Reklamsız Sözcü

Ordinaryüs Lefter'in en iyi arkadaşıydı. “Hep gülen yüzü ve sağ ayağının becerisiyle” ünlenmişti. Kendisini en iyi tanıyanlardan biri, 60'lı yıllarda İstanbulspor'da 5 yıl yan yana oynadığı Bülent Buda'ydı. İzmirspor'dan F.Bahçe'ye, sonra da sarı-siyaha geçen “Futbolun Bilgesi” Bülent'e göre, ‘Nezaketin Büyükelçi'siydi!..

Kasapoğlu için Buda: “Kasap derdik, Koço da. Küçüklerimiz de Kasap Abi. Kaleci Arap Yılmaz, Yıldırım, Bilge, Kel İhsan, Türker, Yalçın, Bahattin Baydar, Ata, Güngör, Yüksel ve Boncuk Ahmetli kadronun istikrar abidesi kaptanıydı. Vefa'da, Şeref Stadı'nın çamurunda idman yapardık. En son o terk ederdi idmanı.

Hep kaleye şut atardı antrenmanların sonunda. Penaltılardaki isabetinin önemli yönüdür bu. Üç büyüklerde oynamadan milli formayı kuşanandı. Kasapoğlu; iyi dosttu. Onun için gollerden, puanlardan önce dostluk gelirdi. Hani Orhan Veli'nin Yani Ustası'nın dostluğu gibi dostluklar! Yeteneklerini çok iyi büyütmüş, ustalığını, yorulmazlıkla birleştirmiş, eşsiz bir emekçiydi!”

Uruguaylı yazar Galeona ‘Gölgede ve Güneşte Futbol'da şöyle yazmış: “Ün denen o ılık yaz meltemi, bir teselli mektubu bile bırakmadan uçup gider!” Duruşuyla, davranışıyla, sağlam karakteriyle ‘Kuyruklu Yıldız' Kasapoğlu, -hiç mi hiç- ustan çıkmadı, ününü yitirmedi. Nâzım Baba'nın dediği gibi sol meme altında yürek adı verilen et parçası çarpana dek de adın unutulmayacak Kasapoğlu!.. Seni; sana göğü, yıldızları kucaklayıp getirtecek kadar çok sevmiş dostların var Koço,…bin yıl geçse de unutulmayacaksın Kasap!