Reklamsız Sözcü

Bir El Clasico hikayesi…

Sözcü yazarı Özlem Gürses, Arda Turan'ın forma giydiği Barcelona ile Real Madrid arasında oynanan El Clasico'yu yerinde izledi.
09:114 Nisan 2016
0
Bir El Clasico hikayesi…

Dünyanın en çok bilet satılan, televizyonlarda en çok izlenen, en çok reklam alan, en büyük heyecan dalgasını yaratan spor olaylarından biri. İspanyolların ve Katalanların futbol mücadelesi. Ve her boyutuyla Barcelona Kulübü'nün kapısında da yazdığı gibi “Mes que un club” “Futboldan çok daha fazlası”; El Clasico!

Özlem GÜRSES / ÖZEL HABER

Barcelona'nın evi Nou Camp Stadı'nda Barcelona–Real Madrid derbisini izledim. Tahmin edeceğiniz gibi futbol uzmanı değilim, bu yazı da bir teknik analiz olmayacak, böylesine büyük bir futbol gecesinin ‘medeniyete dair' notları olacak. DEV derbi için Barcelona hazır. Biletler haftalar öncesinden tükenmiş, en ucuz bilet 100 Euro civarında, 100 bin bilet satılmış. Koltuklar Türkiye'deki Passolig sistemine benzer bir yöntemle ‘abonelik'le doluyormuş statta.

 

Yıllardır Nou Camp'ta yan yana maç izleyen kuşaklar varmış… Her maç bir tür buluşma olurmuş, kimin çocuğu hangi okulda, evlendi mi bekâr mı muhabbetleri yapılırmış tribünlerde. Bu hikâyeleri dinleyerek hazırlanıyoruz maça. Beraber olduğum ekip “Çok kalabalık olacak, erken çıkalım yola” diyor. Ne kadar erken mesela? 50 dakika kala arabaya biniyoruz. Trafik sadece stada yaklaşırken sıkışıyor, yol boyunca da ancak 3 ya da 4 polis ekibi var, sakince duruyorlar kenarda. Makul kalabalıklar güle oynaya ilerliyorlar.

 

“Güvenlikten geçiş kim bilir ne kadar sürecek şimdi” diye düşünürken stat kapısından x-ray cihazsız, detektörsüz geçiyoruz, 10 saniyede! Bir kişi bilet soruyor, aynı kişi çok kibarca “Çantanızı açabilir misiniz?” diyor. Şöyle bir bakıyor, işte o kadar. Unutmayın, Avrupa'nın her köşesinde bombaların patladığı günler bunlar! Oturunca ‘WhatsApp' grubuma tribünde fotoğraflarımı gönderiyorum, bir arkadaşım, “Mini etekle El Clasico'ya gitmek de ancak senin yapabileceğin bir şey!” diye yazınca fark ediyorum. Doğru! Üzerimde bir kot kısa etek var! Ama ortam değil bir kadını rahatsız etmek, tam tersine makyajlı, etekli, genç ve yaşlı kadınla dolu…

 

Ben hayatımda hiç böyle bir futbol maçı izlemedim. Herkes çok heyecanlı ama aynı zamanda büyük bir spor olayına tanıklık etmenin keyfi içinde. Yemin ederim ortalık kadın ve çocuk kaynıyor! Herkesin elinde sandviçler, biralar, sohbet ediyorlar.

STATTA BİRA İÇMEK SERBEST

Biralar, evet! Statta bira içmek serbest. Efsane futbolcu Johan Cyruff'un anma videosu başlıyor, videonun finalinde hepimiz sandalyelerimize bırakılmış katlı kartonları açıyoruz: Gracias Johan; ‘Teşekkürler Johan' yazısı çıkıyor. 100 bin kişilik stat tıklım tıklım dolu, tek kişilik bile yer yok. Herkes keyifle maçı izliyor, çocuklar, kadınlar, yaşlılar… Arada kaçan goller, sert pozisyonlar olduğunda sadece kısacık bir ayağa kalkma ve bir nida, sanki bir uğultu. O kadar şaşırıyorum ki, yanımdaki Katalan arkadaşlara soruyorum “Bu mudur? Şiddet, kavga, küfür, hakeme şişe atma, ‘i…' diye bağırma, bozuk para fırlatma yok mu sizde?!!”

 

Gülümseyerek anlatıyor; 7-8 yıl önce statlara fanatiklerin ve holiganların girişi kısıtlanmış. Kulüp taşkınlık yapanlara bilet satmıyormuş; “Ama bizde şiddetten ve polisten çok korkar insanlar” diyor, “Belki de iç savaşın etkisi, şiddet travması çok yüksek, sevilen bir durum değil.” Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın en maço toplumu, kanı kaynayan Akdeniz ırkı, üstelik ayrılıkçı terörle uğraşmış bir coğrafya… Tribünlerde ezici biçimde Barcelona taraftarı var. Bu da bir süredir var olan uygulamaymış, El Clasico'da rakibe çok kısıtlı bilet veriliyormuş. Dünyanın her yerinden futbolseverler vardı. Bizim iki sıra önümüzde de Real Madrid taraftarı bir grup Arap, maçın sonunda ayağa kalkıp Barça'lı taraftarlara atkılarını açıp tezahürat yaptılar. “Hah, işte şimdi ortalık karışacak” diye düşündüm, tabii ki yanıldım! Barça'lılar iki üç ıslıkla yanıt verdiler, o kadar.

RONALDO'YU SEVMİYORLAR

Bu arada stadın her köşesinde Wi Fi var, bedava. Ve nasıl oluyor bilmiyorum, 100 bin kişi fotoğraf ve video gönderirken bile tıkır tıkır çalışıyordu! Maçı Real Madrid kazandı, 2-1. Barça'lılar pek takılmadılar skora, açık ara ligin lideri oldukları için. Barça yorulup maçı bıraktığında bile bizdekinden çok farklı bir futbol vardı. Hakemin golü saymaması en ufak bir reaksiyon almadı tribünlerden, kırmızı kart göstermesi de… Barça taraftarı Ronaldo'yu hiç sevmiyor! Top ayağına geldiğinde homurdanıyorlar. Maç bitti. 6 dakikada tüm stat dışarı çıkmıştı, gerginlik olmadan. Stadın önündeki ana caddede Real Madrid'li bir grup arabanın camlarından küfür ediyordu. Barcelona taraftarları önlerinden geçtiler, bakmadılar bile! Hayatımın ilk El Clasico'sunu işte böyle bir atmosferde izledim. Bir sonrakine ailemle, konsere gider gibi gideceğim. Medeniyetin ve kararlılığın yarattığı harika bir atmosferde hiç hoşlanmadığımı sandığım nefis bir futbol karşılaşmasını keyifle izlemek için…