SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Birlikte paylaşalım da nasıl olacakmış o iş?

Euro 2024'e adayız. Ev sahipliği için kendimizi yeterli görüyoruz. Organizasyon tarihine kadar tam anlamıyla turnuvaya hazır olacağımızı düşünüyoruz. “Biz hallederiz bu işi” diyoruz. Bu özgüven çok hoş. “FIFA, Katar'a Dünya Kupası veriyorsa, UEFA da bize Euro 2024'ü verir” düşüncesi çok mantıksız değil. Tamam, abartıyorum Katar değiliz ama Euro 2024'ü bize vermemeleri için de kocaman bir sebep var!

Biz bir futbol ülkesi değiliz bunu kabul edelim. Hiçbir zaman da olmadık. Biz; taraftarlıklar, aidiyetler ve -son zamanlarda hiç olmadığı kadar fazla- kamplaşmalar ülkesiyiz. Basitçe ifade etmek gerekirse futbolu değil, tuttuğumuz takımı seviyoruz. Hatırlayanlar vardır; 2013'te FIFA U20 Dünya Kupası'nı düzenledik ve tarihe geçtik biliyor musunuz? Maç başı ortalama 5 bin 821 seyirciyle tüm zamanların en az seyircili U20 Dünya Kupası'na ev sahipliği yaptık. Türk Telekom Stadı'nda oynanan Fransa – Uruguay finalini sadece 20 bin 601 biletli seyirci izledi. Daha da hüzünlü olan ise şu; Türkiye'nin de katıldığı organizasyonda Milli Takım'ın gruptaki ilk maçı olan ve Hüseyin Avni Aker Stadyumu'nda oynanan Türkiye – El Salvador maçında tribünde 4 bin 662 seyirci vardı.

FIFA’ya karşı çok ayıp oldu!

Bu arada bu sayıların ne kadar dramatik olduğunu anlatmak gerekirse; tüm zamanlarda düzenlenen 21 turnuvada 10 bin ortalama seyircinin altına düşen yalnızca beş organizasyon var. En acısı da organizasyonun ardından FIFA'nın yayınladığı “2013 FIFA U20 Dünya Kupası Teknik Raporu ve İstatistikleri” adlı raporda yer alan ifadeler: “Türkiye'deki FIFA U20 Dünya Kupası'nda daha büyük bir seyirci kitlesinin (ortalama 5 bin 821 seyirci, 2011'de Kolombiya'da 25 bin 191, 2009'da Mısır'da 24 bin 915 ve 2007'de Kanada'da 22 bin 985 ortalamalarına kıyasla) turnuvanın bütün basamaklarında maçların kalitesine ve oyuncuların performanslarına etkisini görmek ilgi çekici olurdu.”

Bir raporda ancak bu kadar kibar olabilirsiniz… 2013'ten bu yana bir sürü şeyin değiştiğini (!) söyleyecek bunu rakamlarla anlatmaya çalışacak pek çok yetkili vardır ama ciddi bir gelişim içinde olduğumuzu söyleyemeyiz. Buradan da 2024 adaylık sloganımıza sıçramakta fayda var. Ne diyoruz her maçtan önce: “Share Together / Birlikte Paylaşalım”

Tamam paylaşalım da neyi paylaşacağız? Ne zaman paylaştık? Nasıl yapacağız onu da söyleyin hele? Sloganlar çok önemli. Londra 2012 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda Yerel Organizasyon Komitesi'ne başkanlık eden Lord Sebastian Coe -kendisi şu an Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) başkanı- ve ekibi oyunların sloganını “Inspire A Generation / Bir Nesle İlham Ver” olarak belirlemişti. Bu konsepti muhteşem bir konuşmayla destekleyen The Lord Coe, sloganın altını doldurmayı başardı. Büyük Britanya, yine Londra'da toplam 146 madalya kazandığı 1908 Yaz Olimpiyat Oyunları'nın ardından, 2012'de 65 madalya ile o günden bu yana elde ettiği en yüksek madalya sayısına ulaştı. Büyük Britanya, Rio 2016'da ise 67 madalya kazandı.

