Reklamsız Sözcü

“93-94 başarılı bir jenerasyon”

A Milli Kadın Basketbol Takımı'nın Başantrenörü Aziz Akkaya ve Menajeri Arzu Özyiğit, alt yapı ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.
17:1529 Mart 2016
0
“93-94 başarılı bir jenerasyon”

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın Başantrenörü Aziz Akkaya ve Menajeri Arzu Özyiğit, ay yıldızlı ekibin geldiği nokta ve basketbolun alt yapısıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundular.

Özel bir radyonun, ‘Repertuar Fazlası’ programına konuk olan Başantrenör Aziz Akkaya, gelinen noktanın sevindirici olduğunu belirtirken, 93-94 doğumluların başarılı bir jenerasyon olduğunu söyledi. Menajer Arzu Özyiğit ise “Bize ne veriliyorsa biz karşılığını veriyoruz.” dedi.

A Milli Kadın Takım Başantrenörü Aziz Akkaya, “1984 yılında kadın basketboluna başladım. O zaman Beşiktaş kadın basketbolunda bir markaydı. Hedefim Beşiktaş'ta yer almaktı ve bu da kısa bir sürede gerçekleşti. Orada çok önemli antrenörlerle, 24 sene çalıştım. Kadın basketbolunda şuanda başka bir platformda çalışmaya devam ediyoruz. Antrenörlüğünüzün yanında dürüst olmak lazım. Çok zor şartlar altında başlamıştık. Sonrasında kulüp çok iyi yerlere geldi.” diyerek, şu görüşleri dile getirdi:

“2006 senesinde Ümit Milli Takımlarla çalışmaya başladık. Macaristan'da ve Samsun'da bronz madalya kazandık. 93-94 jenerasyonun başarılı olduğunu düşünüyorum. Onlara şuanda da A Milli Takımda yer veriyoruz. Bana bazen çok kızıyorsun, bağırıyorsun diyorlar. Ben onları kadın olarak görmüyorum. Onları sporcu olarak görüyorum. Erkeklerde basketbol göze daha hoş geliyor. Ama kadınlara basketbolu öğretmek zor. Basketbol sadece saha içinde kalmıyor. Saha dışında da her şeyi paylaşabiliyoruz. Kadın basketbolunun hızına yetişmek için bir şeyler paylaşmamız gerekiyor. Çok fazla birliktelik var.”

“KİMSEYE AYRICALIK YAPMIYORUZ”

Kadın basketbol olarak sıkıntılı bir ara dönem olduğunu, 2000 jenerasyonu ve 1999'da boşluklar bulunduğunu belirten Aziz Akkaya, “Bu jenerasyonu doldurmaya başladık. Tüm Türkiye'de taramalar yaptık. Tüm bölgelerdeki antrenörlerimiz kulüp maçlarını izliyor. Yurt dışındaki oyuncularımız da mercek altında. Federasyonda her oyuncunun dosyası var. Oyuncuların hepsine numara verdik. O oyuncuların ismini tanımak çok farklı… O oyuncuları teker teker seçiyoruz. Biz kimseye ayrıcalık yapmıyoruz. Kimin faydası varsa o oyuncuları söylüyoruz. Ben altyapılarda çalışmaktan çok mutluyum. Oyuncuların yanı sıra antrenörleri de seçiyoruz. Birkaç yıl sıkıntı yaşayacağız ama 4-5 yıl içerisinde çok iyi oyuncular bize katılacak. Bu oyuncuların sadece basketbolundan değil eğitimi ve beslenmesine kadar çalışıyoruz” dedi.

