SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Barcelona’da futbol oynamak…

Barcelona’da futbol oynamak…

Metin Gören, Ofsayt köşesinde Dinamo Kiev-Beşiktaş maçının hakemini ve hat-trick yapan Arda Turan'ı yorumladı.

Arda Turan… O; deyim yerindeyse, sapına kadar bir Türk çocuğu… Avrupa'nın her türlü olumsuz koşullarına karşın, başarısını doruklara taşıyan bir aslan o… Yaşadığı, yaşatıldığı her türlü sıkıntıya değin; Boruspor'da değil Barcelona gibi dünya yıldızları topluluğunda oynayabilme başarısı… Yetmedi; Messi'ye attırdığı bir gol sonrasında öpücük yağmuruna tutulabilmenin dayanılmaz keyfi… Bu da yetmezse; rakip kalelere bir değil tam üç gol atarak, taçlandırılan da o… Ne garip… Türk Milli Takımının tırmanma şeridinde su kaynattığı o günleri anımsayın… İspanyollar Arda'ya sahip çıkarken, bizim koro saz heyeti eşliğinde “Ohhh olsun” şarkısını icra ediyordu. Bir kez daha inandım… Avrupa da Türk olmak çok zor… Ve hele kendi ülkende Kurtlar Sofrası'nın doymayan “Aç'ları” ile mücadele etmek zorunda bırakılmışsan…

AVRUPA’DA TÜRK OLMAK…

Üzülüyorum; bu ülkenin uluslararası alanlardaki yalnızlığına… Üzülüyorum; içsel çekişmelere… Birbirini acımasızca eleştiren, kavga eden, laf ebeliğini elden bırakmayanların sınır dışı sessizliğine… Üzülüyorum; ülke bireylerinin tümüne dek, her türlü ayak oyunlarının açık seçik oynanmasına… Bir seri söylemle üzülüyorum, üzülüyorum işte… En sıcak bir örnekle; bu ülkenin yadsınamaz değerlerinden Beşiktaş'ın Ukranya ülkesinde, onun Kiev kentinde ve Olimpiyat Stadı'nda başına gelenler… İskoçyalı hakem Craig Thomson'ın sanki birilerinden “talimat” almışçasına, giriştiği eylem planının “penaltı” harekâtı… Ve dişiyle tırnağı ile turu geçme çizgisine dek yükselen bir değerin, “alaşağı” edilebilmesi… Bir hakemin yanlılığını gösterir en büyük belge, görüntü, kanıt… Üzgünüm… Aynı akşam, gecenin en geçkin saatlerine dek ve Beşiktaş'ın konuşulduğu o sıralarda ne yazık ki; “ohhh olsun, iyi oldu” iletilerine rastladım, inanamadım… Bu takımın adı Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, Bursaspor da olabilirdi… Yine mi ohhh olsun?… Böyle; fanatizm çizgilerini aşarak, düşman gibi gördüğün bir başka takımın haklarını korumaktan adeta kaçarcasına uzaklaşmak işine geliyorsa ohhh olsun… Avrupa'da Türk olmak çok zor ama Türkiye'de acımasız bir işlemin sözsel haykırışı “Ohhh olsun” senin ağzında bir sakız gibi çiğnendikçe, yapacak bir şey yok… Ohh mu olsun? Olsun…

THY AMCA BİZE DE SPONSOR OLSANA

Ulusal hava yolumuz THY'nin zararı dudağımı uçuklattı… Yıllardan bu yana, dünyanın her yanına plansız, programsız uçan, milli havayolumuzun, adı sanı duyulmamış yabancı diyarlarda ne işi vardı diye düşünürüm… Bir başka olayı da düşünürüm ama içinden çıkamam… Dünya sporuna destek veren, ünlü takımların sponsoru olan THY'nin Amerika Profesyonel Futbol Ligi'nin final karşılaşmasında, beş saniye gözükmesinin bedeli 55 milyon dolar mı?… Hadi Avrupa Basketbol Ligi, hadi Barcelona takımının uçak dahil tüm uçuşlarının sponsorluğu, hadi hadi hadi de; bu değirmenin suyu sonunda tükenmez miydi?… THY'nin dışa dönük trilyonluk reklam kampanyalarını düşünüyorum… Bir de bizim mahallenin çocuklarının kurduğu tescili olmayan futbol takımını… Ve çocukların pazar günleri tepelerinden homurdanarak geçen uçaklarımıza bakarak attığı sloganı; “THY amca bize de sponsor olsana…”

AMATÖRÜN SESİ

Gazeteciliğin dibine, kimyasal ve zararlı atık sular dökülmeden önce, yerel yayın organların sloganları ilginçti; kentimizin gözü, kulağı, sesi falanca gazetesi… Şimdi onlar yok artık… Ne ses kaldı, ne göz, ne de kulak…

Profesyonel yapının aağır yıkımcıları önce sesi kıstı, sonra kulağo sağırlaştırdı ve sonunda gözler kör oldu… İşte böylesine bir ortamda, AMK (Açık Mert Korkusuz) ve başkomutan Sözcü gazeteleri alkışlanacak bir olaya hayatiyet veriyor…

Güç koşullar altında sözde (!) profesyonel yaşamını güçlükle sürdüren 2. ve 3. Lig takımlarından taze haberler, yorumlar ve röportajlar, özcesi sahiplenme adına gazetecilik görevinin üstlenmek… Ve de amatörün yıllardan beri çıkmayan sesini duyurabilmek… Anlamlı yarışın ilk metreleri… Giderek zenginleşecek uzun soluklu maraton… Sizin desteğinizle, bizim gayretimizle… Sesiniz, gözünüz, kulağınız olabilme isteği…