlar golle sonuçlanmadı.

3 Beşiktaş'ta maçı kazandıran orta sahası oldu. Atiba ve Tolgay'ın çok çabuk oyunun yönünü değiştirmesi, pas yüzdelerinin mükemmel olması; ayrıca Negredo ve Talisca'ya kaleci ve defans arasına mükemmel derin ve delici paslar, galibiyeti getirdi.

10 Mart 2018 Şenol Güneş taç atışını attırmadı, Ümit Özat çıldırdı! Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat, Beşiktaş ile oynadıkları maçın uzatma anlarında saha kenarında yaşanan bir olaydan sonra Şenol Güneş'e çok sert tepki gösterdi. İki takım teknik direktörü maç sonrası olayla ilgili açıklamada bulundu. İlgili Haberi Oku

Erman Toroğlu / Hacıvat-Karagöz gibi oldunuz

Şenol Güneş, sahaya önce gerekli takımı çıkarmıyor sonra da bakıyor olmuyor, ilk çıkarması gereken takımı sonradan buluyor. Haliyle de skor değişiyor… Güneş önce eşeğini kaybettiriyor. Sonra bulduruyor, sevindiyor tabiri caizse…

Beşiktaş’ta orta saha sorunu vardı. “Atiba yaşlandı, yoruldu” diyorlardı. Oğuzhan istenileni veremiyordu. Talisca hep hücumu düşünüyor, kendine oynuyordu. En sonunda Şenol doğruyu buldu, Tolgay’ı oraya monte etti. Çünkü Tolgay hem defansta hem hücumda hem de topa sahip olmada çok faydalı oynuyor. Çok bekledi ama geç de olsa sonunda ödülünü aldı.

Öyle veya böyle Beşiktaş yukarıyı yakaladı. Kadro avantajı da var. Sezon sonuna kadar artık yukarıda gidecek.

Gençlerbirliği’nin kadrosu bu kadar, çapı bu kadar. En az 1 gol atmadan, İstanbul’daki büyüklerin sahasından zor dönersin memleketine.

Herkes maç seyrediyor, bir bakıyorsunuz yine Şenol Güneş ile Ümit Özat birbirlerine giriyor. Yetti gari! Millet sizi mi seyredecek, maçı mı izleyecek! Türk futbolunun Hacivat- Karagöz’ü gibi oldunuz.

Hakemin biri çıkar bir gün ikinizi kol kola yollar. O zaman anlarsınız. Hakem Mustafa Öğretmenoğlu, Atiba’ya yapılan net penaltıyı görmedi. Sonra da aynı pozisyonlarda değişik kararlar verdi.

Mesela Medel’in rakibine ceza alanı içindeki net faulüne penaltıyı çalamadı. Zaten bu hakem deplasman takımları için pek hayırlı olmuyor diyorlar. Peki Medel’in bu pozisyonuna çalmayan hakem tam 90. dakikada Atiba’ya Medel’in rakibine yaptığından daha hafifi yapıldı. Buna faul çaldı. Ekranı ikiye bölün, getirin oynatın, ne olduğunu net şekilde anlarsınız.

10 Mart 2018 Beşiktaş`ın Vodafone Park büyüsü! 32 maçtır yenilmiyorlar Gençlerbirliği karşısında alınan galibiyetle ligde 2. sıraya yükselen Beşiktaş, Vodafone Park'taki yenilmezlik serisini sürdürdü. Kartal yeni stadında oynadığı 32 lig maçında da yenilmedi. İlgili Haberi Oku

Rıdvan Dilmen / Atama yanlıştı, hakem iyiydi 

Beşiktaş’ın geçen hafta kazanması, Başakşehir’in de önceki gün kaybetmesi üzerine Şenol Güneş fikstürü önüne koyduğunda İstanbul dışına çıkmayacağını gördü. Başakşehir’den sonra iki maçı İstanbul’da oynayacak. Başakşehir de kaybedince şampiyonluğun en iddialı adaylarından biri haline geldi. Başakşehir’de Epureanu ve Emre tıpkı Fenerbahçe maçındaki gibi yok. Başakşehir deplasmanında beraberlik dahi kötü bir tablo ortaya çıkarmaz. Fenerbahçe-Galatasaray maçı da var. Fenerbahçeli oyuncular da bugün Malatya’da ‘olmazsa olmaz’ maçına çıkacaklarını düşünüyorlar. Galatasaray galibiyeti bile yetmez. En azından “4 takımdan birisi kopacak mı” sorusu bu hafta yanıt bulacak. Fenerbahçe 2 maçını da kazanamazsa artık şampiyonluk yarışından kopar. Fenerbahçe ile ilgili bugün daha farklı şeyler yazabiliriz. Kolay değil, zor deplasman… Konya’da Ali Turan cezalı, Galatasaray dolu tribünlerle içeride kaybetmez.

