Reklamsız Sözcü

Fenerbahçe’ye şike kumpasını kim kurdu? (4)

AMK, yılın haber golünü atıyor. Aytunç Erkin "Fenerbahçe'ye şike kumpasını kim kurdu?" sorusuna cevap veriyor.
13:5815 Şubat 2016
0
Fenerbahçe’ye şike kumpasını kim kurdu? (4)

AYTUNÇ ERKİN / FENERBAHÇE YAZI DİZİSİ

Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe'yi hedef alan ‘şike' soruşturmasının bugüne kadar üzerine gidilmemiş bir bölümü var! O da Fenerbahçe üzerine hazırlanmış ‘Gölge Proje' olayı! Peki neydi bu proje? Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 12 Aralık 2014'te sunduğu ‘şikâyet dilekçesinde' kumpas detaylı bir şekilde anlatılıyordu ve iddiaya göre polis memuru Lokman Yanık'a da bu kumpasta rol verilmişti. Yıldırım, soruşturmanın soyut, gerçek dışı iddialar, hukuka aykırı ve varsayımlardan başladığını şöyle iddia ediyordu: “Soruşturma dosyasının ilk evrakı 14.11.2010 saat 22.30'da Lokman Yanık isimli polis memurunun Gasp Büro Amirliği'ne Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'nda derdest olan bir soruşturmaya atıf yaparak akabinde soyut ve genel geçer ifadelerle çeşitli isimler Türkiye'de hiçbir ceza mevzuatında suç olarak düzenlenmeyen şike fiilini suç olarak kabul edip suçlamalarda bulunduğu ‘rapor' başlıklı yazıdır.”

BOCHUM'DAKİ SKANDAL

Polis memuru Lokman Yanık'ın ‘Rapor' başlıklı yazısı incelendiğinde karşımıza gerçekten ilginç iddialar ve ilişkiler ağı çıkıyor. Raporda, Bochum Savcılığı'nın 2009'da Almanya'daki bahis şebekesiyle ilgili başlattığı soruşturma yer alıyor. Hatırlatalım, soruşturmanın kapsamı ilk aşamada yalnızca Almanya ile sınırlıydı. Ancak soruşturma derinleştikçe skandalın boyutu da büyüdü. Sonunda uluslararası çapta bir inceleme başlatıldı. Bochum Savcılığı, Türk polisiyle de işbirliği yaptığı soruşturmada Türkiye'den de 74 maçı incelemeye aldı, bu çerçevede Türkiye'de de 70 şüpheli gözaltına alındı. İşte tam da bu noktada, Aziz Yıldırım için hazırlanan ‘Gölge Proje'ye geliyoruz.

sedat-peker-15-02

Foto: AMK

SEDAT PEKER… OLGUN PEKER…

Polis memurunun hazırladığı raporun başlangıcında, Bochum'daki illegal bahis operasyonunun Türkiye bağlantılarına değiniliyor, ardından yazının ana temasına geçiliyor. Lokman Yanık'a göre, Sedat Peker isimli bir suç örgütü vardır, bu örgütün futbol dünyasında uzantıları (Olgun Peker, Mecnun Otyakmaz) bulunmaktadır, bunlar çeşitli kulüpler ile ve Federasyon'da bağlantılara sahiptir, futbolculara tanınan askerlik koşullarından futbolcu olmayan kişiler de yararlandırmaktadırlar, kendilerine bağlı futbolcuları değerlerinin üzerindeki bedeller ile başka kulüplere satılmış gibi göstermektedirler, Olgun Peker adına açılmış 26 ayrı futbolcu menajerlik şirketi bulunmaktadır. Yıldırım savcılığa verdiği dilekçesine şöyle devam ediyor: “Lokman Yanık isimli söz konusu polis bu istihbarata basın yayın organlarında çıkan haberlerden ulaşmıştır. Bu konuların mağduru veya müştekisi olanlar araştırılmıştır. Bunun sonucunda en çok mağdur olan kulübün Giresunspor olduğu anlaşılmış ve İstanbul ilinde ikamet eden Giresunspor Başkanı Osman Çırak ile resmi olmayan bir görüşme yapılmıştır. Mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilen bu gayri resmi görüşmede Osman Çırak isimli şahıs Olgun Peker ve Giresunspor özelinde bazı beyanlarda bulunmuştur. Görüleceği üzere soruşturmayı başlatan ve asayiş şubede görevli Lokman Yanık isimli polis memuru her nedense saat 22.30'da kaleme böyle bir rapor almak mecburiyeti duymuş, tamamen dayanaksız bir kısım iddiaları rapor haline getirerek hazırladığı raporu Gasp Büro Amirliği'ne sunmuştur. Raporunun dayanağı kişisel duyumları, gazete haberleri ve kimin, ne zaman, nerede yaptığı belli olmayan ve her hangi bir tutanağı da olmayan bir gayri resmi görüşme olmuştur.”

