Reklamsız Sözcü

Oğuzhan mı Talisca mı?

Metin GÖREN yazdı...
09:3515 Eylül 2016
0
Oğuzhan mı Talisca mı?

Çarpık yapıları nedeniyle, “Sabır boyutları” kısa olan futbol kulüplerimizin, “Antrenör Kıyım” işlemi Kasımpaşa Teknik Direktörü Rıza Çalımbay'la start aldı. Kuşkusuz; içsel yapıdaki anlaşmazlıklar bu denli ayrılığı getirdi. Ancak; kıyım futbolumuzun sorunlar yumağından yürek yakan en önemli bölümdür. Kafası kızan, tepesi atan yönetimin suçlu arayışında mihenk taşı antrenörler olduğu sürece böyle geldi, böyle de gidecektir. Tam 22 bin üyesi olan Antrenörler Derneği çaresizdir. Devletin kendilerine sağladığı kısır olanaklarla, kısır bir döngüde çabalayarak varlığını sürdürmeye çalışan dernek, “Bunalım” noktasında çıkış yolu aramaktadır. Futbol federasyonunca her yıl açılan ancak yoğunluk nedeniyle içinden çıkılamaz bir düzeye ulaşan antrenörlük kursları, doluluk oranı yüzde yüze varan ve sıkıntı içeren sendrom konumuna gelmiştir. İşte böylesine bir kolaylığın mevcut olduğu ülkemizde, kulüplerin en kolay yaptığı işlem de “Kıyım” olmaktadır… Giden ağam, gelen paşam… Ancak, giden ve gelen arasında anlaşma konusunda hiçbir farklılık yoktur… Çünkü, “İşsizliğin” acımasızlığı ile kahvehane köşelerinde çile dolduran bir antrenörün bulabildiği ya da teklif aldığı, “Ekmek Parası” kaynağını, koşullar ne olursa olsun kabul etme gibi bir zorunluluğu vardır… Çünkü; sırada yüzlerce meslektaşı o işi kapabilmek için otuz takla atmaktadır…

1-Federasyon ürettiklerini, mamül bir konuma getirebilmek için sınırsız olanaklarını bir program çerçevesi içinde antrenörlere de sunmalıdır.

2-Futbolun içinde olmayı heves edenler, emeğinin karşılığını almak isteyenler ve bu gibi halleri prensip olarak kabul edenler şunu bilmelidirler; antrenörlük kolay iş değildir. Ve herkes antrenör olamaz… Bunun içindir ki; bu ülkede deve dişi gibi teknik adamlar, üç hafta sonra kıyılıyor.

TALISCA MI OĞUZHAN MI?

SORU: Beşiktaş konusunda ne düşünüyorsunuz?

YANIT: Kuşkusuz iyi şeyler… Ve hele Benfica karşılaşmasından sonra siyah-beyazlıların çok daha güzel futbol işlerine irice imzalar atabileceğini de… Ancak; komik goller yenmediği sürece… Rakip yarı alanda ve gol pozisyonu üretimindeki mükemmel gelişimin, son vuruşun gol vuruşu olmasını düşünerek… Ve Şenol Güneş'in, maçına göre oyuncu seçimi konusunda biraz daha kafa yormasını bekleyerek ve işine karışmak gibi bir haddimiz asla olamayacağını belirterek…

SORU: Oğuzhan mı, Talisca mı?

YANIT: Yanlış bir soru, asla yanıt verilmeyecek bir soru… İkisi de çok değerli klas oyuncular ve ikisi de Beşiktaş'a sınırsız hizmet verebilecek yetenek… Asıl soru; ikisi bir arada olur mu ? “Buyurun; Sayın Güneş. Bu soru sizin cevap kapsamı alanınıza girer..”

FENERBAHÇE’DE SİSTEM KARMAŞASI

Futbolun mucitleri İngiliz futbol adamları, taktik, teknik ve sistem gibi bu harika oyunun olmazsa olmazları konusunda, çeşitli tümceler oluşturmuşlar… İyiyi, daha iyiyi ve çok daha iyiye yönelik söylemlerin içinde benimde çok beğendiğim bir tümce vardır; “Oyuncular sistemleri oluşturur” der İngilizler. Ama; Fenerbahçe'nin Hollandalı Teknik Direktörü Advocaat hâlâ rakamlar arasında gidip, geliyor; “4-4-2, 4-3-3, 3-5-2”… Oysaki; futbolcu malzemesinin oyuncu yapısı, ne denli bir kurgunun oluşturulacağını sinyal dalgacıkları şeklinde belli eder… Sarı-lacivertli taraftarlar sabırsız, yönetim ne düşünüyor bilemem… Advocaat; Rusya'nın Zenith takımını zirveye taşımadan önce, hiç acele etmemişti.. Hatta gönderilme noktasına dek ulaşmıştı… Demek ki; Hollandalı taraftardan sabır istiyor… Ancak; Sabır, ‘ya sabır'a dönerse, işte o çok tehlikelidir..

FORMALAR TRİBÜNE ATILMAYACAK

Türk spor literatürüne altın harflerle yazılarak geçen Karşıyaka, 104 yıllık mazisinin, ekonomik boyutta belki de en sıkıntılı günlerini geçiriyor… Yeşil-kırmızılı kulübün önemli branşlarda, “Ayağını yorganına göre uzatma” ve kendi yağı ile kavrulabilme düşünceleri alkışlanmalıdır… Artık; profesyonel yapının, milyoner hovardalığı günleri bitmiştir… Tüm kulüplerimizin bu düşünce olmasını dilerim. Karşıyaka, geçiş süresinin daha kısa ve olumlu geçebilmesini sağlayabilmek için işe malzeme masraflarını aşağıya çekerek başladı… Bunlardan biri çok ilginç… Yönetim, oyuncularını uyararak; “Galibiyet sonrası formalarınız tribünlere atmayınız” dedi… Yönetimden ikinci bir uyarı da taraftarına gelebilir, “Size atılan formayı, atan oyuncuya geri gönder…”