Eğitici ve öğretici eksikliklerinden de bahseden Başantrenör Aziz Akkaya, antrenör yelpazesini arttırmak istediklerine vurgu yaparak, “Çok iyi firmalarda ve holdinglerin başında olan çocuklarımız var. Sadece bireysellik değil paylaşımı da öğreniyorlar. Kadın basketbolunda çalışanlar gönül işidir… Özellikle Anadolu'da çalışanlar… Anadolu'da bu işi yapmak çok zor. Herkes çocuğunun spor yapmasını ister. Herkes çocuğunun sağlıklı olmasını ister. Hangi sporu yaparsanız yapın, kötü alışkanlıklardan uzak kalırsınız. Bu bir salon sporu; kızları dışarıda oynatmak sakatlanması ya da hasta olması bakımından iyi değil. Çok iyi oyuncular var, seçiyoruz ama bu çocuklar ‘TEOG sınavım var' diyor… Kısa olanlar basketbola gönderiyor boyu uzayacak diye… Uzayan oyuncu zaten uzayacaktır. Gelecekte sporun çocuğa ne katkısı var, bunu görmek lazım… Velilerin de bir şekilde eğitilmesi gerekiyor. Spor yapması, kız ya da erkek çocuğunun gelişmesi açısından çok önemli. Çoğu okul artık yurtdışında tam burs veriyor. Ama eğitici konusunda çok geri kaldık. Antrenör yelpazesini arttırmak istiyoruz. Öncelikle çocukların spor yapması ve bu ortamı bulması lazım. Bizim doğuya verdiğimiz malzeme sayısı çok fazla. Bu basketbol adına çok güzel. Tüm Türkiye'den sporcular geldi ve biz bunlara malzeme yardımı da yaptık. Yeterli eğitimci sayımızı arttıralım… Biz 70-80 milyonluk ülkeyiz” ifadelerini kullandı.

Başantrenör Aziz Akkaya, bu işin gönül işi olduğunu da belirterek, öncelikle bir kere insanın elinin topa değmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Federasyonda eğitim kurullarımız var. Seminerler veriliyor sürekli… Oyuncu yetiştiren her antrenöre biz milli takımlarda görev vermeye çalışıyoruz. 2000 yılında federasyon beni ABD'ye gönderdi. Seminerlere gönderilen bir çok isim de var… Antrenörlük bölümü var akademilerde bu isimlerin sahaya inmeleri gerekiyor… Eskiden her takımda 1 antrenör çalışırken şimdi 5 isim çalışıyor… Bazı insanların da kendisi araştırmalı ve öğrenmeli… Kulüplerimiz ne yazık ki altyapı antrenörlerine değer vermiyor. Bu iş gönül işi… Antrenörlükte de sözleşme var artık… Bir çok hakkınız var. Eğer antrenör mutlu, huzurlu değilse o çocuklara o huzuru veremez… Altyapı antrenörlerinin daha tecrübeli isimlerden olması lazım… Orada da tecrübeli bir isim bulunmalı. Siz oyuncu yetiştiren bir sistem kuruyorsanız, antrenör de yetiştirmelisiniz. Okul salonunda çalışan oyuncu oluyor onu takip de edemiyorsunuz… Bu sistemin düzenlenmesi lazım” diye konuştu.

“OLİMPİYATLARDA DERECE YAPMAK İSTİYORUZ”

Ekrem Memnun ile yola çıkıldığında sadece Avrupa şampiyonasını değil olimpiyat ve dünya şampiyonasını da düşündüklerini belirten Başantrenör Aziz Akkaya, yabancı oyuncu meselesine de vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Herkese bir şekilde şans vermeye çalıştık. Bazı oyuncular kazandık. Sakat ve yorgun oyuncular da vardı. Çok geniş bir yelpazemiz var. Bizim için yaş önemli değil. Her yaşta oynayabiliyorsunuz. İlk hedefi geçtik artık olimpiyatlarda derece yapmak istiyoruz. Olimpiyatlarda takım olarak üst üste iki kez yer almış ilk Milli Takım olacağız. Bizi grupta zorlayacak tek takım Arjantin diye düşünüyorum. Avustralya ve Amerika Olimpiyatlarda yer alan önemli ülkeler. Avrupa'daki her takımı yenip, yenilebiliriz.

