Reklamsız Sözcü

Kosova zayıf bir takım olsa da maç öncesi milli futbolcuların konsantrasyonunu olumsuz etkileyecek her türlü gelişme mevcuttu. Lig biteli 1 haftadan fazla olmuş, hatta hedefsiz kalan pek çok takımın oyuncusu epey önceden sezonu noktalamıştı.Makedonya'da yaşanan olaylar bütün ülkenin gündemini meşgul ederken kadrodaki futbolcuların bundan uzak kalması mümkün değildi. Üstüne 7-8 günlük sıkıcı bir kamp süreci.Maç Kosova'da değil, Arnavutluk'un küçük bir şehrinde oynanıyor. Bir deplasman havası yok. Statta en fazla 6-7 bin seyirci var. Doğru dürüst bir tezahürat bile yapılmıyor. Antrenmandan hallice bir ortam.

Bu şartlar altında ilk golü erken bulmak avantaj olmalıydı. Ancak golden sonra tüm kısıtlı kapasitesine rağmen kalemizde gol arayan taraf rakip Kosova'ydı. Her seferinde orta sahamızı kolaylıkla geçtiler. Türk futbolunun genel sorunu olan duran toplarda savunma zaafımızı değerlendirip golü buldular. Neyse ki Kosova defansı o kadar amatörce hatalar yaptı ki, galibiyeti elde edecek skoru bulmak zor olmadı.

Milli takım yine tatsız, tuzsuz, kimseye keyif vermeyen bir oyun oynadı. Zaten yeteri kadar saha dışı olaylarla gündeme gelmişken en azından sahadaki oyunla heyecanlanabilmek isterdik. Türk futbol kamuoyunun milli takıma olan ilgisinin azalması gerçekten üzücü. Cengiz, Çağlar gibi gençlerin artık takıma girmeye başlaması bir teselli sayılabilir. Enes'ler, Yunus'lar, Yusuf'lar da oynadıkça özlenen havanın yakalanacağına inanıyorum. Grupta kalan maçlarımız zor, şu an için performansımız yeterli gözükmüyor ama eylülden itibaren yeni bir heyecanla 2018 hedefini yakalayabiliriz.