Reklamsız Sözcü

Gelmeyen kalmasın

Metin Gören yazdı
12:0012 Ocak 2017
0
Gelmeyen kalmasın

Dünyayı saran futbol olgusunun kendine özgü özellikleri vardır. Taraftar oluşumunun tribün şovlarından tutun da özenle hazırlanmış kulüp içi programlar keyifle izlenir. Deplasmanlara gidişler, balolar, ödül merasimleri gibi. Ve de her yıl bir heyecan kasırgası şeklinde başlayan ve dikkatle izlenen transfer hareketleri. Büyük takımların milyon dolarlarla aldığı oyuncuların sunumu, bir festival havasındadır. Yeni oyuncular bizde olduğu gibi havalimanlarında omuzlara alınıp, korku dolu gözleriyle süren bir karşılanma dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmaz. Boynuna kaşkol, sırtına forma bu gösterinin değişmeyen aksesuarlarıdır. Sonra; kent turları günlerdir, saygıdeğer eşi tarafından yorumlanması; “İstanbul bana cazip gelmedi.” Yuuuuuuh sana… Ve futbolcudan geriye dönüş söylemleri; “Karım ne derse o olur.” Aslında bu tip bahaneler geçersiz ve komikti ama şimdi terörü öne çıkaranların az da olsa haklı nedenleri olabilir.

Bir de şimdilerde içinde yaşadığımız ara transfer günleri vardır. Tehlikeli, sakıncalı ve çoğu kez pişmanlıkla noktalanan transfer hareketleridir bunlar. Takımı ile problemi olanların iple çektikleri, umutla bekledikleri süreçtir. Kadroya giremeyen, müzmin sakatlar, parasını alamayanlar, teknik direktörle sorunu olanlardan oluşan bu grup ara transferin gözdeleridir. Sanki bulunmaz Bursa kumaşıdırlar. Ve sanki bir takım için olmazsa olmazlardır. Yanlış, yanlış, yanlış.

İşte biz bunları, sarıp sarmalar ülkemize getiririz. Aman bir iltifat, izzet, ikram. Bunun adı “Gelmeyen kalmasın” turudur. Tıpkı bir havayolu şirketinin sloganı gibi “Uçmayan kalmasın” sloganı gibi… Finalde ise Nasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi bir şeydir. Yaz tutarsa…

AKLINIZDA KALSIN

Arjantinli ünlü oyuncu Omar Sivori şöyle demişti: “Futbol oynarken çapkınlık yapmanıza gerek yok. Çünkü bıraktıktan sonra hem zamanınız ve hem de paranız çok olacaktır.”

“SENİ ASLA AFFETMEYECEĞİM”

Brezilya'nın gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından biri olan Garincha öldüğünün on beşinci gününde mezarına bir mektup bırakılmıştı. Yetkililer açıp okudular ve kamuoyuyla paylaştılar. Osvaldo Pereria adındaki bir futbol sevdalısı ünlü futbolcuya sitem ediyordu; “Seni asla affetmeyeceğim. Çünkü o muhteşem oyunlarından beni yoksun bıraktın. Ölmenin sırası mıydı?”

ANKARAGÜCÜ’NÜ ÇOK İYİ TANIRIM

Nice günlerim geçti, yüzyılı aşan bu takımla. Gün oldu ağlaştık, gün oldu sevindik sonsuza dek… Türkiye Kupası'nı kazandığında onu gazetemde teşhir etme onurunu yaşadım. Birlikte oldum o asil taraftarlarıyla. Yurtiçi ve dışı nice öykülere konu olacak seyahatlerde bulundum. Ankaragücü yıllarca yaşam iksirim oldu. Aklınıza gelebilecek tüm futbolcularla, anımsadığınız tüm yönetici ve başkanlarla aynı duyguları soluklandım. Ve hiç birbirimize ihanet etmedik. Ve asla birbirimizi hedef göstermedik. Böyle düşünenler varsa aradan çekilmelidir. Ankaragücü, Türk spor yazarlığının sembol kulüplerinden biridir ve öyle kalacaktır.

“AYIP ETTİN BE KOCA ADAM”

Bizimle birlikte yürüyordun, daha düne kadar. Başkanımız Oğuz Tongsir'le yönetim kurulu üyesi kardeşlerimin tümüyle birlikte. TSYD'ye karşı, 53 yıllık şanlı tarihinde ilk kez açılan anlamsız bir uğraş savaşının mağrur komutanı gibiydin. Doğrusu çok yorulmuştun. Haksız eleştirilerden, can sıkan yalanlardan, iftiralardan… İçine atıyordun, dışa vurum tepkini saklıyordun, bizler üzülmeyelim diye… Ve sonra; bir de baktık ki aniden kaybolmuşsun. Şaşırdık, telaşa kapıldık ama aklımıza ölümü asla getirmedik. Sen yiğit adamdın ve öyle kolay kolay da yıkılmazdın. Ne yazık ki; acı gerçek önceki günün alacakaranlığında bir tokat gibi yüzümüzde patladı. Seni kaybetmiştik, aslan Mustafam… Ölüme bile yürüyerek gittin. Ama ayıp ettin bee koca adam. Hani verdiğin sözler? Ayıp ettin, adamın hası kardeşim. Yine beni kızdıracak ve bende sana yanıt verecek kahkahalarımız ortalığı çınlatacaktı. Sensiz kaldık Mustafa… Ve anılarınla baş başa…