Reklamsız Sözcü

Bazen gerçekleri duymak, görmek istemeyiz. Gözümüzde, gönlümüzde değeri olan insanlara yakıştıramayız. Onların yeri ayrıdır çünkü. Yüzümüzü güldürmüşlerdir, sevinçten, gururdan gözyaşı dökmemize neden olmuşlardır. Değerlerinin düşmesine izin vermek istemeyiz belki de. Ama gerçekler acı işte.

Biliyorduk, yazıyorduk o prim olayını ama bilmezden gelmek işimize geliyordu. Milli forma ile paranın aynı cümlede anılmasından bile utanç duyulması gerekirken, Ay-Yıldızı terletenlerin paranın esiri olduğunu öğrenmek gerçekten koyuyor insana.

Türkiye Futbol Direktörü, 650 bin Euro prim ödendiğini açıkladı resmen.

Tam 650 bin Euro… O günün kuru ile 2 milyon 177 bin 500 TL. Görüyoruz ki, milli forma amaç olmaktan çıkmış, paraya giden araç haline gelmiş. Vah benim Ay-Yıldızım vah…

Bir de beyefendiler ödenen rakamları beğenmiyor, “O az aldı, bu çok kazandı ama o maçta ben sakattım, prim almam gerekirdi” diye veryansın ediyor, pazarlık yapıyor. İnsaf yahu. En az kazananızın eline yılda 3-4 milyon lira para geçiyor. Ayıptır.

Sizin gitmek için 650 bin Euro aldığınız turnuvayı kazanan Portekiz'de futbolculara şampiyonluk primi olarak 275'er bin Euro ödendiğini hatırlatmayacağım.

Profesör maaşı şu kadar, şehit, gazi maaşları bu kadar diye yazmayacağım.

Sokak arasında maç yaparken kendilerine sizlerin adını seçen, sizi örnek alan çocuklardan, namazlarından sonra sizin için dua edenlerden, arkanızdan tribün tribün gezen taraftardan, cephede çarpışan askerden de mi utanmadınız?

TFF'den bir ricam var: Milli takımın teknik heyeti başta olmak üzere herkese verilen tüm primleri kaldırın. Milli formayı daha fazla parayla kirletmeyin.

Bizler utanıyoruz, artık siz de utanın.