Bu ciddi bir başarı. O günleri hatırlayan sporseverler tebessüm etti bile zira kısa hayatımda 2012 Londra'dan güzel olimpiyat izlemedim. Açılış ve kapanış töreniyle, hikayeleriyle, zaferleriyle, sosyal medyanın daha rafine bir dönemine denk gelmiş olmasıyla Londra benim için unutulmazdı. Londra'yı bir kenara koyup konumuza dönelim. Bizim sloganımız ve reklam filmimize bakınca muazzam bir eşitlik görüyoruz. Kadın futbolunun da reklamda erkek futbolu kadar yeri var. Güzel ama bunun bir gerçekliği var mı peki? Ne yazık ki hayır. Rakamlar doğruları söylüyor. UEFA'nın 2016-2017 sezonu için paylaştığı “Ulusal Federasyonlarda 2016-2017 Sezonu Kadın Futbolu” raporunda UEFA bünyesindeki tüm ülkelerin kadın futbolu organizasyonlarını görebiliyorsunuz. Ve bizim durumumuz çok acıklı.

Antrenörler nerede?

2016-2017 sezonunda UEFA ülkelerinde kadın futbolu için ayrılan toplam bütçe 101.7 milyon Euro. Yani ülke ortalaması 2 milyon Euro'ya yakın. Türkiye'nin ayırdığı bütçesi ise 877 bin 179 Euro. TFF'nin toplam bütçesini bir hayal edersek karşımızdaki rakam oldukça komik. 34 ülkenin eğitim müfredatında kızlar için futbol yer alıyor. Elbette biz o 34 ülkeden biri değiliz. Daha acısı ise antrenörlere bakınca ortaya çıkıyor. 2016-2017 sezonunda UEFA'da kayıtlı toplam 17 bin 553 kadın antrenör bulunuyordu. Bunların 101'i UEFA Pro lisansına sahip. Bizde peki UEFA Pro lisansına sahip kadın antrenör var mı? Yok. Bir alt kademe olan UEFA A lisansına sahip kaç kadın var peki? Altı yazıyla da sayıyla da 6 (altı). UEFA genelinde bu sayı kaç? 540. Buna karşın 39 bin 233 kayıtlı kadın futbolcumuz var ancak bunların 38 bin 166’sı 18 yaş altı. Bu sayıya göre orta vadede kadın futbolunda yükselişe geçmemiz lazım ama bu dengesizlik de ilgi çekici. Örneğin, İspanya’da kayıtlı kadın futbolcu sayısı 31 bin 831 iken bunların 20 bin 590’ı 18 yaş altı. İspanya’da U18 oranı yüzde 65 civarındayken bizde bu oran yüzde 97! Bir de işin yönetimsel boyutu var. 2016-2017 rakamlarına göre TFF'nin toplam çalışan sayısı 480. Kadın futbolundan sorumlu kişi sayısı sekiz, kadın futbolundan sorumlu yönetici sayısı ise iki. Bu arada Türkiye'de kadın futbolu komitesi yok. TFF organizasyonu içerisinde kadın futbolu “Futbol Gelişim Direktörlüğü” çatısının altında ve FGD Teşkilatı'nda “kadın futbolu koordinatörü” gibi bir görev yok. İnternet sitesinin yalancısıyım… Ancak Av. Duygu Yaşar (Baş Hukuk Müşaviri), Elif Canbay (Sponsorluklar ve Pazarlama Direktörü), Tuna Narlıtepe (Seyahat ve Konaklama Direktörü) ve İdil Cem (Kulüp Lisans ve Finansal Fair Play Müdürü) TFF Teşkilatı'nda yer alan isimler. Bu kısım sevindirici ama hala bir eşitlikten bahsetmek mümkün değil.

İsterseniz bir de Euro 2024 adaylık sürecindeki rakibimiz Almanya’nın durumuna bakalım. Korkutucu bir sonuç çıkacağını biliyoruz değil mi? Almanya’da 2 erkek ve 18 kadından oluşan bir kadın futbol komitesi var. UEFA Pro lisansına sahip 27, UEFA A lisansına sahip ise 57 kadın antrenörle Almanya futbolu bizden çok daha güzel paylaşıyor!

Elbette “Türkiye'de istisnai örnekler dışında hangi kurumda, hangi yapıda kadın ve erkek eşit ki futbol gibi ataerkil bir fenomende eşitlik bekliyoruz” diye sorabilirsiniz. Haklısınız da ancak UEFA genelinde bu iş böyle değil. UEFA kadın futbolunu geliştirmek için çaba sarfediyor. Belki biz de çabalıyoruz ancak bunu sessiz sedasız yapıyor olamayız değil mi? O yüzden açıkçası kadın futbolunu geliştirmek için samimi bir çaba harcandığını düşünmüyorum. En ünlü kadın futbolcumuz Serenay Aktaş, 21 yaşında futbol kariyerine ara verip Survivor'a katıldı. Kendi tercihidir elbette saygı duymak lazım ancak biraz garip değil mi?

Amerikan gerçeği!