Türk oyuncular çok para istiyor diye bir mantık olamaz. Öncelikle kulüplerin bu işi kabullenmesi lazım. Futbolda da Galatasaray UEFA Kupası'nı kazandığında Türk oyuncuların katkısıyla kazandı. Sistem çok zor. Ben şuna inanıyorum, sahada en az 2 Türk oyuncu olması lazım. Kaliteli antrenör ve oyuncuların her zaman başımızın üstünde yeri var. Ama getirmiş olmak için yabancı oyuncu getirmemek gerekiyor. Kadınlarda takımlarımızda çok büyük bütçeler var. Ülke olarak güzel bir ülkeyiz. WNBA'de kazanamadıkları paraların 4-5 katını burada kazanıyorlar.”

Başantrenör Aziz Akkaya, yapılan çalışmalarda devletin kendilerine çok önemli bir destek sağladığına da dikkat çekerken, “Milli Takıma daha önce katkı veren herkese çok teşekkür ediyoruz. Gençlerin kaynaşma süreci içindeyiz. Üstümüzde çok büyük bir yük var. Biz geriye dönüş yapmak istemiyoruz ve çalışmamızla üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Önemli olan madalya kazanmak… Tarih ilk üçü yazar. Tabii ki madalya çok zor. Ama bizim hedefimiz olimpiyatlarda madalya almak… Devletimiz bize çok önemli bir destek sağlıyor.” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.

ARZU ÖZYİĞİT: SAVAŞTA BİLE TÜM YÜKÜ TAŞIYAN KADINLAR

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın Menajeri Arzu Özyiğit ise yaptığı açıklamada, alt yapı için yapılan çalışmaları değerlendirirken, “Bize ne veriliyorsa biz karşılığını veriyoruz” dedi.

Kadın basketbolcuların biraz daha duygusal olduğunu, bir maçtan sonra ağlayan bir erkek sporcu görmenin zor olduğunu ama kadın sporcuların hemen ağladığını da belirten Arzu Özyiğit, şöyle konuştu:

“Bir sporcuya ulaşmak için iletişim kurmak şart. Erkekler ile kadınlar çok farklı. Erkek basketbolcuların çok popüler olmasından dolayı eşleri gurur duyuyor. Bir sporcu evli ve başarılıysa mutlaka eşlerinin desteği vardır. Bu anlamda kadınlardan beklenti daha yüksek olabiliyor. Kadın-erkek eşitliği dünyada çok ciddi bir problem. Biz federasyon olarak bunun en az görüldüğü yerlerden biriyiz. Bize ne veriliyorsa biz karşılığını veriyoruz ve vermeye de hazırız.

Savaşta bile tüm yükü taşıyan kadınlardır. Erkeklerin bir maçtan sonra ağladığını çok zor görürsünüz. Ama kadınlarda öyle değil. Hep birlikte hareket ediyorlar. Ortaya yürek koyuyorlar. Kadın basketbolu mücadeleci bir basketbol. Savaşta bile tüm yükü taşıyan kadınlar. Bizim bir tek organizasyona ihtiyacımız vardı. Milli takımımızın bu kadar kısa sürede başarılı olması herkesin ilgisini çekti. Türkiye Basketbol Federasyonu'ndan çok büyük destek gördük. Bir sistem oturmaya başladı. Zaten mücadeleci bir ruhumuz vardı.”

Arzu Özyiğit, basketbol anlamında üst sıralarda olduklarına vurgu yaparken, “Ağabeyim basketbolcu oldu ve milli takımda da oynadı. Ben de basketbolcu olmak istedim ama babam buna sıcak bakmıyordu. Basketbol oynamama asla izin vermedi. Çok uzun boylu olursam evlenemem diye düşündü. Bu şekilde milli takıma kadar yükseldim. En son o da çok saygı duydu.” diyerek, şunları söyledi:

“Benim gibi mücadele eden çok insan var. Anadolu'da benim gibi tek başına mücadele edemeyip yarıda sporu bırakan çok insan da var. Kız çocuklarımız artık çok daha muhafazakar ortamda yetişiyorlar. Erken yaşta bırakmak zorunda kalanlar da oluyor. İnanılmaz taramalar yapıyoruz ama onun dışında kaçırdığımız isimler de oluyor. Ailelerin anlaması gereken; 15 yaşına kadar yapılan spor, çocuğun 50 yaşına kadar bir çok sağlık sorununu çözmesine neden oluyor. İyi olacak profesyonel sporcuları biz de seçelim. Almanya'da her 5 insandan birisi lisanlı. Almanya'da oran çok yüksek. Biz en alt sıralarda olsak da basketbol anlamında üst sıralardayız.”

