Reklamsız Sözcü

Ligin ikinci yarısının en çok vites arttıran ekibi Kayserispor. Tempolu oynamayı seven ofansif yapıları var. Fizik güçleri yüksek. Sergen Yalçın'ın gelmesiyle birlikte bu parametrelere “kalite” faktörü de eklendi diyebiliriz. Bütün bu veriler dünkü maçın Beşiktaş açısından çok kolay geçmeyeceğini işaret ediyordu.

Tempolu başlayan müsabakada her iki takım da erken gol bulma arayışındaydı. Quaresma'nın ve Gökhan'ın eksikliği fazlasıyla hissedildi Beşiktaş'ta. Orta sahanın içine girmekte zorlanan siyah-beyazlı ekip, baskı kurmaya çalıştığı anlarda da ataklarını olgunlaştıramadı. Tabii burada son paslardaki tercih hatalarının da payı büyüktü. Takımın en çok çalışan ismi Aboubakar'dı dün. Kilidi açsa açsa Aboubakar açacak gibiydi. Öyle de oldu.

İkinci yarıda Babel'in oyundan çıkışı, Tolgay'ın girişiyle sistem değişikliğine giden Beşiktaş'ta Kamerunlu yıldız “Quaresma yoksa ben varım” dedi. Önce takımını öne geçirdi sonra içerideki ilk mağlubiyete mani oldu.

ŞAMPİYONLUK PSİKOLOJİSİ Mİ?

Futboldaki en sinsi tehlikelerinden biridir rehavet. Ne olduğunu anlamadan üzerinize çöker. Birden sarsar sizi. Düzelmek zaman ister ve kimi zaman her şey için çok geç olabilir. Beşiktaş için de aynı tehlike var sanki. Özellikle Galatasaray galibiyetiyle birlikte şampiyonluk yolunda rakipleriyle arasını iyice açması Beşiktaş'a pek de yaramadı sanki. Makas açıldığından bu yana güven vermiyor sahada. Basit pas hataları ile ceza alanında yaşanan tehlikeleri, kaybedilen topları, yapılan hataları masaya yatırmak lazım. Hedef şampiyonluk ve Avrupa Kupası ise tabii…