Reklamsız Sözcü

Son haftalarda çıkışa geçen ancak Manchester United maçı dışında oynadığı futbol beğenilmeyen Fenerbahçe için derbi önemli bir sınav olacak. Sarı-lacivertlilerin kritik randevuda kuşkusuz en önemli avantajı psikolojik üstünlük. Tüm teknik, taktik, form durumu, kalite gibi etkenleri değersiz kılan bir özellik bu.

Yakın tarihte Galatasaray'ın pek çok kez “bu sefer tamam” diyerek geldiği Kadıköy'den eli boş dönmesi hâlâ hafızalarda. Fenerbahçeli futbolcuların atmosferin etkisiyle ekstra performans sergilediğine hep şahit olduk. Bunun sahadaki taktiğe de olumlu yansımaları olacaktır. Neticede Advocaat ile değişen oyun planı yüksek kontrasyon ve mücadele gerektiriyor. Diğer bir deyişle, Fenerbahçe ancak çok koştuğu zaman başarılı olabiliyor. Zira taktiğin özü hızlı oyuna dayanıyor. Galatasaray eğer savunmayı önde kurarsa sarı-lacivertlilerin ekmeğine yağ sürer.

Sıkıntı olabilecek konulardan biri rakip takımın geriye yaslanması. Uzaktan şut kullanmadıkları ve kanatlarda etkili olamadıkları için bu duvarı aşmakta zorlanabilirler. O zaman mutlaka forvette oynayacak isim (muhtemelen Van Persie) desteklenmeli. Kritik görev Aatif'a ve Volkan Şen'e düşüyor.

Önemli bir dezavantaj da Mehmet Topal ve Lens'in eksikleri. Top kapma süresini düşürmenin önemi büyük. Eğer oynayacak duruma geldiyse Ozan Tufan'ı tercih etmek daha pozitif sonuç verebilir. Lens'in yokluğunu doldurmak ise daha zor. Volkan Şen'in pas tercihlerindeki başarısı ile Fenerbahçe'nin topu rakip kaleye taşıma sayısı doğru orantılı olacak.