Beşiktaş da dün akşam biraz panik de vardı, tecrübeli bir takım olmasına rağmen pozisyonları bitiremediler. Son vuruşlarda iyi değillerdi. Golde bile kaleciden sekerek girdi. Şenol hoca mecburen sonuç antrenörlüğü yapmaya başladı. Sezon başı olsa Lens çıkıp Caner-Babel kanadına dönmez, devam ederdi. Bu biraz daha sonuç endeksli bir hamle… Skor 1-0 olduğu için Gençlerbirliği de hep oyunun içinde kaldı, gerginlik yarattı.

Bilal Meşe / Çilingir Talisca

Şurada ligin bitimine 9 hafta kalmış, takımlar kritik bir sürece girmişler. Konuya bu pencereden bakacak olursak, MHK'yi gerçekten anlamakta zorlanıyoruz arkadaş!

Mustafa Öğretmenoğlu ilk kez bu sezon Süper Lig'e terfi etti. Ve ilk kez büyük bir takımın maçında sahaya çıktı. Peki, MHK'nın bu kararı ne kadar doğru, bana göre çok yanlış ötesi. Nereye varmak istiyoruz, belki Öğretmenoğlu yetenekli olabilir, gelecek adına umut verebilir. Ne var ki, dünkü maçın ilk yarısında Pogba'nın Atiba'nın ikinci harekette ayağına vurması penaltı değil mi arkadaş? Üstelik pozisyona çok yakın, eee böyle bir maça tecrübesiz bir hakemi verirseniz, olacağı da budur!

Gençlerbirliği'nin çok adamlı savunma anlayışına kimse kızamaz. Konuk takım,  tehlikeli bölgeden uzaklaşmanın, puanlar kapmanın peşinde. Buna karşın ilk yarıda, Beşiktaş'a  pozisyon vermezken, ani çıkışlarda üç net pozisyon ürettiler, ancak Fabri'yi hesaba katmadılar. Tecrübeli file bekçisi çok kritik dokunuşlarla kalitesini ortaya bir kez daha koydu. Beşiktaş, rakibin savunma kilidini açma adına her yolu denedi, kanatlardan gitti olmadı, göbekten duvar paslarıyla delmeye çalıştılar, ancak üretemeden ilk yarıyı kapadılar.

Beşiktaş ikinci yarıya daha iştahlı ve arzulu başlarken, risk aldı, pas yüzdesini artırdı, rakip kaleye baskı yaptı. Nitekim 53'te Tolgay'ın asistiyle savunmanın arasından sıyrılan Talisca, golü bulurken, kilidi açan isim oldu.

Şenol Güneş, belli ki Lens'i kazanmak istiyor, ama olmuyor hocam olmuyor, Beşiktaş eksik oynuyor! Eee hocanın da sabrı bir yere kadar, Lens'i aldı, Caner'i sahaya sürdü, iyi de yaptı. Gökhan Gönül'e ayrı bir parantez açmak gerekir, ilerlemiş yaşına karşın, müthiş ve de örnek bir mücadele veriyor, helal olsun.

Şansal Büyüka / Quaresma’nın hiç mi günahı yok?

Beşiktaş ilk yarıda hep kenar toplarından gol üretmeyi beklerken, ikinci yarının hemen başında ilk defa savunmanın arkasına top atmayı düşündü ve Tolgay pası, Talisca tamamlaması ile uzunca süredir beklediği, aradığı golü buldu…

Gençlerbirliği savunması için üzüldüm… Özellikle ilk yarı için… Her 3-5 saniyede bir Beşiktaşlı golcüleri karşılarında buldular… Hücumcuları ileride top tutamayınca, pas yapamayınca Negredo, Talisca, Babel kâbus gibi Gençlerbirliği savunmasının üstüne çöktüler… Özellikle Pogba ve Alper bu baskıyı nasıl kaldırdı, inanamadım…

Beşiktaş'ın daha güvenli bir oyun için, daha yaratıcı, daha kolay üreten bir futbol anlayışı için dar alanda adeta “şapkadan tavşan çıkartan“ Oğuzhan‘ı çok acele forma sokması gerekiyor… Elbette bir de Quaresma ama, bu saatten sonra yapacak birşey yok… Tam da final haftalarına girmişken beş maç ceza almanın sırası mıydı?

