Reklamsız Sözcü

Metin Gören yazdı: Çatıdaki çatlaklar

Metin GÖREN yazdı...
08:2822 Eylül 2016
0
Metin Gören yazdı: Çatıdaki çatlaklar

Modern ve pahalı malzemeleri proje dışı ve ilkel bir şekilde kullanırsanız, övünerek yaptığınız binanın çatısından içeriye sızan yağmur suyunu, toz kümelerini önleyemezsiniz. Giderek büyüyen çatlakları ise kapatabilme şansınız hiç kalmaz, sıkıntı yaşarsınız.

Tıpkı, Türkiye Futbol Federasyonu örgütü gibi… Tıpkı; zengin ama dağınık, bir işi bitirmeden diğerine başlayan ‘Maymun iştahlılar' gibi… Geleceği görmeden başlanan ve sonuçları fiyasko şeklinde bitenler gibi… Dediler ki; “Yabancı oyuncu sayısını arttıralım…” Artırdılar. Hedef neydi? “Futbolumuzun kalitesini yükseltmek, oyuncu ve teknik direktörlerimize yurtdışında çalışabilme kapılarını açabilmek…”

Kalite yükselmedi, yükselmesi olanaksız… Oyuncularımızın yurtdışı transfer sayılarında gözle görülür bir artış oldu mu? Olmadı… Ve en hüzün vericisi 24 bin antrenör ordusundan merak ederim kaç kişi yurtdışında bir takım çalıştırıyor? İşler böyle olunca ibre başka yerlere kaydı,gemi karaya vurdu… Dedikodu üretimi birinci ağızdan medyanın en küçük birimlerine değin ulaştırıldı… Prim alış-verişi, Arda, Fatih Terim, Burak ve diğerleri yaylım ateşinde, medya manşet peşinde…

Sonuç: Çatıdaki çatlaklardan içeriye giren zararlı maddelerden Türk futbolu kendini soyutlayamadı… Sayın başkanın keyfi ise yerinde… Seçimle işbaşına geldiğinin tapu niteliğindeki belgesi cebinde ahkâm kesiyor… Ve emir-komuta zinciri (!) içinde işleri yürütüyor… Sayın başkana anlatmak gerekir, “Şampiyon takıma kupa vermekle, ligden düşen takımlara üzüntü iletileri göndermekle” bu işler yürümez.. Ne acıdır ki; bizim ülkemizde, bir taraftar canı gibi sevdiği takımının, hiçbir derbisini son yirmi yıldan bu yana çıplak gözle ve tribün keyfi yaparak izleyemedi… Yasak hemşerim…

Adını derbi koydular, ezeli rekabetin yüzyılı aşan renk armonisine… Aklına gelen bir şeyler söylüyor, yazıyor, çiziyor… Yeni sezonun ilk derbisi cumartesi günü, Vodafone Arena'da (Türkçesi) Beşiktaş'ın İnönü Stadı'nda… Klasik bir soru: Kim kazanır? Ve klasik bir yanıt: Dostluk kazanmalı…

Ve bilinmeli ki; futbolumuzun yıllardan beri bir türlü düzeltilemeyen çarpıklığı nedeniyle kesin favorinin olmadığı olamayacağı bir karşılaşma… Konuk Galatasaray sezona iddialı başladı, sürdürüyor.. Sarı-kırmızılılarda geri tepmesiz her türlü silah var… Örneğin; Derdiyok'un golatamama gibi bir derdi bulunmuyor…

Beşiktaş da öyle… Gökhan orta saha organizasyonunda rakiplerini inletiyor, Talisca çok merak ediliyor… Siyah-beyazlıların geçen yıl omzuna taktığı şampiyonluk apoleti ise bir moral üstünlüğü olabilir mi? Oyunun taktiksel açıdan değerlendirmesi Şenol Güneş ile Riekerink'in beyinsel marifetleri, oyuncu becerilerini üst düzeye taşıyabilme uğraşındaki çabaları olur… Biz; bu minval üzerine adını yorum koyduğumuz (kendi adıma) yazdıklarım, ‘Gevezelik' olmaz mı?… Açığa düşmemek, adımızı ukalaya çevirmemek için maçın sonunu beklemeliyiz… Beşiktaş-Galatasaray derbisinde en şanssız kitle, her zaman olduğu gibi yine taraftar olacak… Yasak hemşerim dediler ya bir kere…

Etiketler
metin gören tff
Son güncelleme: 09:12 | 22.09.2016