Reklamsız Sözcü

“Hayat, futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir ama aslında topla oynanan, yani insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi?” ‘Dar Alanda Kısa Paslaşmalar' filmi böyle başlar.

Şahsi beceri ve takım olmak.. Akhisar deplasmanında Fenerbahçe'nin oynadığı futbol da aslında 17 yıl önce sahnelenen filmin adı gibiydi. Topa yüzde 65'lerle sahip olan, pas yapan ama… Dar alanda pasın dışında, oyunu açamayan bir sistem vardı sahada. Valbuena ve Giuliano'nun top almak için orta sahaya gelmesi Kocaman'ın 4-3-3'ünü bozmuştu. Bu yüzden de Janssen'in 70 dakika yalnız kaldığını gördük.

Aykut Hoca'nın buna neden müdahale etmediğini ise kimse anlayamadı. Kenardan kurulacak cümleler belliydi: “Ozan, Mehmet! Topla siz oynayın. Valbuena ve Giuliano siz geri gelmeyin, kanatları bırakmayın, oyunu açın. Ozan sen de defansın arkasına sark…”

Kimse bu cümleleri duymadı. Zannettik ki devre arasında kurulur bu cümleler ancak… İkinci yarı başladığında da Fenerbahçe aynıydı. Akhisar ise daha güvenli, gücünü bilen ve kanatları özellikle solda Ömer ve sağda Lopes'le iyi kullandı. Onur Ayık'la buldukları golden sonra da sahanın hâkimi ev sahibiydi.

Fenerbahçe ise tam anlamıyla dağıldı ve gol pozisyonuna giremeden 90 dakikayı tamamladı. Hem de Alper Potuk ve Skertel'i de kırmızıyla kaybetti.

Son Söz: Fenerbahçe'de Beşiktaş maçının sarhoşluğunun sürdüğü, Aykut Hoca'nın yine kafasının karışık olduğu bir maç izledik. Alper Potuk'a çıkan kırmızı çok ağır oldu. “Acaba oyuncular maç mı seçiyor” sorusu da akıllarda.