Reklamsız Sözcü

ORTALAMA bir futbolsever asla para verip Galatasaray maçına gitmez. Televizyon başında otursa Galatasaray'ın futboluna en fazla 10 dakika tahammül edebilir. Haftalardır şunu fark ediyorum; İş zorunluluğu olmasa Galatasaray'ı ne statta ne televizyonda izlerim!

Akhisar, rakibinin eski gücünde olmadığını bildiği için gayet cesur başladı maça. İki ayaklı mücadelenin ilk turunda avantajı ele geçirmek için de bu gerekliydi.

Galatasaray oyunu asla domine edemese de bir şekilde 3-4 usta ayağının becerisi ile kontrolü ele alabiliyor. Sarı- kırmızılı ekip, 10 dakikalık Akhisar fırtınası dindirdikten sonra rakibi de kendilerine benzetti. Uyutan futbol iki ekibe de sirayet etti. Çok az pozisyonun olduğu maçta, Akhisar adına ilk yarının en önemli fırsatında Muğdat Chedjou'yu formasından çekip avantaj sağladı, vuruşunda Muslera'nın becerisi olmasa hakem Mete Kalkavan adına ciddi tartışılacak bir pozisyondu. Üstelik bu pozisyonda Muğdat sarı kart görmeliydi. Hakemlerimiz birçok maçta forvet oyuncuların savunma oyuncularına arkadan yaptıkları faullerde kartı atlıyor. Sanki hücum oyuncularının arkadan faul yapma ayrıcalığı var. Ayrıca Sneijder'in rakibine kalkan ayağı da net sarı kartlıktı, Kalkavan onu da atladı.

Mustafa Denizli Bilal'i orta alana, Carole'ü sol beke çekerek mevcut kadro yapısı içinde taşları ilk kez en doğru şekilde kullandı.

İlk yarıdaki uyuşuk futbol 2. yarıda nefis bir kupa mücadelesine dönüştü. Sneijder kaçırdı, kontrasında Muğdat müthiş getirdi, Rodallega mükemmel vurup resmen Muslera'yı avladı. Denizli çöküşe el koydu ve Bilal'i kenara alıp, takımında kaliteyi eksiltip dinamizmi arttırdı. Sabri'nin girişi ile birlikte peş peşe 2 golle tur için önemli bir avantajı da cebine koyup döndü. İlk yarı kaleye isabetli şutu olmayan G.Saray, 2 değil 4 gol atıp işi hepten bitirebilirdi ama son vuruş beceriksizliği farkın artmasını önledi.