Reklamsız Sözcü

Meşhur bir İtalyan atasözü şöyle der: “La storia si ripete”. Türkçesi “Tarih tekerrürden ibarettir” olan bu atasözü hatırlatıldı dün İtalyan misafirlerimize. Napoli'de Beşiktaş taraftarına yapılan muamelenin tekrarı önce Sultanahmet'ten Eminönü'ne, oradan feribotla Harem'e; ardından 2. köprü üzerinden de Vodafone Arena'ya geçiş oldu. 510 kişilik Napoli kafilesine deyim yerindeyse kısa bir İstanbul turu yaptırıldı dün. Stadyumuna girişlerde de aynı titizlikte konukseverlik gösterildiğini unutmayalım.

TEMPO VAR, GOL YOK

Tempolu başlayan oyunda, istekli ama kontrolü de elden bırakmayan bir Beşiktaş izledik ilk yarı. Rakibin zaman zaman orta alanı hızlı geçerek bulduğu pozisyonlar tehlike yaratsa da siyah-beyazlılar soğukkanlılığını korudu diyebiliriz. Tosic'in sakatlanması ve Cenk'in oyuna girmesinin ardından Adriano'nun sol beke, Quaresma'nın sol kanada geçişiyle birlikte gole en çok yaklaşılan an Atiba'nın direkten auta giden vuruşu oldu. Her iki ayağını da kullanabilen bir kaleci olan Fabri'nin arkaya atılan toplarda bir libero gibi belirdiği, Gökhan İnler'in eski takım arkadaşlarına karşı etkisiz kaldığı da ilk yarının dikkat çeken unsurlarıydı. Rakibin ikinci yarıya daha agresif başlayacağını tahmin edebiliyorduk. Öyle de oldu. Milik gibi skorer bir pivot santrforun yokluğunda Napoli'nin hücumda tekleyebileceğini görmüştük. Callejon'un 51'de kazandığı pozisyonda Milik olsa top ağlarla buluşmuştu mesela… Beşiktaş'ın dakika 79'daki gol sevinci sadece 3 dakika sürse de dün alınan 1 puan çok önemliydi. Takımın 2 kilit oyuncusunun yokluğuna rağmen kendi evinde, kendi seyircisi karşısında kolay kolay pes etmeyeceğinin de göstergesiydi.