Reklamsız Sözcü

Fenerbahçe kadrosunu gördüğümüzde, geçmiş maçları da hatırlayarak, endişelenmemek mümkün değildi. Ama Vitor Pereira'nın dersine çok iyi çalışmış olduğuna ve rakibini de hamlesiz bıraktığına tanıklık ettik. Dikkat çeken nokta, Ozan'ın santrfor arkasında oynamak mecburiyetinde bırakılmamasıydı.

OZAN, oyunun akış yönüne Nani- Gökhan ve Volkan-Caner ikilisine yardıma giden, oyunu rakip adına daraltan üçüncü kişi oldu. Bu kurgu Ozan'ın pasör özelliklerini de ortaya çıkardı. Gol öncesi Ozan'ın oyunun yönünü çabuk değiştirmesi golün de hazırlayıcı olan etmendi. F.Bahçe'yi sahada farklı kılan etmen rakip analizi ve ‘high line' oyun planıydı.

KJAER ve Alves ‘high line' kurguda savunma çizgisini orta sahaya mükemmel çıkarttılar. Bu sayede oyunun tüm toplar da F.Bahçe'de kaldı. Caner ve Gökhan da oyuna çok iyi derinlik katınca, Nani ve Volkan serbest dolaşan RVP çevresinde efektif olmaya başladılar. Josef ve Ozan'dan beklenen ekstra ceza sahası koşularını yapma fırsatı buldu.

PEREIRA'NIN rakip analizine de şapka çıkartmamız gerekiyor. Rakip, zaten bir sol bekini mecburen sağ bek oynatmak zorunda kalmış ve en önemli oyuncusu stoper Corluka'nın yokluğunda ideal savunma kurgusundan uzaklaşmıştı. Vitor Pereira işin kolayına kaçıp Caner ve Volkan'la bu bölgede üstünlük kurmaya çalışabilirdi. Ancak kendi analizine sadık kaldı ve defolu sol bek Denisov'un üzerine oyunu yıktı.

Gol öncesi Ozan'ın topu hemen o bölgeye çevirmesi, Gökhan'ın sadece ilk yarıda 6 müthiş bindirme yapması, kazanılan topların hemen rakip sol bek üzerine yönlendirilmesi, 2. golün Denisov sorumluluk alanında Josef'ten gelmesi tesadüf değildi. Robin van Persie statik kalmadığı gibi, orta sahaya ve kanatlara deplase olarak gerektiğinde pasör özelliklerini de kullandı ve harikulade ön direk koşularıyla da ‘ideal santrfor' özelliklerini gösterdi.

Son güncelleme: 09:51 | 17.02.2016