Reklamsız Sözcü

İsveç maçı öncesi Fatih Terim'in basın toplantısında dile getirdiklerinin üzerine uzun uzadıya fikir tartışması yapmamız gerekirken, biz yine işim kolayına kaçtık ve meseleyi sadece Volkan Demirel üzerinden okumaya çalıştık. Volkan Demirel muhakkak ciddi haber değeri taşıyor lakin Fatih Terim'in “model” olmakla alakalı söyledikleri bu sorunun da ötesinde. “İlk 11'e 11 destek” programına destek vermemiz, umursamamız gerekirken bazı soruları da sormamız gerek. Misal , Fatih Terim'in “EURO 2016'da Türkiye başarılı olursa ki yürekten buna inanıyoruz; bu düzenimizi de bir model haline getirmeyi hedefliyoruz” sözleri. Bir model oluşturmak için turnuvada derece almak hedef alınmamalı. Hedef bu programı kalıcı kılmak olmalı.

Bu noktada esas sorulması gerekeni de Fatih Terim'in şu sözleri üzerine soralım “ Dünya futbolu, Türk futbolu, maçlar, oyuncular, yeni teknikler, taktikler, performans analizleri, sağlık konuları, mental konular ile aklınıza gelemeyecek incelikte birçok detay üzerinde çalıştık. Spora bir bilim alanı, futbola ise bu bilim alanının en gelişmiş branşlarından biri olarak baktık. Meseleye sadece sahada oynanacak bir oyunmuş gibi değil, akademik düzeyde ön hazırlığı yapılan bir sistem olarak baktık.

Gerek bu sektörün içerisindeki ekiplerimizin, gerekse akademisyenlerin yani üniversitelerin bu alanda yaptığı çalışmaları masaya koyduk. Bu çerçevede belki de çok alışık olmadığımız veya daha önce rastlamadığımız bir ilki burada gerçekleştireceğiz” Bu çalışmayı niçin finaller öncesi değil de, elemeler öncesi yapmadık. Bir model oluşturabilmek adına yarışmacı mı olmak zorundayız, yoksa geliştirici mi? Bir husus daha var; futbol antrenörleri seminerinde Fatih Terim'in sunumunda yer alan “12” çözüm önerisinin kaç maddesini hayata geçirebildik?