Foto: AMK

Foto: AMK

RAPOR ÜZERİNE RAPOR HAZIRLANDI

Ve bu raporla birlikte ‘film' sarmaya başlamıştır. Lokman Yanık'ın raporu, Asayiş Şube Müdürü Yener Ülgütol imzası ile 23 Kasım 2010'da (S.b.05.1.EGM.4.34.(16755).22115-2700 sayı ve ŞİKE VE BAHİS İDDİALARI konulu yazı ile) Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderiliyor. Lokman Yanık imzası ile hazırlanıp Gasp Büro Amirliği'ne sunulan Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından Organize Şube Müdürlüğü'ne gönderilen ‘Rapor' üzerine 30 Kasım 2010'da Soner Koç imzalı ‘Rapor' hazırlanıyor. Dilekçeden devam edelim:

“Bu rapor hemen hemen Lokman Yanık isimli polis memurunun hazırladığı raporun bir tekrarı mahiyetindedir. Raporun diğer rapordan en önemli farklılığı ise (raporun 2.nci sayfasında) Olgun Aydın isimli şahsın ortağı olduğu Refleks Menajerlik Şirketi'nin ismen zikredilmesi ve şirket ortakları Özcan Üstüntaş ve Bülent Uygun isimlerinin raporda yer almış olmasıdır. Bu rapor üzerine, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç imzasıyla 01.12.2010 günü 529514 sayıl yazı ile soruşturma talimatı verilmesi talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuru yapılmıştır. 02.12. 2010 günü 2010/2287 no'lu soruşturma dosyası açılmış ve dosya Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin imzasıyla Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'e tevdi edilmiştir. Ardından Organize Şube Müdürlüğü'nün 07.12.2010 tarihli Emniyet Amiri Ahmet Kalender imzası ile Olgun Peker, Hakan Karaahmet, Özden Tütüncü, Selim Kımıl, Candemir Sarı, Murat Yakarışık, Adil Şahin ve Mesut Erdoğan haklarında telefon dinleme talebinde bulunulmuştur. Bu yazının ekinde Mustafa Okumuş tarafından imzalanmış 07.12.2010 tarihli talep formu, aynı tarihli Nazmi Ardıç uygunluk yazısı ve 8.12.2010 tarihli Zekeriya Öz olur yazısı mevcut olup, talep İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Ömer Diken tarafından 08.12.2010 tarihinde kabul edilmiştir. Bu noktaya kadar olan süreçte (tüm raporlar içeriğinde Özcan Üstüntaş, Bülent Uygun ve Ömer Cincil adları geçmesine rağmen bu üç kişi hakkında hiçbir iletişimin denetlenmesi kararı talep edilmemiş ve bunun sonucu olarak da herhangi bir iletişim denetlenmesi kararı verilmediği görülmektedir. Buna karşılık bu noktaya kadar haklarında hiçbir rapor olmayan kişi hakkında örgüt kurmak ve örgütün faaliyetleri kapsamında iletişimlerinin denetlenmesi kararı verilmiştir. Yine soruşturmanın daha başında 15.12.2010 tarihli (İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin Hâkim Davut Bedir imzası ile) dosya üzerinde kısıtlama kararı verilmiştir.”

3 TEMMUZ’UN PROJE NUMARASI: 2010/10

Ve Lokman Yanık isimli polis memurunun hazırladığı raporla başlayan sürecin can alıcı noktasına geliyoruz. Yıldırım altını çok net çiziyor:

“Bu soruşturmada da (Şike) ‘proje' şeklinde isimlendirilen bir gölge dosyanın varlığıdır. Zira gerek bu aşamada gerekse ilerleyen aşamalarda görüleceği üzere soruşturma, söz konusu proje kapsamında sürdürülmüştür. Projenin yazarı; bilahare soruşturmaya dayanak olan fezlekeye uygun şekilde olayları ve bilgileri proje havuzunda toplamakta, bunları ya doğrudan ya da dolaylı olarak delillendirmeye çalışmakta, delil bulamadığı noktaları kendi kişisel değerlendirmeleri ile tamamlamakta, lehe olan ve yazılan proje hikâyesi bozan tüm delilleri ise proje dosyasında bırakmaktadır. Keza proje hikâyesinin başlangıçta öngörülen ve fakat gerçekleşmeyen kısımları da proje dosyasında bırakılmaktadır. Bu şekilde daha soruşturmanın başında amaçlanan sona uygun kişi ve deliller toplanarak projenin senaryosu gerçekleştirilmekte, olaylara uygun bir senaryoyu kaleme almak yerine olaylar senaryoya uygun şekle getirilmektedir. Yasadışı şekilde elde edilmiş deliller toplandıkları havuzdan projeye aktarılmakta, makul ya da basit şüphe şeklinde isimlendirilecek hiçbir emare yokken havuzdan projeye aktarılan yasal olmayan deliler ile ulaşılan veriler ilk kez elde edilmişçesine soruşturma dosyasına teknik takip dayanağı olarak sunulmaktadır. 3 TEMMUZ SORUŞTURMA DOSYASININ PROJE NUMARASI 2010/10 olup; bu numaraya ekte sunulan bazı evraklardan ulaşılmıştır.”

YARIN: ŞİKE DOSYASINDA ‘BALYOZ’UN NE İŞİ VAR?

Son güncelleme: 14:06 | 15.02.2016