Reklamsız Sözcü

MÖ. 500'de Wu devletinde (şimdiki Çin) yaşamış ünlü Çinli komutan, filozof ve askeri bilge Sun Tzu şöyle der:

“Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler, kazanma ustası olanlar korkmazlar, akıllılar dövüşmeden kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.”

Taraftarın muhteşem gösterisi ve yağmurla başlayan maçta herkes Fenerbahçe'nin Lokomotiv ve Beşiktaş maçında olduğu gibi baskı kurarak oyunu Braga'nın sahasına yıkacağına düşünüyordu. Pereira, bu iki maçın aksine daha kontrollü, top rakibe geçtiğinde geriye çekilen, topluca hücuma çıkmaya çalışan bir görüntü çizdi. Adını hemen koyalım: Kazanmasına rağmen korktu Portekizli!

Çok koşan, agresif oynayan ve hızlı hücuma çıkan Braga'yı iyi tanıyan Portekizli Pereira, ilk önce gol yemek istemedi, oyunu tutmak istedi. Rakip, Ahmed Hassan üzerinden zaman zaman arkaya sarkmak için iki üç hamlede de bulundu. Burada Kjaer'in ve Caner'in kademe anlayışı rakibe fazla fırsat vermedi. Braga, klasik 4-4-2'yi çok güzel uyguladı ve sanki evinde oynar gibi rahattı.

KORKARSA İŞİMİZ ZOR

İlk yarıda Fenerbahçe'nin sıkıntısı şuydu: Oyunu Braga'ya bırakmamak için hamle yaptı ancak hücumda çoğalamadı, RVP'yi bir kez ceza sahası içinde topla buluşturdu. Övülen Şener ve Alper sahanın görünmeyenleriydi.

İkinci yarıda da aynı anlayışla sahaya çıkan Fenerbahçe kalesinde zaman zaman tehlikeler yaşadı. Kjaer'in zamanında müdahaleleri defansı ayakta tuttu. Ne zaman bastı kanarya, o zaman gol pozisyonu buldu, rakibi çıkarmadı. Bu da 50-60 arasında oldu. Mehmet Topal'ın kişisel becerisiyle bulunan gol ise 82'de geldi.

Sanki Portekiz'de oynayan bir görüntü çizen sarı-lacivert forma, deplasmanda da böyle oynarsa, korkarsa işimiz zor…

Sahanın iyisi: Kjaer

Sahanın kötüsü: Şener, Alper ve Pereira.

Sahanın hayal kırıklığı: Sessiz duran taraftar