Reklamsız Sözcü

2007 İstanbul Cup, Tekstilkent… 2011 WTA Şampiyonası, Sinan Erdem… 2012 WTA Şampiyonası, Sinan Erdem… Maria Sharapova'nın daha önceki Türkiye maceraları bunlar…

Sasha Vujacic ile birlikteyken İstanbul'a gelip izlediği Efes maçlarını, resmi ziyaret olmadığı için saymıyorum!

TEB'in ‘tenisin yıldızları' etkinliği için Türkiye'ye son gelişi olay oldu Masha'nın. Sadece bir tenisçi değil, bir marka o. Bu kadar ilgi normal ama…

2007'de; bugün olmayan Tekstilkent'teki toprak kortta, bomboş tribünler önünde raket sallamasını hiç unutmuyorum. Hem ona hem WTA yetkililerine, tribünlerin niye dolmadığını gerçekten anlatamamıştık. Sonraki WTA şampiyonalarında gördük ve anladık ki, Türkiye'de tenis izleyicisi var ama isim ve mekân seçiyor! Esenyurt'taki Koza WOS'ta bugüne kadar full çektiren tek ismin Federer olması… 3 yıllık WTA Şampiyonası organizasyonunu 150 bini aşkın kişinin izlemesi; bunların kanıtı.

Son etkinliğe gelince…

Her şeyi bildiğini zanneden klavye kahramanları sayesinde, sınıf ayrımcılığını da gördük sonunda! Bülent Serttaş'ın Sharapova'yı izlemesini alkışlamak yerine dalga geçip “Tenis zengin sporu. Yapan da izleyen de” diyerek, Batman dahil Türkiye'nin dört bir yanından gelen minik sporculara dahakaret ettiklerinin farkında değiller.

“Tenis zengin sporu” mesajını yazdıkları cep telefonunun kaç lira olduğundan da muhtemelen haberleri yoktur! Şu soruyu da sormam şart: Türk tenisi için bir kilometre taşı olan İpek Şenoğlu'nun neden Tenis Federasyonu'nun davetlisi olarak değil, Basketbol Federasyonu'nun davetlisi olarak Hidayet Türkoğlu'nun locasında etkinliği izlediğini biri bana anlatsın lütfen!