Reklamsız Sözcü

Beşiktaş taraftarı ile Trabzonspor taraftarını zaman zaman birbirine benzetmişimdir. Adalet vurguları, futbolun güç odaklı statükosunu sorgulayan tavırları, agresiflikleri ve çoğu zaman kontrolsüz sevgileri. Birinde Boğaz'ın, diğerinde Karadeniz'in sert esen rüzgârlarının etkisi varmış misali… Bu yüzden iki takım arasındaki maçlarda seyir zevki veren futbolu, renkli tribünleri görmeyi hayal etmişimdir hep. Dün Vodafone Arena'da önce ‘Hırsız Beşiktaş' ardından ‘Kümeye Trabzonspor' tezahüratlarını duymak üzücüydü. 15 yıl Trabzonspor formasını giymiş, sembolleşmiş bir isim olan Şenol Güneş'in, eski takımının da şampiyon yaptığı takımın da taraftarlarına bu tezahüratları yakıştıramadığına eminim.

YÜKSEK TEMPO BOL POZISYON

Maçın hızlı başlayan ilk yarısında, N'Doye'yi ileride tek bırakıp hızlı çıkışlarla gol arayan Trabzonspor karşısında ilk 17'de 2 gol bulmak elbette ki Beşiktaş için büyük avantajdı. Ki bu sezon yediği 13 golün 10'unu 2. yarıda kalesinde görmüştü Trabzonspor. Hücum hattında organize olamadığı anlarda takım boyu uzayan ve bu açıdan kırılgan bir yapısı olan rakip karşısında Aboubakar 2 net pozisyonu değerlendiremeyince Beşiktaş gol beklerken kalesinde golü gördü. Bero'nun pasıyla Yusuf Erdoğan sağ ayağı ile kaleyi kesti ve skoru 2-1 yaptı.

İkinci yarıda Tolgay'ın oyundan çıkmasıyla orta alanda açık vermeye başlayan Beşiktaş'ta ayağına top gelmeyen Oğuzhan ve Cenk'in sahada kalıp Aboubakar'ın çıkması doğru bir hamle miydi tartışılır. İkinci yarı rakibe çok daha fazla pozisyon verse de maçı vermedi ve hanesine 3 puanı daha ekledi siyah-beyazlılar. Bu arada belirtmeden geçmeyelim: Onur, her iki yarıda da hatasız oynayan tek isimdi.