Tamam tahrik var, kabul ama, Quaresma'nın hiç mi günahı yok! Bu ilk vukuatı mı? Tribünlerde dün akşam karşılaşmayı izlerken “keşke şu maçta ben de oynasaydım“ diye içinden hiç mi geçirmedi mi? Hiç mi pişmanlık duymadı…

Ömer Güvenç / En büyük 3 puan

Öncelikle şunu söyleyelim. Beşiktaş bu maçı fazlasıyla hak etti. Gerçi 1-0 oldu ama kaçanlar ve Hopf'un kurtarışları farkı engelledi. Pepe ve Quaresma yoktu. Pepe arandı mı? Bence ‘Hayır'. Peki Quaresma? Başkan, yönetim kızgın. Herkes ‘aranmadı' dese Beşiktaşlı taraftarların cevabı, “Bu çılgını çok aradık” olacaktır. 

Beşiktaş’ın tek golü Talisca'nın ayağından geldi. Ama o golün mimarı, inanılmaz asist yapan Tolgay'dı. Tolgay aynı zamanda Beşiktaş'ın da en iyi oyuncularının başında geliyordu. Ne pas attın be Tolgay. Negredo golcü bir oyuncu, dün gol atamadı. Yıldız vermeye kalkanlar, Negredo'ya 10 üzerinden 5'i vermezler bile. Benim yıldızım 7.    Gençlerbirliği takımı bu… Bu takımı buralara getiren Ümit Hoca'ya alkışlar… Özetle; özellikle zirvedeki ve düşmeme mücadelesi veren takımlar için parola şu; en büyük üç puan, başka büyük yok…

Güntekin Onay / Bu kez keyif vermedi

AÇIKÇASI iç saha oyununda bu tip savunmaları açabilmek için anahtar oyuncu yeteneklerine sahip Quaresma'yı aradı siyah-beyazlılar.   2. yarıya yine yüksek tempoyla başlayan Beşiktaş, Talisca ile golü buldu fakat golden sonra herkes daha kolay olacağını düşünürken tempo düştü. Top kayıpları başladı. Şenol Güneş değişikliklerle oyun ritmini tekrar yükseltmeyi düşündü.    TALISCA öyle bir oyuncu ki her an her şeyi yapabilir. Dün yine kritik bir anda sahne aldı ancak genel anlamda oyunda çok kopuk ve özellikle golden sonra hiç ortalarda görünmedi. Tolgay-Atiba ikilisi iyi bir maç çıkarttılar. Gökhan Gönül de çok çalışkandı. Medel her zamanki standardındaydı. Onun dışındaki Beşiktaşlı oyuncular keyifsiz ve verimsizdi. Gençlerbirliği’nin bu karşılaşmada iki ideal stoperi olmamasına rağmen iyi bir direnç gösterdiğini de vurgulamak gerekiyor.

Ömer Üründül / Tolgay parladı

Bayern Münih maçından sonra her şeyiyle Süper Lig’e odaklanan Beşiktaş, maça tempolu ve hırslı başladı. Devre sonuna kadar oyunu sürekli karşı alana yıktılar. Üçüncü bölgeye de pas yaparak, oyunu genişleterek olumlu biçimde geliyorlardı ama Gençlerbirliği bildiğimiz gibi hem fizik açıdan güçlü bir takım hem de takım savunmasını çok başarılı yapıyorlar. Bu yüzden Beşiktaş’ın bulabildiği pozisyonların kıymetini bilmesi ve de ani rakip kontrataklarda dikkatli olması gerekiyordu. İlk devre üretkenlik sıkıntısı çekildi. Ele geçen bazı pozisyonlarda son vuruş becerisi yetersiz kaldı. Tabii ki bilhassa Vodafone Park’taki maçlarda Quaresma’nın eksikliğinin hissedilmemesi mümkün değildi. Ayrıca üç kere kaleye gelen Gençlerbirliği biri frikik olmak üzere de iki ciddi tehlike yakaladı. İşin şakaya gelir tarafı olmadığı ilk yarıda anlaşıldığından Beşiktaş ikinci yarıya vitesi yükselterek başladı.

Bunun sonucunda da önce çok net bir fırsatı kullanamadı, ardından da Tolgay’ın mükemmel asistiyle Talisca skor avantajını sağladı. Tabii bu tip tehlikeli rakipler karşısında skoru garantiye almak çok önemliydi. Mecburen savunma tedbirlerini azaltan Gençlerbirliği karşısında ikinci gol fırsatı değerlendirilemeyince son bölümde önemli sıkıntılar yaşanabilirdi ama bu maça olan motivasyon, özen ve gösterilen oyun disipliniyle Beşiktaş, kalesinde ciddi fırsat vermeden 90 dakikayı 3 puanla bitirdi. Bunda Medel ve Tosic ikilisinin konsantrasyonu da etkiliydi.