Reklamsız Sözcü
12 Ağustos 2017

‘YÜREĞİNLE oyna hegemonyayı yık…' Son üçyıldır Süper Lig'de fırtına gibi esen Atiker Konyaspor'un sloganıydı bu. Hegemonyadan kasıt Türk futbolundaki üç büyükler tahakkümünü aşmak ve mümkünse ligde sürekli zirveye oynayan bir takım oluşturmaktı. Hakem hataları canlarını yaktı, direndiler. Üç büyükler karşısında sesleri kısık kaldı, bağırmaya devam ettiler. A Milli Takım maçlarına on numara ev sahipliği yaparak gönülleri fethettiler. Özellikle taraftar grupları, hazırladıkları koregrafi ve tribün şovlarıyla herkesi kıskandırdılar…

Derken sonuna kadar hak edilerek kazanılan Türkiye Kupası'nın ardından geçen hafta Süper Kupa finaline çıktılar. Maçta rezalet üstüne rezalet yaşandı. Bıçaklar, satırlar, rakip takımın taraftarlarına saldırılar… Kısacası iğrenç görüntüler. Ve TFF'den gelen 5 maçlık ‘ağır' ceza. Evet ceza ağır… Evet hegemonya galip geldi. Çünkü yıkmak yerine hegemonyaya ‘destek' çıkıldı.

Çünkü hegemonya sadece maç kazanmakla yıkılmaz. 1970'lerdeki Trabzonspor gibi gönülleri kazanmakla yıkılır. Başkanın çıkıp İzmir Marşı'na düşman kesilirse, stadında oynanan maçta terör kurbanlarının ıslıklanmasına yönetim yeterli tepkiyi göstermezse, olaylı maçtan sonra kriz yönetimi yapılamazsa hegemonyayı yıkamazsın. Yıksan yıksan reklam panolarını yıkıp sahaya girer ve daha lige başlamadan aldığın ceza ile takımına en büyük kazığı atarsın. Fedakâr taraftarlara, verilen onca emeğe gerçekten yazık…