Norveç'te atılan tarihi imza ile kadın ve erkek milli futbol takımları artık federasyondan eşit prim alacak. İmzayı da iki takımın kaptanları yan yana attı. Böyle büyük ve ilham verici bir hareketi bizden beklemiyorum ama bir şeyler yapmak şart. Dünyada kadın futbolunu Türkiye de dahil olmak üzere herkes tırnaklarıyla kazıyarak oluşturdu. Yani herkes işe sıfırdan başladı. Erkek futboluyla pek de ilgilenmeyen ve erkek futbolundaki kökleşmiş gelenekleri, yapıları kıramayan ABD, az önce de dediğim gibi herkesin sıfırdan başladığı kadın futbolunda inanılmaz bir noktaya gitti. FIFA'nın 2003'te hayata geçirdiği FIFA Kadınlar Dünya Sıralaması'nda ABD ikinci sıranın altına hiç düşmedi. Katıldığı yedi Dünya Kupası'nda üç kez 1., üç kez 3. bir kez de 2. oldu. Yaz olimpiyat oyunlarına kadın futbolu dahil edildiğinden bu yana düzenlenen altı olimpiyatta dört altın madalya kazandı.

15 Aralık 2017 Norveç`te tarihi imza! Kadın ve erkek milli futbol takımı eşit kazanacak Norveç, tarihi bir karara imza attı. Norveç Milli Futbol Takımı'nda forma giyen kadın ve erkek futbolcular yapılan anlaşmaya göre federasyondan eşit ücret kazanacak. İlgili Haberi Oku

ABD bu zaferleri doğru yapılanmanın yanında, ilham veren hikayelerle, farklılıklara saygı duyarak, kahramanlar yaratarak ve mümkün olduğu kadar eşitlik yaratarak elde etti. Alex Morgan, Abby Wambach, Hope Solo, Carli Lloyd, Mia Hamm… Bu isimleri dünyadaki sporseverlerin çoğu, ABD’deki sporseverlerin de oldukça büyük bir kısmı tanıyor. Ve bu isimler futbolda elde ettikleri başarıların yanında savunduklarıyla da kız çocuklarına, gençlere, dünyanın her yerinde sporculara ilham veriyor. Dersler çıkarmakta kesinlikle fayda var.

Buna rağmen tüm dünyada hala kadın futbolunda elbette sorunlar var. FIFPro’nun (Dünya Futbolcular Sendikası) 15 Aralık 2017'de yayınladığı “Profesyonel Kadın Futbolunda Çalışma Şartları” başlıklı Global İstihdam Raporu'nu (yazının sonunda raporun linkini bulabilirsiniz) incelemenizi öneririm. Tüm dünyada güzel oyunu adil ve eşit tutmak için atılması gereken çok adım var lakin hiçbir şey için geç değil. İçtenlikle başlamak çok önemli. “Birlikte Paylaşalım” gibi bir sloganla yola çıkacaksak bunun altını lütfen samimi olarak dolduralım.

Euro 2024 adaylığı da bu yönde atılmış bir adım olarak görülebilir ancak UEFA, 2013 FIFA U20 Dünya Kupası’nda Türkiye’nin futbolla ilişkisini gördü. Muhteşem -hatta fazla güzel- stadyumlarımız var, majör tesislerde sıkıntımız yok lakin çok temel problemlerle hala uğraşıyoruz. Böyle bir nüfusla, herkesin sıfırdan başladığı ve dünyanın genelinde emekleme aşamasını yeni yeni geçmeye başlayan kadın futbolunda atılım yapmamışken, kadın futbolu organizasyonu içinde kadına yer vermezken “birlikte paylaşmak” fikri ne kadar inandırıcı gerçekten?

Pogba, Umtiti, Kondogbia, Deulofeu, Jese, Saul, Bruma, Okay, Hakan Çalhanoğlu, Kerim Frei, Harry Kane, Ross Barkley, Pjaca gibi günümüz yıldızlarının geçtiği U20 Dünya Kupası’nı düzenleyip tarihin en düşük seyirci ortalamasına imza atmışken, Süper Lig haricindeki liglerdeki durum ortadayken, Milli Takım’da yıldız isimler primi paylaşamazken futbol sevgisini nasıl paylaşacağız çok merak ediyorum?

Kaynakça:

1: 2013 FIFA U20 Dünya Kupası Teknik Raporu ve İstatistikleri

2: Ulusal Federasyonlarda 2016-2017 Sezonu Kadın Futbolu

3: Profesyonel Kadın Futbolunda Çalışma Şartları

Yazarın Diğer Yazıları