Eski basketbolculardan önemli iş kadınlarının çıktığına da dikkat çeken Arzu Özyiğit, “Romanya maçı öncesinde Sportif Direktörümüz Barbaros Akkaş ile birlikte eski milli sporcularımızı antrenörlerimizi, menajerlerimizi, basketbola emek vermiş sporculardan bir kafile oluşturduk. Orada çok enteresan sahneler yaşadık. Çok memnun oldular. Manevi bir tatmin oldu ama; eski basketbolculardan inanılmaz önemli iş kadınları çıktı. Birisi bir bilişim firmasının Türkiye ve Afrika CEO'su. Bir tanesi Vakıf Başkanı ve inanılmaz başarılı isimler” dedi.

Arzu Özyiğit, hedeflerinin olimpiyatlara gitmek olmadığını orada başarılı olmayı da çok istediklerini belirtirken, “En başarılı şekilde Türkiye'ye dönmek istiyoruz.” iddiasını yineledi ve yabancı sporcuların devşirilmesiyle ilgili de şunları söyledi:

“Artık olimpiyatlara gitmek bize yetmiyor. Orada başarılı olmak istiyoruz. En başarılı şekilde Türkiye'ye dönmek istiyoruz. Sahaya girmeyi çok istiyorum. Rakipteki uzunu tutamadığımız zaman özellikle. Bu basketbolu biz de oynadık ama seviye her geçen gün daha da yükseliyor. Ülkemizde çok fazla yabancı oynuyor. Liglerde Türk oyunculara çok yer verilmemesi bizim için bir handikap. Bazı takımlarımızda ise yerli oyuncular iyi süreler alıyor. Türk oyuncuların tecrübe açığını kapatmak için daha fazla süre alması gerekiyor.

Başarı geldikçe sponsor gelirleri de artıyor. Ligimizin de sponsoru var. Bunlar Federasyon'un çabalarıyla oluşmuş şeyler… Ligimiz güçlü kalsın diye önemli çabalar harcanıyor. Türk Milli Takımı’nda oynayan Lara Sanders ve Kuanitra Hollingsvorth çok önemli karakterde oyuncular. 2005 Avrupa Şampiyonası'nda ilk kez devşirme oyuncu kullanmıştık. O sene hepimiz itiraz etmiştik. Ama diğer ülkeler kullanıyorsa biz de o hakkımızı kullanmalıyız.”

Arzu Özyiğit, Basketbol Federasyonu’nda çok iyi bir ekiple çalıştıklarına da dikkat çekerken, “Milli takımda olmak bir ayrıcalıktır. Benim oynadığım dönemde bu böyleydi. Hala da öyle.” diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Milli takımda oynamak profesyonel açıdan da çok önemli. Sporcuyken hep mutlu olduğum yerde kalmayı tercih ettim. Üç büyüklerde şampiyonluk yaşamış tek sporcuyum. Daha önce Birsel, Şaziye ve Neviye'yle birlikte oynadık. Hatta Işıl'la bile birlikte oynadık. Antrenörler çok değerli, oyuncular çok iyi… Ben aradaki ilişkiyi iyi yönetmeye çalışıyorum. Federasyonda çok iyi bir ekiple çalışıyoruz. Benim bağlı olduğum Sportif Direktörlük, Barbaros Akkaş'a bağlı… Çok iyi bir organizasyon içinde çalışıyoruz. Aziz Hoca bana her anlamda çok yardımcı oldu. İlk kez bu kadar büyük bir görevde birlikte çalışıyoruz.”