SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Arda Turan’a empati dersi!

Arda Turan’a empati dersi!

Arda Turan'ın gazeteci Bilal Meşe'ye saldırması hakkında bir yazı yazan Uğur Meleke, aynı olayın yıldız futbolcunun başına gelse ne yapacağını sorguladı.

Türkiye’nin Makedonya ile oynadığı hazırlık maçının ardından Milli Takım uçağında Arda Turan’ın gazeteci Bilal Meşe’ye saldırmasına bir tepki de Hürriyet gazetesi yazarı Uğur Meleke’den geldi. 60 yaşındaki Bilal Meşe’ye sözlü ve fiziki saldırıda bulunan 30 yaşındaki Arda Turan’a, aynı olay başına gelse ne yapacağını düşündüren bir yazı kaleme alan Uğur Meleke, yıldız futbolcuya empati dersi verdi.

08 Haziran 2017 Arda Turan`ın saldırısına uğrayan Bilal Meşe`den ilk köşe yazısı Arda Turan tarafından Milli Takım uçağında önce sözlü ardından fiziki saldırıya uğrayan Bilal Meşe, yaşanan üzücü olay sonrası ilk köşe yazısını yazdı. İlgili Haberi Oku

İşte Uğur Meleke’nin ‘Böyle milli takıma, böyle kaptan’ başlıklı yazısının o bölümü:

“Geçen cuma akşamı işten eve dönüyorum, köprü girişinde lüks bir araç aniden sıkıştırdı beni.

Şans eseri kurtulduk büyük bir kazadan. Arabamdan indim, söz konusu aracın şoför mahallindeki yaşlı adama bir yumruk salladım. Araya girenler engel olduğu için tam da isabet ettiremedim yumruğu. Adama hak ettiği küfürleri edip, kuş gibi hafifleyip döndüm arabama. Sonradan öğrendim ki, yumruk salladığım yaşlı adam, Arda Turan'ın 60 küsür yaşındaki babasıymış. Olsun. Bunlar gibi 3-5 tane var trafikte zaten. Bir daha karşılaşayım, bir daha yaparım aynısını…

– Sonra Arda aradı beni. Sporcu-gazeteci saygısı çerçevesinde hukukumuz var on yıllık. “Abi” dedi. “İster sen haklı ol, ister babam olsun. Bunun bir önemi yok. Ama Allah aşkına, baban yaşında adama yumruk sallamaktan utanmadın mı?”

Kem küm ettim Arda'ya. Ama utanmaz mıyım, çok utandım tabii. Yerin dibine girdim. Hâlâ utanabiliyorum neyse ki. Bir insan parasını pulunu, işini gücünü, eşin dostunu her şeyini kaybedebilir. Hiçbir şeysiz ve hiç kimsesiz kalabilir bazen. Ama bir insanın esas kaybettiği an, utanma duygusunu kaybettiği andır bence. Neyse ki utanabiliyordum hâlâ. Özür diledim Arda kardeşimden. Değerli babası Adnan Bey'i de aradım, bin bir özürle aldım gönlünü. Ne de olsa eski toprak. Şeker adam, çok kızdıysa da dayanamadı affetti beni…

Yukarıdaki öykü hayali. Adnan Bey'e saygım sonsuz. Böyle bir hikâye hiçbir zaman yaşanmadı, yaşanmayacak. Aynen, milli takım uçağında 30'luk Arda'yla 60'lık Bilal Meşe arasındaki hadisenin yaşanmaması gerektiği gibi. Aynen geçmişte Emre'nin basın tribününe hareket yapmaması, Volkan Demirel'in Vedat Danacı'yı evinden aldırmakla tehdit etmemesi, Gökhan Töre'nin silah çekmemesi, Başakşehirlilerin muhabir dövmemesi gerektiği gibi.

Bu tarz hadiselerin artık süreklilik arz etmesinin ve sıradanlaşmasının basit bir sebebi var: Yumruk, vuranın yanına; tehdit, edenin yanına kâr kalıyor. Bir ay önce muhabir döven Volkan Babacan, pazartesi akşamı milli takımın kalesini koruyor. TFF Başkanı'nın ve Türkiye Futbol Direktörü'nün ülke futbolunu yönetmekten anladığı bu. Daha önce bu durumu birkaç kelimeyle özetlediğimde çalıştığım kurumdan kovulmuştum. Ama maalesef acı gerçek bu: “Böyle federasyona böyle hoca. Böyle hocaya böyle milli takım. Böyle milli takıma böyle kaptan.”

Ne bir eksiğiz, ne bir fazla. Ülke futbolunun özeti bu.”