Reklamsız Sözcü

Maça birkaç saat kala Vodafone Arena'nın orada boynunda PAOK atkısıyla birkaç Yunan taraftar çıktı karşımıza. Belli ki Türkiye'ye çok da yabancı değillerdi. Meğer ezeli rakiplerinin hezimetini izlemek için İstanbul'a gelmişler. Bütün enerjileriyle doğu tribününde yani eski adıyla kapalıda kardeş takım Beşiktaş'ı destekleyeceklerini söyleyip kalabalığa karıştılar. Dünkü koregrafinin altında PAOKLULAR da vardı anlayacağınız. Futbol, sen nelere kadirsin…

Pire'den avantajlı bir skorla dönmüşsün. Kendi evindesin. Tribünlerin muhteşem desteğiyle maça istediğin gibi başlayıp ilk 22 dakikada 3 şut 2 golle fişi çekmişsin. Özgüven tavan, stres yok. Rakip zaten seninle aynı kalitede değil. Tek yapman gereken ciddiyetinle oyunu devam ettirmek. Profesyonellik bunu gerektiriyor, rakibin gazına gelip topsuz alanda kafa atıp hem kendini hem takımını ateşe atmayı değil. Dün attığı kafa golüyle önce tribünleri sevindiren Aboubakar, sonra saç yoldurdu adeta. “45 dakika şimdi nasıl geçecek?” dedirtti. Rahat geçecek ikinci yarı resmen yüksek gerilim hattına dönüştü. Yine bir Beşiktaş klasiği… Aleyhimize düdük çalmak için hazır kıta bekleyen İngiliz hakemin de bu gerilimde payı büyüktü elbet.

PANIK YOK, BEŞIKTAŞ VAR

Neyse ki korkulan olmadı. Stres ve gerilimi hat safhada olan filmi mutlu sonla bitirebildik. Yazan da bizdik oynayan da… “Türklerin Avrupa'da ne işi var” diyerek böbürlenenlere inat tarihe atıfta bulunarak, Mustafa Kemal Paşa gibi “Geldikleri gibi giderler” dedik.

Tebrikler Kara Kartal. Yolun açık olsun.