Reklamsız Sözcü

Nisan 2011 – Milli golcü Nihat Kahveci taraftarca ıslıklanınca önce takım arkadaşı ile tartıştı sonra yazılarında kendisini eleştiren spor yazarı Turgay Demirel'e saldırmak istedi.

Mayıs 2012 – A Milli Takım kalecisi Volkan Demirel, birilerine sinirlenip, kampta fotomuhabiri Vedat Danacı'ya saldırdı. “Seni evinden aldıracağım” diye de mafya ağzıyla tehdit etti.

Nisan 2017 – Emre Belözoğlu ve arkadaşları kendilerine küfreden taraftara kızıp orada bulunan muhabir ile kameramanı dövdüler.

Bunlar futbol camiasından sadece birkaç ‘popüler' örnek… Listeyi uzatabilirsiniz. Peki diğer ‘yerlerde' durum farklı mı?

Okul müdürüne kızıp öğrenci haşlayan öğretmenleri, komutana kızıp askerlerini tokatlayan astsubayları, trafik polisine sinirlenip bir şey yapamayınca gidip gözüne kestirdiği bir başka sürücüye saldıran şoförleri görmedik mi? Gündelik hayatta ‘sinirimi senden almayayım' lafını hiç işitmediniz mi? Mesela; cezaevlerinden yükselen “Asıl suçlular dışarıda bizim ne alakamız var” feryatlarına hiç şahit olmadınız mı?

Lafın kısası Arda Turan'ın son olayı; toplumun içindeki kendini ifade edememenin ve buna bağlı aşağılık kompleksinin ve yine buna bağlı ahlak erozyonunun dışavurumudur. O da kolay yolu seçmiş ‘gerçek hedeflerine' el kaldırmak bir yana cümle içerisinde isimlerini bile kullanamayacağını anlayınca ‘adamlığını' dedesi yaşındaki gazeteci üzerinde sergilemiştir.

Lafın kısası; Arda'nın tavrı aslında bizim ahlaksızlığımız, bizim kompleksimizdir. Rıdvan Dilmen'e katılıyorum. O da artık simge olmuştur. Arda'yı yedirmeyiz…